Tövbenin kabulü ile ilgili bir kıssa


 

Bu gün tövbelerin kabulü ile ilgili bir kıssa paylaşmak istiyorum. Bu mübarek ayda tövbelerin kabul olduğu bir ay olması hasebi ile bol tövbe edelim. Rabbım hiçbir zaman Müslüman kulunun tövbesinin kapısını kapatmamıştır. Resulullah döneminde 7 yıl boyunca ölenlerin kefenlerini soyarak geçimini sağlayan Uğuru Abbas kıssasını paylaşacağım. Hatta ölmeden kefen parasını veren bir hanımında kefenini soyup kendisine ilişiyor. Bu kıssa bazen din görevlilerimiz tarafından da anlatılır. Mutlaka günahlarımıza tövbe edelim. 

«Bir gün Hz. Ömer. (ra) Peygamberimizin (asm) huzuruna ağlayarak girdi. Peygamberimiz O'na: «Niçin ağlıyorsun» dive sordu. Hz. Ömer: «Kapıda bir delikanlı var, öylesine aylıyor ki, yüreğimi yaktı» diye cevap verdi. 

Peygamberimiz (asm) Hz. Ömer'e «Onu içeri al» buyurdu. Delikanlı ağlayarak içeri girdi. Peygamberimiz (asm) ona «Ey delikanlı, niçin ağlıyorsun?» diye sordu. Delikanlı «Ey Allah’ıin Rasûlü! Birçok günahıma ağlıyorum, bana kızgın olan Allah'tan korkuyorum» diye cevap verdi. 

Peygamberimiz ona «Allah'a ortak koştun mu?» diye sordu. Delikanlı. «Hayri» dedi. Peygamberimiz: «Hâksiz yere adam öldürdün mü?» diye sordu, delikanlı «Hayri» dedi. 

Bunun üzerine Peygamberimiz delikanlıya «O halde yedi kat gök, yedi kat yer ve dağlar kadar bile olsa. Allah günahlarını affeder» dedi. 

Delikanlı «Yâ Rasûlallah (asm)! Benim günahlarım bunlardan daha büyüktür» dedi. Peygamberimiz (asm), delikanlıya: «Senin günahların Kürsî'den daha mı büyük?» diye sordu, delikanlı: «Evet, daha büyük» diye cevap verdi. Peygamberimiz delikanlıya: «Senin günahların mı, yoksa Arş mı daha büyüktür» diye sordu. Delikanlı: «Günahlarım daha büyük» diye cevap verdi. 

Peygamberimiz delikanlıya: «Senin günahların mı büyük, yoksa Allah’ın affı mı?» diye sordu, delikanlı: «Hiç şüphesiz Alla daha büyük ve uludur» diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz delikanlıya: «Hiç şüphesiz, kocaman bir günah yığınını ancak ulu olan Allah affeder, O'nun ulu bağışlayıcılığı bu yeğini silebilir.» dedi. 

Daha sonra Peygamberimiz delikanlıyı «İşlediğin günahı bana söyle» dedi. Delikanlı: «Senden utanırım, yâ Rasûlallah» diye cevap verdi. Peygamberimiz de gencin söylemesi için ısrar edince, genç şunları anlattı; «Ben yedi yıldan beri kefen soyardım. geçenlerde Ensar'dan bir cariye ölmüştü, vardım kabrini açtım, kefenini soydum. 

Kalktım, henüz bir kaç adım uzaklaş mistim ki. şeytan beni dürttü, geri döndüm ve ölü cariyenin ırzına geçtim. Yine kalkmış gidiyordum, henüz bir kaç adım uzaklaşmıştım ki, cariyenin oturumu üzerine geldiğini gördüm, bana şöyle sesleniyordu: «Ey delikanlı, yazık sana! Mazlumun hakkını zlimden alan Allah’tan utanmıyor musun? Kefen paranı sağlığımda verdiğim halde beni ölüler arasında çıplak ve Allah katında cünüp bıraktın.» 

Bu itirafı duyan Peygamberimiz son derece teessür ve hiddete düşerek, genci huzurundan dışarı çıkarırlar. Peygamberimizin huzurundan kovulan genç, kırk gece Allah'a devamlı tövbe etti. Kırkıncı gece dolunca başını göğe kaldırarak söyle seslendi: 

«Ey Muhammed'in (asm) Âdem'in (as) ve İbrahim'in (as) Rabb'i. Eğer beni affettiysen, bunu Hz. Muhammed'e (asm) ve O'nun sahabilerine bildir, değilse gökten ateş indir ve beni içinde yak, böylece beni Ahiret azabından kurtar.» 

Bu sırada Cebrail (as) Peygamberimize (asm) inerek O'na söyle dedi; «Yâ Muhammed! Rabb'in Sana selam ediyor ve «varlıkları sen mi yarattın?» diye soruyor» 

Peygamberimiz Cebrail'e «Haşa, hem beni ve hem de onları yaratan, benim ve onların rızkını veren O'dur» diye cevap verdi. Bunun üzerine Cebrail, Peygamberimize «Allah sana bildiriyor ki, Ben o delikanlının tövbesini kabul ettim.» 

Bunun üzerine Peygamberimiz hemen delikanlıyı yanına çağırır ve Allah’ın, tövbesini kabul ettiğini kendisine müjdeler. (Kalplerin keşfi) Fakih Ebû'l-Leys (rahimehullah) buyurur: