Deccaliyet Kan İstiyor


Deccalî fitnenin tüm dünyayı kapsadığı günümüzde terör, anarşi, saldırı, soykırım ve katliamlar yaşanıyor, birbirine düşman olan gruplar ülkeleri kana buluyor, masum insanlar, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar zalimce katlediliyorlar.

 

Hakiki bir Müslüman, samimi bir mümin Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi, “hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey, fitne ve anarşidir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 566)

 

Müslüman bozgunculuğa taraf olmaz, zalime ve zulme karşı olur. Ancak Deccaliyet bugün her durumda yaptığı gibi Kudüs konusunu da bir çatışma, karmaşa ve zulüm haline getirmek istiyor. Kudüs’ü ve dünyayı kan gölüne çevirmek istiyor. Deccal, Müslüman ve Musevi kanı istiyor.

 

Vicdanlı insanlar buna “dur’” demeli. Kötü olmak daha kolay, bu sebeple çok kötü var. İyi olmak için güçlü bir vicdan lazım, vicdanı kasmamak, boğmamak lazım. Problemler vicdan kullanarak çözülür, savaşla, kan ve düşmanlıkla değil. Kudüs Ruhu İttihad-ı İslam ile korunur. Yapılan gösterilerde İttihad-ı İslam haykırılmalıdır. (http://gundemanaliz.com/ )

 

Bir zulme maruz kalındığında, zulümden o toplumun ya da ülke insanlarının tümü sorumlu tutulamaz. Allah Katında, zulümden yalnızca zulmü yapan sorumludur. Zalimlerin zulmünden, masum insanların da sorumlu tutulması ne Kur'an’a ne de akla ve mantığa uymaz. Müslüman, bir insana Musevi ya da Hıristiyan diye düşman olamaz. Her toplumun zalimi olabilir. Kur’an’da Musevi, Hıristiyan düşmanlığı yoktur.

 

Her dinden insan için Kudüs mübarek bir şehir. İsrail Kudüs’ü başkent yapmaktan vazgeçmeli, Kudüs daha da genişletilmeli, şehir merkezi imar edilip tarihi dokusuna zarar verilmeden güzelleştirilmeli. Dünyanın her yerinden inanan insanlar rahatlıkla gelebilmeli; Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar birlikte huzur içinde ibadetlerini yapabilmeli.

 

İnançlı, samimi, vicdanlı ve sağduyulu Hıristiyanların, Musevilerin ve Müslümanların çatışmaya, kavgaya ve savaşlara sürükleyen sebeplerin ortadan kalkmasına vesile olmak için birlik olması zorunludur. Farklılıklar çatışma sebebi değildir. Tevrat da, İncil de, Kur’an da “öldürmeyeceksin!” der.

 

Ey İsrail halkı! Biz Müslümanlar sizi Tevrat’a çağırıyoruz...

 

Yeremya (Jeremiah) 7

 

Tapınağa Güvenmek Yararsızdır

 

1 RAB Yeremya'ya şöyle seslendi:

 

2 "RAB'bin Tapınağı'nın kapısında durup şu sözü duyur. De ki: "'RAB'bin sözünü dinleyin, ey RAB'be tapınmak için bu kapılardan giren Yahuda halkı!

 

3 İsrail'in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki: Yaşantınızı ve uygulamalarınızı düzeltin. O zaman burada kalmanızı sağlarım.

 

4 "RAB'bin Tapınağı, RAB'bin Tapınağı, RAB'bin Tapınağı buradadır!" gibi aldatıcı sözlere güvenmeyin.

 

5-6-7 Eğer yaşantınızı ve uygulamalarınızı gerçekten düzeltir, birbirinize karşı adil davranır, yabancıya, öksüze, dula haksızlık etmez, burada suçsuz kanı akıtmaz, sizi yıkıma götüren başka ilahların ardınca gitmezseniz, burada, sonsuza dek atalarınıza vermiş olduğum ülkede kalmanızı sağlarım.

 

8 Ne var ki, sizler işe yaramaz aldatıcı sözlere güveniyorsunuz.

 

9-10 Çalmak, adam öldürmek, zina etmek, yalan yere ant içmek, Baal'a buhur yakmak, tanımadığınız başka ilahların ardınca gitmek, bütün bu iğrençlikleri yapmak için mi bana ait olan tapınağa gelip önümde duruyor, güvenlikteyiz diyorsunuz?

 

11 Bana ait olan bu tapınak sizin için bir haydut ini mi oldu? Ama ben görüyorum neler yaptığınızı!' diyor RAB.

 

19 İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.

 

23 Onlara şunu buyurdum: Sözümü dinlerseniz, ben sizin Tanrınız, siz de benim halkım olursunuz. İyilik bulmanız için her konuda size buyurduğum yolda yürüyün.

 

24 Ne var ki, dinlemediler, kulak asmadılar; kendi isteklerinin, kötü yüreklerinin inadı doğrultusunda yürüdüler. İleri değil, geri gittiler.

 

25 Atalarınızın Mısır'dan çıktığı günden bu yana, size her gün defalarca peygamber kullarımı gönderdim.

 

26 Ama beni dinlemediniz, kulak asmadınız. İnat ederek atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız.'

 

27 “Onlara bütün bunları söyleyeceksin ama seni dinlemeyecekler. Onları çağıracaksın ama yanıt vermeyecekler.

 

28 Bunun için onlara de ki: 'Tanrısı RAB'bin sözünü dinlemeyen, ders almayan ulus işte budur. Bana bağlılıkları yok oldu, bağlılıktan söz etmez oldular.

 

Bu çağrıdan hepimiz ders çıkarabiliriz aslında. Çağrı önce kendi nefsimize tüm uluslara, tüm insanlığa olsun. Allah yardımcımız olsun.

 

İsrailoğulları'na şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)