AKSARAY TARİHİ’NDE ÜÇ KIRILMA


Aksaray, asırların biriktirdiği bir ilim irfan kentidir. Şehrimiz; medreseleri ve müderrisleri, hanları ve zaviyeleri, tekkeleri ve dergâhları ile İbn Arabî, Cemaleddin Aksarayî, Molla Fenarî ve Somuncu Baba gibi akıl ve gönül büyüklerini ağırlamıştır.

Türk Aksaray’ı, tarih içinde üç büyük kırılma yaşamıştır; bunlardan biri, 13. asırda Anadolu’yu istila eden Moğolların 1256 yılında Aksaray’da yaptığı büyük bir katliam ile gerçekleşmiştir. Dönemin Selçuklu tarihçisinin ifadesi ile, içinde ilim ehlinin ve gökte meleklerle raks edebilecek maneviyat büyüklerinin de bulunduğu 6 bin insan katledilmiştir. Bu rakam, Selçuklu şehirlerinin nüfuslarını göz önüne aldığımızda geçerliği zayıf olmakla beraber Aksaray’ın maruz kaldığı beşerî kaybın büyüklüğünü ortaya koymaktadır Aksaray’ın yaşadığı ikinci büyük kırılma, Sultan Fatih döneminde, başta İstanbul olmak üzere öteki yeni fethedilen Osmanlı diyarlarına şehrimizden yapılan insan tehciridir. Bu hâdise şehre zarar vermekle beraber şehrimiz insanı bu tehcir ile bir kutlu davanın paydaşı olmuştur. 13. asırda yaşanan söz konusu felaketten sonra kendini toparlayan şehrimiz, 15. yüzyılın sonlarında yaşanan mezkûr tehcir neticesi yine büyük bir beşerî kayıp yaşamış, böylece asırlarca sürecek bir büyük sükût başlamıştır. Nitekim asırların ancak biriktirebildiği şehirler, yaşanan büyük kayıpların telafisini de yine yüzyıllar içinde yapabilmektedirler.

 Şehrimizin yaşadığı üçüncü büyük kırılma, 1933 yılında vilayetten kaza statüsüne tenzil edilmesi ile gerçekleşmiştir. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren eriştiği nüfus ve büyüklük neticesi 1920 yılı idarî yapılanmasında vilayet olma hakkı kazanan şehrimiz 1933 yılında, sebebi bugün dahi izah edilemeyen bir menfi icra ile Cumhuriyet Türkiyesinin tokadını yemiştir. 1989 senesinde tekrar vilayet olma hakkı elde eden şehrimiz, aradan geçen 56 yıl boyunca vilayet hacminde olmasına rağmen ancak bir kazanın alabileceği kadar yatırım almıştır. Başka bir ifade ile bu durum, 56 yıl boyunca alması gereken yatırımın en fazla 1/5’ini aldığı anlamına gelmektedir. Mesela; beş eğitim kurumu yerine bir, beş sağlık kurumu yerine bir, beş öğretmen, beş doktor yerine bir, beş sanat ve spor tesisi yerine bir ve eklenebilecek başka pek çok kalemden Aksaray mahrum kalmıştır. 56 yıllık bu haksız ve çetin ceza, elbette her şeyden önemlisi şehrimizin beşerî gücünü vurmuş; eğitimden sağlığa, sanattan spora, bürokrasiden iş dünyasına kadar yetişmiş insan gücünün sınırlı kalmasını netice vermiştir.

 Aksaray bugün, söz konusu geri düşüşlerin çoğunu aşmıştır. İnsanının azim ve çalışkanlığının yanı sıra 1989 senesinde iade edilen il statüsü ile son on iki yıldır teşvik gören iller kapsamında yer alması sonucu Aksaray, günümüzde Anadolu’nun önemli sanayî ve ticaret şehirlerinden biri konumuna yükselmiştir. Bununla beraber hemen her alanda yetişmiş insan gücü darlığı devam etmektedir. Elbette bunun sebebi, neticesi en geç alınan yatırımın insana olan yatırım olmasıdır. Bir büyük haksızlıktan sıyrılan şehrin son 25 yıllık performansı, üzerinde durduğumuz beşerî darlığın da yakın zaman içinde aşılacağını ortaya koymaktadır. Öte yandan şehrin mevki ve mali önde gelenleri ile sivil toplumunun, insana yatırım işini küllî olarak ele alması; burs, yurt, yurt dışı eğitim olanakları gibi celbettirici unsurlar ile yeni neslin önünün açılması ilk elden akla gelmektedir.

 Aksaray’ın ulusal bazda karşı karşıya kaldığı meselelerden biri de, diğer yeni vilayetler gibi, bir ön yargıya ve bilinmezliğe maruz kalmasıdır. Esasen bu durumun önemli bir sebebi, sonradan il olan bazı şehirlerin, hakikatten vilayetten uzak halleridir. Bu hal, ülke insanının yanlış bir genellemeye gitmesine ve ön yargı geliştirmesine sebebiyet vermektedir. Bu ön yargının en basit misali TV hava raporlarında görülür. Evet, önemsiz olan bu mesele; daha küçük vilayetlere yer verildiği halde Aksaray’a yer verilmemesi, üzerinde durduğumuz önyargı için çok yerinde bir misal olması yönüyle tarafımızdan burada zikredilmiştir. Biz basit olan bu meseleden öte ne yazık ki, devletin üst düzey kurumlarında, yüksek bürokraside etkili ve yetkili olan zevatın da, vilayetlere olan bakışlarında ve vilayetlerden onlara giden talepler karşısında, mevzu bahis önyargının ve bilinmezliğin etkisi altında kaldığını düşünüyoruz.

 Mevcut birikimi ve büyüklüğü ile Anadolu’da bugün orta üstü gelişmiş illerden biri olan Aksaray, mevzu bahis önyargı ve bilinmezliği aşma yolunda ulusal adımlar atmaktadır. Bunlardan biri de 16-19 Ekim 2014 tarihlerinde İstanbul Feshane Aksaray Tanıtım Günleri ile icra edilecektir. Söz konusu etkinliğin ulusal medya ayağının önemi elbette, kurumlarımız ve sivil toplumumuz tarafından bilinmektedir. Bu münasebetle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü merkezinde Aksaray Valiliğine, Aksaray Belediyesine, Aksaray ile İstanbul’daki sivil topluma ve etkinliğin malî destekçilerine teşekkür ederiz.