SOMUNCU BABA FİLMİ VE BİZ


Somuncu Baba Sinema Filmi’nin ikinci etap çekimleri Mart ayı sonuna doğru başlayacak. Filmin 2015 sonbaharında vizyona gireceğini, başrol oyuncularından Furkan Palalı birkaç gün önce Face hesabından yazdı. Efendim bizde hemen paylaştık elbette. Başka türlü bu filmi nasıl ulusal duyurabiliriz? Nitekim konumuzda bu.

            Ülkemizde her yıl kaç sinema filmi gösterime giriyor bilmiyorum. Ancak bunun pek fazla olduğunu, Türk film endüstrisinin oldukça geliştiğini söylemeye gerek yok. Dolayısıyla sektör içinde kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Filmleri gişelerde memnun edecek kitle sınırlı. Türk halkının, bütün tanıtımlara rağmen sinemada film seyretmeye çok meyyal olmadığı da ortada. Bunun yanı sıra TV dizilerinin halkımızın söz konusu görsel ihtiyacını da epey karşıladığını görüyoruz. Bu durumda bir sinema filminin rağbet görmesi için ciddi tanıtıma ihtiyacı var. Özellikle o sinema filmi tarihî bir yapım ise rekabete ayrı bir boyut gelmiş durumda. Zira TRT başta olmak üzere pek çok kanalın bir tarihî dizisi var. Bu dizelerin de sevilerek seyredildiğini görüyoruz. Öte yandan TV’lerin söz konusu hizmetinin, sinemadaki tarihî yapımların pastasına ortak olduğunu da ifade edelim. Hâsılı kelam sinema yapımlarının ciddi ulusal tanıtıma ihtiyacı var.

Mevzu bahis tanıtım, reklam kuşakları ile olmuyor elbette. Zira işin tabiatında bu yok. Sinema filmlerinin tanıtımları uzun soluklu bir iş. Henüz kameralar start demeden başlıyor/başlamalı. Şöyle böyle bir filmin çekileceği, kadrosunda şu bu isimlerin yer alacağı, yönetmen Ali Veli'nin kamera arkasına geçeceği vs cümlelerle ilgili filmin ulusal basın ile sosyal medyada yer alması temin ediliyor/edilmeli. Aynı tarz haberler, filme dair kamera ışıklarının ilk yanışı ile yeniden başlıyor/başlamalı. Çekimler start aldı, oyuncular filmin heyecanını paylaştı, yönetmen damga vuracağız şeklinde açıklamada bulundu şeklindeki haberlerle devam ediyor/etmeli. İlgili film çekimleri bitene kadar ulusal basına ve sosyal medyaya konu/malzeme olacak haberler üretiliyor/üretilmeli. Yine bu aşamada, yönetmen ve başrol oyuncularının yazılı ve görsel medyada filme ve rolüne dair röportajlarının çıkması temin ediliyor/edilmeli. Sosyal medyada hesaptan hesaba bu haberler aktarılıyor/aktarılmalı, paylaşılıyor/paylaşılmalı. Nihayet filmin çekimleri bitiyor. Gala haberleri devreye giriyor/girmeli. Filmin vizyona girmesi münasebetiyle ulusal basında yer alırlığı zirve yapıyor/yapmalı. Yönetmen ve oyuncular TV’lerden radyolara, gazetelerden dergilere, Face’de twiter’a yer alıyor/almalı.

Efendim Medya Dr böyle düşünüyor. İşin medya boyutunu böyle görüyor/görmeli. Şimdi esas soru şu; Peki bütün bunları kim yapacak? Filme fikrî altyapı hazırlayan senarist Sayın Mahmut Ulu ile İl Kültür Müdürü Mustafa Doğan mı? Yoksa filme sponsor olan, tek tek gezerek bakanlıkların da desteğini alan, film ekibinin ağırlanmasına kadar her yönüyle ilgilenen Sayın Reis Haluk Yazgı mı? Onlar elbette bu değindiğimiz hususları yapacaklar/yapmalılar. Başka kim yapacak? Filmin yapımcısı ve yönetmeni Kürşat Kızbaz yapacak. Şüphesiz ona işini öğretecek değiliz. Peki, yeter mi?

