İKİNDİ SOHBETLERİNDE KONYALI AŞIK ŞEM’İ KONUŞULDU

Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARI konferans öncesinde yayınlanan kitaplarını tanıtarak kütüphaneye bağışlanmak amacıyla Koyunoğlu Müzesi Müdürü Hasan YAŞAR’a kitaplarını hediye etti.


İKİNDİ SOHBETLERİNDE KONYALI AŞIK ŞEM’İ KONUŞULDU

Konya Büyükşehir Belediyesi ile Konya Fikir ve Sanat Adamları Derneği ve SÜ Selçuklu Araştırma Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği Yaşayan Konya Hafızası İkindi Sohbetlerinde bu hafta Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARI “Konyalı Âşık Şem’i” konulu bir konferans verdi.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARI, “Mecnun’u çöllere düşüren, Ferhat’a dağları deldiren, Şeyh Gâlib’in Hüsn ü Aşk’ında denizi aşmak için mumdan gemilere bindiren duygu aşk’tır. Bizi buraya toplayan da Âşık Şem’i’nin aşkıdır.” diyerek sohbete başladı.

1773-1841 yılları arasında yaşayan Âşık Şem’i hakkında SARI, “Konya kahvelerinde yetişen bir şairdir. Esas ismi Ahmed’dtir. Dedelerinden birisinin adı olan Şem’i mahlasını alır. Babası Mehmet Ağa’nın mesleği olan helvacılığı babasının ölümünden sonra bir müddet devam ettirir. 30 yaşından sonra kendi gayretiyle eğitim alarak hece ölçüsünün yanında aruz vezniyle de şiirler yazar. Silleli Hacı Abdülkadir Ağa’nın kızıyla evlenir. Bu evlilikten üç çocuğu dünyaya gelir. Günümüzde soyundan gelenler Konya’da yaşamaktadır.” dedi.

ŞEM’İ’DE HEM MEVLEVÎLİK HEM DE BEKTAŞÎLİK YÖNÜ VARDIR

Âşık Şem’i kendisini; ‘Mahlasım Şem’i dir biladım Konya / Bir kenar sahrada olmuşum peyda / Bizim bağa girmez bülbül-ü şeyda / Kimse bilmez ne buy, verir gülüm ben’ dizeleriyle ifade eder. Bektaşî şeyhi kendisinin iyi bir Mevlevî olabileceğini söylemesi üzerine Mevlevî Şeyhi Bostan Çelebi’ye teslim edilir. 21 yaşındayken mevlevîhaneden ayrılır. Bektaşî olan Âşık Dertli ile Mevlevî olan Hemdem Çelebi en yakın arkadaşlarıdır. Celâliye Vakıflarının gelirlerini toplama işi verilir. Varlıklı olan Hemdem Çelebi’nin Meram’daki konağında düzenlenen sazlı sözlü toplantılara katılır. Mevlevilik yönünü “Mevlevî’yim Mevlevi’yim pirimiz Mollâ-yı Rum / Şah-ı kutbü’l-ârifindir ser-firaz-ı evliya” şeklinde ifade eder.

Sazıyla sözüyle halk edebiyatı ürünleri vermiştir. Bu dünyadan elini eteğini çekmeden dünyadaki imtihandan geçmek gerekir. Aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin yanında yazdığı hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri halka yakındır. Şiirlerinde Konya’nın mahallî hayatının izleri vardır. İnceden inceye maddî konularla ilgili serzenişleri vardır. Padişah tarafından kendisine çarşı ağalığı (belediye başkanlığı) görevi verilir. Arkadaşı Sururî ile İstanbul’a gider, Şah İsmail’in kahvesinde kendisini küçük görenlere şiiriyle cevabını verir.

ŞİİRLERİYLE HACCI ARZULAMASI

Maddi durumu iyi olmayan, giyimine özen göstermeyen Şem’i’nin hac ibadetini çok arzuladığını belirten SARI, “ Hemdem Çelebi’nin yardımıyla; ‘Sene bin iki yüz kırk ikide Şem’î geda / Sebeb-i Hac ile cânân iline eyle sefer’ dizelerinde belirttiği gibi 55 yaşında hac ibadetini yerine getirir. Peygamber sevgisiyle irticalen; ‘Günahım boydan aşkındır begâyet yâ Resulallâh / Umar bu hasta-i dil hazretinden yâ Resulallâh’ şiirini okur. Hac dönüşü eşini kaybettikten sonra ikinci evliliğini yapar. Hacı Şemi, mahlasını kullanmaya başlar. ‘Bülbülden bir nidâ geldi güllere / Sefâsın sürmeden geçti gidiyor / Üftadeler yalın ayak yollara / Ağlayı ağlayı düştü gidiyor’ şiiriyle ölümünün yaklaştığını belirtiyor. Atilla İlhan’dan Arif Nihat Asya’ya kadar birçok şair kendisinden etkilenmiştir.” dedi.

Program sonunda Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARI’ya Abdullah DEMİR tarafından günün anısına hediye takdim edildi.