Vatanın kıymetini bilmek


     Ülkemizde vatansız sığıntı gibi yaşayan göçmenleri görünce kızıyoruz ya. Kızmayın onlara, kimse vatanını terk edemez. Vatanını seviyormuş gibi içimizde vatanın kıymetini bilmeyen vatan hainleri az değildir. Siyasi ve kişilere kızıp yaşadığı vatan topraklarına düşmanlık yapanları herhalde görüyorsunuzdur. İşte asıl vatan düşmanları ve vatan hainleri bunlardır. Kendi vatan evlatlarına kurşun sıkacak kadar gözü dönmüşler vatan hainidir. Hala mahkeme koridorlarında hesap soracağız diye bağıranlar haindir.

     Vatan, üzerinde yaşanan bir toprak parçasıdır, bir coğrafyadır. Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır. Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür, canlar verilir. Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir. O zaman bu coğrafyanın taşı toprağı, dağı, ırmağı başka anlam taşır. Herbiri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur. O toprak parçası hemen baş tacı edilir. Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. (Süleyman Hayri Bolay )

      Bunun için Mithat Cemal; “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyor. Aynı şekilde Orhan Şaik; “Her taşı bir yakut olan bu vatan, can verme sırrına erenlerindir.” diyor. Yine bunu için Mehmet Akif; “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyor.
     Vatan, onu kuran milletin hayat kaynağı, varlık ve güvenlik temelidir. Bağrından çıkan millete maya olur, beşik olur, kucak olur, mezar olur, ebedi yar olur, taht olur, baht olur, kendi gökkubbesi, kendi kainatı olur.
       Vatana, anayurda siyasi, askeri hakimiyet alanı, devlet ülkesinin bir bölümü olmaktan üstün bir mana ve değer kazandıran husus milletin bu zemin üzerinde başkalarının kıdem, üstünlük ve ortaklık iddialarına imkan bırakmayacak ölçüde çoğunluk ve sürekli sahipliği temsil etmesi; kendi kültür ve seciyesinin silinmez mührünü vurması; bu zeminle madden olduğu kadar manen de bütünleşmiş olmasıdır. Vatan milletin sürekli mekanı, ebedi ikametgahıdır.
      Şehitler ve Gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, ecdadımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalıçarşılar ve çeşitli sanat eserleri üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir. O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerinde büyük rolü vardır. Vatan gibi ortak tarih ve kültür de bu el emeklerinden doğar. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir, derinlik kazanır.

      Vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de, din duygusudur. Özellikle islamiyetin verdiği “şehitlik” makamı hiçbir dinde yoktur, bu motif hiçbir dinde gözükmemektedir. Bu şehitlik motifi bizim tarihimizde zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir. 
      Vatanımıza, dilimize, dinimize, kültürümüze, tarihimize, örf ve adetlerimize sahip çıkmalıyız. M.Âkif bu görevi şöyle ifade etmiştir;
      “Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
      Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”
       Milletimiz uzun ve derin tarihî boyunca hep bu şuurla yaşamıştır. Kendisine daima birleşik ordular halinde saldıran düşmanlarla savaşmak zorunda kalmış; çetin muharebeler, sert mücadeleler sonunda, varlığını kabul ettirmiş, tarihi boyunca hür yaşamıştır. İlel ebet hür yaşamaya devam edeceğiz, yeterki birlik olalım.