Kur'an Yetmiyor mu?-I


Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51)

 

Yüce Allah birçok ayetinde Kur’an'ın bütün durumlarımızı kapsayan, her örnekten açıklamalarda bulunan, noksansız ve yeterli bir Kitap olduğunu bildirir. Ancak buna rağmen aralarında din adamlarının da bulunduğu kimi kişiler, Kur'an'ın yeterli olmadığı konusunda ittifak eder, dini yaşamayı zor ve karmaşık gösterir, Kur'an'a ilaveler yapmaya kalkışarak adeta dinimizi içeriden çökertmeye çalışırlar.

 

Kur'an'ı yeterli görmeyen bu kimseler, hurafelerle Kur'an'ı karıştırarak, ayetlerden Kur'an'da bulunmayan hükümler çıkarırlar. Al-i İmran Suresi, 78. ayette, “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. "Bu Allah Katındandır" derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.” buyrulur. Kur'an’ın açık hükümleriyle hareket etmeyen bu kişiler, ayette de haber verildiği gibi, Allah’a karşı yalan söylerler.

 

Dini içinden çıkılmaz hale getiren, zorlaştıran, Allah’ın kolay kıldığı yolunu karmakarışık hale getiren, hurafelerle insanları adeta labirente sokan kimi ‘din adamları’nın Kur’an dışı bazı ifadeleri şöyle:

 

*"Doğrusunu bilmiyorlar, Kur'an'dan dini öğrenince böyle oluyor."

 

*"Şöyle bir kelime yaygınlaşıyor Türkiye'de. Bu bir şerdir. Şerdir; altını çiziyorum. Bu çağımızın en büyük mikrop ve bid'atlerinden biridir. Tek bir kutsalımız var kitap, Kur'an diyorlar."

 

Allah’ın dini öğrenmemiz için gönderdiği kaynak Kur'an'dır. Kur'an Allah'ın kelamıdır. Allah bizimle Kur'an'dan konuşur, bizi oradan muhatap alır. Kur'an şifadır, berekettir, karanlıktan aydınlığa çıkaran nurdur. Kur'an'a uymanın şer gibi olduğunu iddia etmek din dışıdır. 'Mikrop’, 'bid'at' ifadeleri ise Allah kelamı hakkında saygısız ve uygunsuz bir üsluptur.

 

Kur'an samimi her Müslümanın kutsalıdır. "Bana Kur'an yeter" ifadesini çağımızın en büyük fitnesi olarak gören din adamlarına söylemek isterim ki Kur'an'ı kendince yetersiz görmektir fitne olan.

 

Allah Kur'an'ın eksiksiz, noksansız, tamamlanmış olduğunu haber verirken, bu gibi ifadeler haşa Allah'a ve En'am Suresi, 38 ayetteki, “Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık” hükmüne kafa tutmak gibi adeta.

 

"Hadisin Kur'an'a ihtiyacından fazla, Kur'an'ın hadise ihtiyacı vardır" iddiası ise dehşet vericidir. Rabbimiz, "doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur." (En’am Suresi, 115) buyururken.

 

Kur'an Müslümanlığını sapıklık olarak görmek İslam dışıdır. Kur'an'ı yaşamak Peygamber(asm)'ın sünnetidir. Asıl sapıklık, Peygamberimiz(asm)’a atfedilen yüzlerce uydurulmuş hadisi, hurafeleri 'din' gibi görmek, bunlara uyup, Kur'an’ı terk etmektir. Çünkü hadisler değil, Kur’an Allah’ın koruması altındadır.

 

Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz. (Hicr Suresi, 9)

 

Allah`ın Kitabı ve Onun hayata geçirilmiş hali olan Peygamberimiz(asm)’ın uygulamaları inanan insanlara yeter. Kendilerince Kur'an'ı yorumlayan bu kimselere sormak gerekir; Kur'an’ın gerçek anlamda uygulanması sırasında hangi eksiklikle karşılaşmışlardır?

 

Allah, birçok ayette Kur'an'ın yeterli olduğu konusunda insanları uyarır. “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin” buyurur. Böyle yapanların Allah'a karşı yalan uydurmuş olacaklarına dikkat çeker. "Allah'a karşı yalan uyduranlar ise asla kurtuluşa ermezler.” (Nahl Suresi, 116)

 

Allah, Kur'an dışı helal ve haramlar uydurarak Kendisine iftira atanların hüsrana uğrayacaklarını bildirir ve onlar hakkında "gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır." (Enam Suresi, 140) hükmünü verir.

 

Yine En'am Suresi'nde hiçbir bilgiye dayanmaksızın Kendisine karşı yalan uyduran kimseleri Allah, zalim olarak nitelendirir ve hidayete erdirmeyeceğini haber verir. Ve sorar Allah: "Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye (emr)ettiği zaman şahid miydiniz?" (Enam Suresi, 144)

 

Allah, Peygamberimize(asm)’a, ayetler apaçık belgeler olarak okunduğunda, "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" diyen cahillere şöyle cevap vermesini buyurur: "De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)

 

Kur’an Müslümanlığı ifadesini –haşa- Peygamberimizi dışlamak olarak anlamak iftiradır, en başta Kur’an’a terstir. Birçok ayet Peygamberimizin görevini çok açık haber verir.

 

Maide, 67-Rad, 40- Ankebut, 18 ve 50- Neml, 92- Gaşiye, 21. ayetlerde Peygamberimiz(asm)’ın görevinin sadece apaçık tebliğ olduğu haber verilir.

 

O öğüt vericidir, uyarıcıdır. Resûlullah’ın görevi Kur’an’ı tebliğ etmek, toplumu bilgilendirmektir. Yaşadığı Kur’an ahlâkı ile O bizim için en güzel örnektir.

 

“Allah'tan başka İlah olmadığına ve Benim O'nun elçisi olduğuma şehadet ediyorsunuz değil mi? Öyle ise müjdeler olsun. Bu Kur’an öyle bir iplik ki, bir ucu Allah'ın elinde, bir ucu da sizin elinizdedir. Ona yapışınız. Ondan sonra dalalet ve tehlikeye asla düşmezsiniz.”  (Ramuz El-Ehadis, 1. Cilt, s. 7, no.4)

 

Haftaya aynı konuya devam etmek dileğiyle..