 Somuncu Baba Sinema Filmi, Aksaray’ın başardığı bir ilktir. Çok büyük bir tanıtım fırsatıdır. Bununla beraber bizim bu filme değer verişimizin en önde gelen sebebi, Somuncu Baba hz. gibi bir değerimizi anışımız ve ona sahip çıkışımızdır. Burada belirtelim. Tanıtım işine dönersek; Ey! Aksaray yeterince tanıtılmıyor diyenler ve yerinden boş boş saydıranlar ya da biz bu tanıtıma nasıl katkıda bulunabiliriz, nerde bu devlet demekle bir yere varamayız, her şeyi kurumlardan bekleyemeyiz, marka olan şehirler kurumları ile mi marka oldu, sivil toplumu, kendisini şehrinden sorumlu gören insanları olmadan şehirler yürüyemez diyen Aksarayseverler işte size bir tanıtım vesilesi. Ürün ortada. El birliği ile ürünümüzü ulusallaştıralım. Duyuralım. Nasıl mı?

Yukarıda ifade etmeye çalıştık; her türlü ulusal medya bağlantısı olan Aksarayseverler, bu bağlantınızı, nazınızı, ağırlığınızı bu filmin kendisinin veya yönetmeninin yahut oyuncularının görsel ya da yazılı basına konu olmasını sağlayabilirsiniz. Böyle bir imkânı olanlar belediye kültür ya da basın işlerine yahut İl Kültür’e ulaştıklarında gerekli yönlendirmeleri öğrenebilirler/öğrenmeliler. Yok, benim ulusal medya gücüm yok. Ben nörüyüm diyenler; siz de sosyal medyayı kullanabilirsiniz/kullanmalısınız. Şahsi hesaplarınızda filme dair paylaşımlar yapabilir, basına çıkan haberleri paylaşabilir, yönetmen Kürşat Kızbaz ile oyuncu Furkan Palalı gibi isimlerin, belediye ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün sosyal medya hesaplarındaki filme dair paylaşımları paylaşabilirsiniz.

Birkaç güzel örnek verebiliriz; Medya Dr. Aksaray68 isimli bir Face hesabının Somuncu Baba paylaşımlarına rastladı. Yine Aksaray Belediyesi’nin ürettiği bir haber Medya Dr’yi mest etti. Haberin başlığı, Somuncu Baba filmi için Hasan Dağı’nda bulunan Furkan Palalı donma tehlikesi geçirdi şeklindeydi. Pek çok habere konu oldu. TRT ile irtibatı olan bir Aksaraysever, filmin oyuncularını bir programa konuk etmeye çalıştı. Sanırım olmadı. İnşallah daha güçlü bağlantılar çıkacaktır. Bununla beraber TRT Aksaray muhabiri boş durmadı. Haberini yaptı. Turizm Müdürü Mustafa Doğan, filmin esaslı bir haberini yapmak için Yeni Şafak ile temas kurdu. İnşallah yakında okuruz. Şehrimizde yaşayan Murat Örs isimli bir Aksarasever’in Twiter hesabında onlarca paylaşımını gördük; Eh dedik, sevinerek bizi geçmişsin. Elbette bizim haberimiz olmayan pek çok örnek ve çalışma vardır. Ancak gerek ulusal basında gerekse sosyal medyada en azından Aksarayseverlerin hesaplarında dahi büyük oranda bir sirkülasyon olduğunu söyleyemeyiz.

Hasılı kelam, Aksarayseverleri ulusal basınla temas kurmaya çağırıyorum. Belki bir telefonunuz, bir selamınız, bir ricanızla Aksaray’ın milyarlar dökse yapamayacağı şehir tanıtımını yapacaksınız. İnşallah.

Vesselam.