İki Zaferden Biri…


"Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya Kendi Katından veya bizim elimizle size bir azap dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz. (Tevbe Suresi, 52)

Şehadet ve zafer; her ikisi de Türk milleti için güzelliktir. Türk, şehadetten korkmaz. Allah yolunda şehadet, cepheye giden kınalı kuzuların da onları kınalayıp gönderen anne babaların da duasıdır.

Geçtiğimiz hafta şehit olan Jandarma Astsubay Çavuş Mehmet Dinek, şehadetinden saatler önce ailesine gönderdiği cephede çekilmiş son fotoğrafında ne diyordu; "Biz öldük mü ki vatan bölünsün?”

Afrin Operasyonunda kahpe, kalleş, bölücü terör örgütüyle girilen çatışmada şehadeti tadan Jandarma Astsubay Çavuş Abdullah Taha Koç’un babası, gece vakti çalan kapısını açtığında askeri yetkilileri gördüğünde eşine nasıl sesleniyordu; "Gözün aydın hanım, şehit anası oldun.” Şehit ailelerinin tevekkülü muhteşem maşaAllah. Allah sabır ve tevekkülü her birinin kalbine raptetsin.

Şehitlerimiz aslanlar gibi mücadele edip, aslanlar gibi Allah’a kavuşuyorlar. Allah Kur’an’da şehitler için, “sevinç içindedirler” buyuruyor. Onların sevincini reddetmek, Kur’an'ın ayetini reddetmek olur.

“Şehitlerimizin varlığı milletimiz için onurdur. Zer âleminde şehit olarak yazılmış olanlar sırası gelince şehit olarak çağrılıyorlar. Şehitlerimize Allah kaderde en güzel makamı nasip etmiş, vakti geldiğinde onları o güzelliğe alıyor. Dünya geçici, imtihanı zor. Ne mutlu onlara, makamlarına imreniyoruz. Şehitler ölü değildir diridirler. Sevinç içindedirler. Onlar için mahzunluk, korku ve üzüntü yoktur... Şehit definlerinde dram müziği istemiyoruz. Biz milletçe şehitlerimizle onur duyuyoruz, şehitlerimizi onurla sevinçle uğurluyoruz. “Yüreğimizden vurulduk”, “evlere ateş düştü” gibi üsluplar Müslüman milletimize yakışmaz. Milletimizin inancına ters olan bu üslubun tüm basından ve tüm açıklamalardan kaldırılmasını istiyoruz. Yiğitlerimiz “biz düğüne gidiyoruz” diyorlar. Onların bu yiğitliğine karşılık, şehit olduklarında dram müzikleri çalmak, dram konuşmaları yapmak şehitlerimizi rencide eder.... Şehitlerimize yas tutmayı teşvik edenler farkında olmadan PKK’nın isteğini gerçekleştirmiş oluyor. Halbuki PKK’nın hedefini ortadan kaldıracaksın. Tam tersini yapacaksın. Ağlayın diyorsa güleceksin. Müzik dinlemeyin diyorsa dinleyeceksin. Neşelenmeyin diyorsa neşeleneceksin. Hayat dursun diyorsa hayatı canlandıracaksın. Hiçbir şehidin, hiçbir aslanın uğurlandığı yere ağlayanlar gelmesin. PKK’nın aradığı bu zaten. Hiç istemeseler de bu PKK propagandası oluyor. Başı dik, kabadayı, delikanlı olanlar gelsin.” (http://gundemanaliz.com/)

Şehadet, en yüksek şerefle Allah Katına alınmak, orada ağırlanmaktır. İmanlı insan için şehadet onurdur. PKK’lı, PYD’li, YPG’li şerefsizler, şehit verdiğinde Türk halkının yılgınlığa kapılacağını zannediyorlar. Oysa tam aksine azmimiz ve şevkimiz artıyor. Bu vatanı, bu milleti asla bölemeyecekler. Bu hayaldir, bunu unutsunlar.

Münafıklar, şehitliğin kaderde çok yüksek bir makam olduğuna inanmazlar. Peygamberimiz(asm) zamanında yiğit sahabe Allah yolunda savaştan asla kaçmıyor, münafıklar ise çeşitli mazeretler ileri sürüyor, aptalca bahanelerle, ahmakça, “bizi göz göre göre ölüme sürüklüyorsun” diyorlardı.

Şehitliğin ne kadar büyük ve onurlu bir makam olduğunu bilincinde olmayanlar acayip tepkiler veriyor, anlamsız söylemlerde bulunuyorlar. Bizler ise şehitlerimizin her birine imreniyor, gıpta içinde her biriyle iftihar ediyoruz. Şehadet dünyadan ayrılmanın en güzel halidir. İnanan insan için en güzel sonuç şehadettir. Allah bizlere de nasip etsin. Duamızdır.

“Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder." (Buhari, Cihad 5, 21; Müslim,İmaret 108, 109, (1877); Tirmizi, Fedailu’l-Cihad 13, (1643); Nesai, Cihad 30, 6, 32)