Rektörle özel bir kavgamız yok


       Yazıma başlamadan konuyla alakalı bir hususa açıklık getirmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Rektör Yusuf Şahin Beyle ilgili bana gönderilen bir yazıyı paylaşmıştım. Bu yazımdan sonra benim Rektör Beyle özel bir problemim varmış gibi bazı bilinen kişiler tarafından şahsıma yorum ve özel yazılarla beni itham edenler oldu. Aslında ben bu konu ile ilgili yazmak istemiyordum. Ama konuyu yazmak durumunda mecbur bırakıdım.

      Öncelikle şunu söyleyim ki, ben Sayın Rektörün ilimize Rektör yardımcılığından tutun, Rektörlüğü dönemi de dahil ne bir talebim oldu, ne de bir isteğim olmadığı gibi bir gün olsun makamına çıkmadım. Hatta hiçbir şekilde 5 dakika olsun özel görüşmem bile olmadı.

      Oldu ise Sayın Rektör Bey bunu kamuoyu ile paylaşabilir. Böyle bir durum da benim kendisi ile ilgili ne şahi bir problemim olabilir ki? Kendisine karşı en ufak bir husumetimde söz konusu değildir. Zaten de böyle bir problemim olamaz.

      Ben 2008 yılından bugüne herkes Fetö çorbası içerken ben bu örgütü sürekli eleştirmişimdir. Bundan dolayıda tehdit bile edilirken, Fetönün mağdur ettiği birinci derece yakınım bulunmaktadır. Bundan dolayı ben bu camiayı hiç sevmedin yakında olmadım.

      Bundan dolayı bu örgüte karşı olan bir gazeteciyim. Bunun içinde bu örgüt ile bağlantısı olanlar beni sevmez bende onlara yakın olmam. Hele bu konuda dedikodular varsa bunun izah edilmesi ve açıklanmasından yanayım. Hele önemli bir kurumun başında bulunuyorsanız.

      Yusuf Beyle ilgili son dönemlerde yönü ve yöntemi ne olursa olsun. Birkaç ulusal basın organında şahsı ile ilgili yazılar ve belgiler yayınlanıyorsa, buna sessiz kalmamsı lazım. Benim bugüne kadar neden sessiz kaldığı ile ilgili itirazım var. Eğer bu yayınları tekzip etmeyip veya dava konusu etmeden susuyorsanız insanların algıları farklı olur.

       Yoksa bizim Üniversite gibi bir gözbebeğimizi yıpratmak gibi bir derdimiz olamaz. Hemde Aksaray düşmanı değil sevdalısı olan bir insanız. Susmak olayı kabullenmek demektir. Susma kardeşim bizde senin arkanda olalım ve sahiplenelim.

      Bir önemli kurumun başına idareci olarak atanan muhafazakar birisine muhafazakar bir gazetecinin düşman olması gibi bir durum abesle iştigaldir. Hatta saldıranlarında karşısında durmasını bilen bir gazeteciyim.

       Bunu sormak menfaatçilik mi? Üniversiteden ne zaman talebimiz olmuşta bizi menfaatçilikle suçlayan arkadaşlar bunu isbat etmeliler edemezlerse namerttirler. Başka menfaatçiler varsa beni ilgilendirmez, ama ben yazımın başında izah ettiğim gibi böyle bir durum varsa Rektör Bey çıkar açıklar.

       Ben eski Rektör Mustafa Acar Beyi bir sefer ziyaret ettim. O da 17 Aralık operasyonu sonrası idi. Masasının üzerinde Fetö yayınları alenen duruyordu, başka yayında yoktu. Ben hatta kendisini uyarmak durumunda kaldım ama bizi tiye bile almadı. Hatta Yusuf Beyle ilgili atama ve nakil işlemlerini kendisine verdiğini söylemiştir.

      İster istemez böyle bir Rektörün getirdiği yardımcısı hakkında endişe edebiliriz. Yoksa ben kendisi hakkında yayınlar yapan basın organlarının ne olduğunu çok iyi bilen birisiyim. Üstelik bu yayın organlarına şiddetle karşı birisiyim.

      Ben yayın yolu ile yapılan iddialara itiraz edilmeyince endişe etmekte haklı değilmiyim? Neden Fetö örgüt yayın ve televizyonlarında yazı ve program yaparken, diğer islami kesime yakın organlarda yazıp programa çıkmadın diye sormak hakkımız değil mi?

      Allah üzerimizde şahit, benim Rektör Yusuf Beyin şahsı ile en ufak bir kişisel problemim yoktur. Kendisine karşı husumetim de yoktur. Ben kendisi ile ilgili yazılıp çizilen iddialarla ilgili neden cevap vermiyor ona takıldım. Ha dedikodular olur onları muhatap almayabilirsiniz. Ama yazılı olarak hakkınızda ulusal yayınlar yapılıyorsa ona karşı savunma hakkınız olmalı. Haksız yere bizi itham edenler herhalde ne demek istediğimi anlamışlardır.