vali bey, vali bey!


tek parti dönemi valileri gibi,
milli şef dönemi valileri gibi,
iktidar partisi il başkanı valiler gibi,
60 yıl öncesinde bıraktığımız valiler gibi,
milattan öncesine attığımız valiler gibi,
kılda tüyde bez de takılıp kalmış valiler gibi,
'eski dönem'den kalanların "yeni dönem' taliplileri gibi,
hizmet üretemeyince hezimete uğramamak için
şirinlik gösterisine soyunanlar gibi,
devletin şefkat eli olmayı beceremeyince
had bildiricilikle varolmaya çalışma acziyeti bu..
kime öykünüyorsa artık..

maaşla bağlı memura hükmetme adına
her türden saygısızlığı kendine hak gören..
kendilerini hâkim/hükmeden,
başkalarını hâdim/hizmetkâr gören..
asık suratlı, çatık kaşlı, sert bakışlı, tepeden bakan..
bağırıp çağırarak saydırıp hakaret ederek
disiplin sağlayacağını zanneden..
ali kıran baş kesen..
astığını astık kestiğini kestik sanan..
beyin, düşünce ve haklılığın gücüne değil
koltuk, yetki ve güce yaslanıp karşısındakine saydıran..
koltuğuna veren değil koltuğundan alan..
topluma ne vereceğini değil
kimden neyi nasıl alacağının hesabını iyi(!) yapan,
ve de alan bir zihniyet bu..

değil mi ki bu anlayış,
basit konuları sıkıntılara dönüştürür,
sıkıntıları sorunlara dönüştürür,
sorunları kaosa ve çatışmaya dönüştürür..
havadaki buluttan nem kapma değil
az şeyden çok şey çıkaran analizdir bu,
büyük yangınları çıkaran küçük kıvılcımlar gibi..
bir nebze olsun sorunların temeline inildiğinde
bir çoğunun kökeninde bu serencâmın yattığı görülür,
ıskalamamak gerek..
hem yetersizlik hem ihtirastır,
liyâkatsizliktir sorunun özünde yatan..
"bizden mi" arayış ve beklentisine
"iyi(!) karşılık vermesini bilenler" değil mi ki,
bireysel meseleleri toplumsal soruna dönüştürürler..
pardon "liyâkat nerde" mi dediniz..?
o ne demekti, anlayamadık da..
o kavramın içi boşalalı yıllar oldu da..
"biz de var mı" diye soruyorsanız, yanlış adres..!
o yok ama isterseniz onun yerine yalakavuk verebiliriz,
mebzul miktarda..

adı önemli değil.. yalova valisi,
saçını sakalını beğenmediği matematik öğretmeni
halil serkan öz'ü öğrencilerinin gözleri önünde,
"bu saç sakal ne, ne biçim öğretmensin"
dedikten sonra yanından kovar,
akabinde okul yöneticilerine dönerek,
"siz eşşek başı mısınız" diye hakaret eder..
olayın duyulması üzerine ertesi günü öğretmenler
"öğretmene saygı" yürüyüşü yaparken
yaşadıklarına daha fazla dayanamayan
halil öğretmen kalp krizi geçirir ve vefat eder..

vali bey!
"bir harf öğretenin kölesi olman"dan vazgeçtik,
biraz saygı, biraz nezaket, biraz terbiye yeterliydi..
hukuken illiyet râbıtası yokluğundan belki yırtarsın ancak
ahlâken vicdanen rahat mısın bilmiyoruz ama
vebâlen nasıl kurtarırsın, yaradan bilir..
sık sık ticaretini yapanlara duyurulur..
görevlendirdiği bir valiyi gönderirken hz.ömer(ra),
"kuvvetli ol kırıcı olma.. yumuşak ol zayıf olma"
inceliğini göremeyecek kadar körleşenleri,
hz.ömer(ra)'in,
"kişiliğini makamdan alanlar,
makamdan ayrıldıktan sonra kişiliksiz kalırlar"
diye suçluyor..

meşhur hikayedir..
çarıklı erkândan kendi halinde bir vatandaş,
saygısızlığı büyüklenmeyi alışkanlık edinmiş oğluna,
"sen adam olamazsın" dermiş.. bu söz üzerine
oğlu okur, okur ve zaman içinde vali olur,
ve babasını vilayet konağına çağırır..
oğlunun huzuruna çıkartılan babasına,
"gördün mü baba, bana sen adam olamazsın dedin
ama bak ben vali oldum, şimdi inandın mı?"
sözleri üzerine babası,
"oğlum, ben sana vali olamazsın demedim ki,
adam olamazsın dedim.. yaptığın şeye bak,
babanı ayağına getirttin, bak,
yine adam olamamışsın"

E-Posta:
ramazantoprak19@gmail.com