Rumîlik-II


Geçen haftaki yazımda, Allah'a, Peygamberimiz (asm)’a ve dinimizin kutsallarına yönelik uygunsuz davranışlar sergileyen, dahası 'her türlü dini düşünceye karşı olduklarını' açıkça söyleyen bazı kişilerin, Mevlana'nın görüşlerine ve eserlerine sempati ile yaklaşmalarının, belli bölümlerini sürekli paylaşmalarının elbette önemli bir sebebi var demiştim.

Samimi Mevlevileri tenzih ederim ama yıllardır bir oyun oynanıyor. İngiliz derin devleti 'Müslüman' üyelerinin sürekli eşcinsellik propagandası yaptıkları kimi 'Rumi' vakıfları kullanarak, İslam yerine yeni bir din inşa etmek istiyor. Bu Deccalî oyunu bozmak hepimizin sorumluluğu.

Mevlana’nın eserlerindeki -belki sonradan ilave edilen-Kur’an’a uygun olmayan evrimci fikirler, Türkler’in ve kadınların aşağılandığı ve sapkın eşcinsellik içeren bölümlerden yaptığım alıntılara devam ediyorum;

"Ey mümin, sen, Tanrı nuruyla bakar, görürsün… Hatadan, yanılmadan eminsin!" (Mesnevi, Cilt 4, beyit, 1855)

“Aşk kafiriyiz biz Müslüman başka. Müslümanlığın, kafirliğin dışında bir ova. Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar-gider. Anlayan vardı mı usulca başını kor. Ne Müslümanlığa yer var, ne kafirliğe yer.” (Mesnevi, Syf 298)

"Kâbe, taşa-topaca tapanlarla doludur; sen bize yüz tut, biziz Tanrı kıblesi." (Divan-ı Kebir, 5/19)

"İlletli kimse ne tutarsa illet olur. Kamil kafir bile olsa o küfür, din ve şeriat haline gelir." (Mesnevi, beyit 1610, syf 129)

"Tanrı boyuna bakar, biz gönüle bakarız, şekle değil; şekil balçıktır ancak demede." (Mesnevi, Cilt 3, syf 150)

“Mustafa'yı ayrılık derdi kapladı, daraldı mı, kendisini dağdan atmaya kalkardı. Cebrail "Sakın yapma! 'Kün' emrinde sana nice devletler takdir edilmiştir" deyince yatışır, kendini atmaktan vazgeçerdi. Sonra yine ayrılık derdi gelip çattı mı, yine gamdan, dertten bunaldı mı kendisini dağdan aşağı atmak isterdi.” (Mesnevi, syf 294. 3535. Beyit)

(Mustafa olarak söz edilen Peygamberimiz(asm)’dır. Beyitte -haşa- psikolojisi bozuk, sürekli intihar eğilimi olan biri gibi söz ediliyor.)

“Zevk veren her şey, şu aşağılık kişiler, bir delil elde edip dadanmasınlar diye nehyedilegelmiştir. Yoksa şarap, çeng, güzel sevmek ve sema, haslara helaldir, aşağılık kişilere haram." (Seçme Rubailer, s. 43)

"Ademoğlu ilk önce cansızlar âlemine (iklim) geldi. Sonra bitki âlemine geçti, orada uzun müddet kaldı. Cansızlar âlemini ve orada meydana gelen kavgaları hatırlamadı. Bitki âleminden hayvan âlemine geçti. Burada da bitkiykenki halini hiç hatırlamadı. Yüce yaratıcı onu hayvan âleminden insan âlemine çekti. Bir âlemden diğerine koştura koştura: Sonunda o âlim ve akıllı oluverdi." (Mesnevi, Cilt 3, syf 3990)

"Nefis ve hırsı kadın, aklı da erkek bil. Akıl onlara değerli bir mum oldu." (Mesnevi, 1. Cilt, 3010. Beyit)

"Çocukta da kadında da akıl yoktur. Aydın bir karara varamaz... Kadında hayvanlık sıfatları çoktur; çünkü kadının gönlü renge, kokuya akar." (Mesnevi, 2. Cilt, syf 563

"... Bağ yapımında Rum rençberler, bozumunda da Türk rençberler tutmak lazımdır. Çünkü dünyayı imar etmek Rumlara; yıkmak ise Türklere mahsustur." (Menakıbü’l Arifin, Ahmed Eflaki’nin farsça eseri (1360). Bu eser, Mevlevi tarikatının en kapsamlı anlatıldığı kitap olarak bilinir)

… Ve ayrıca iri yarı erkekler ve oğlanlar, kadın kılığında hamama giren erkekler, gerdek geceleri, hayvanlarla ilişki kurma ve eşcinsellik üzerine edebe uygun olmayan ve burada anlatamayacağım sapkın cinsellik ifadeleri içeren hikayeler.

Mesnevi şarihlerinden Şefik Çan, Mesnevî'deki müstehcenlik konusunda şunları söylüyor:

"Mevlana'nın anlattığı hikâyeler arasında bazı güldürücü, bazı müstehcen olanları da vardır... Mevlana bu hikâyeleri güldürmek, eğlendirmek için değil, ibret ve hikmet almak için iktibas etmiştir... Bazen Kur'an'da, şeytanın iğvalarını bize Rabbimiz'in diliyle anlatılır ki, insanoğlu apaçık düşmanı olan şeytanın hilelerini ve tuzaklarını tanısın ve bilsin."

Hayır! Rabbimizin 'dili' bu değil. Kur'an'daki en ‘müstehcen’ kıssa olan Aziz'in karısının Hz. Yusuf'u tacizi konusu bile çirkinlik ve iğrençlik içermeden anlatılıyor. Kadının, Yusuf(as)’ın gömleğini yırtacak derecedeki saldırganlığı bile, "kadın murad almak istedi" ifadeleriyle aktarılıyor.

Mesnevi’de yer alan alıntıladığım ve benzeri birçok ifade, Mevlana'nın kendisine ait olmayabilir. Söz konusu bölümleri ekleyenler de bunu bilgisizliklerinden dolayı yapmış olabilirler. Ancak sebep her ne olursa olsun, Mevlana'ya atfedilen, Kur’an'a ve Türk-İslam ahlâk anlayışına uygun olmayan bu anlatımların İslam adına yaygınlaştırılması, dinimiz ve toplum açısından tehlikedir.

Kendilerini Müslüman olarak gösteren ancak amacı İslam'a zarar vermek olan kimi şahıslar için Mesnevi önemli bir kaynak ve hareket alanı haline gelmiş. Ki İslam'ı dejenere etmeye çalışan kimi ilginç karakterli insanlar, bu amaçla, Mesnevi'deki Kur’an'a muhalif olan anlatımları sıklıkla kullanıyorlar. Kur’an ahlakına aykırı inançların ve düşüncelerin ‘İslam adına’ savunuculuğunu yapanlar, Mevlana'nın eserlerini ve fikirlerini referans gösteriyorlar.

Evet bu durum çok ciddi bir 'tehlike'dir. Kimin tarafından ve ne sebeple yazıldığından çok, bu anlatımların İslam ve Kur’an dışı olmasıdır tehlikeli olan. Kimi insanlar bu anlatımlar yüzünden bilinçsizce Kur’an'ın ilkelerinden ve inançlarından uzaklaşabilirler. Bu sebeple İslam dışı felsefelerin yanlışlığının deşifre edilmesi' son derece önemlidir.