Dr. KÜRŞAT SOLAK

Dr. KÜRŞAT SOLAK

'ın Kaleminden...

AKSARAY’DA İYİ İŞLER

25 Mayıs 2016 - 15:34 - Güncelleme: 25 Mayıs 2016 - 15:35

Anadolu’da pek çok şehrin tanıtım ihtiyacı muhakkak. Bu şehirlerden biri de Aksaray. Bir şehrin tanıtımı, ona ait değerlerin ulusal ve uluslar arası alanda nazara verilmesi ile temin ediliyor. Değerlerin yanı sıra şehirden çıkan sıra dışı başarılı birey ya da grupların da şehir tanıtımına, belki daha fazla, katkı sağladığı görülüyor.

            Bir şehrin tanıtımı-markalar çıkarması meselesi, şehirdeki belli kurumların tek başına üstesinden gelebileceği bir durum değildir. Kurumların yanı sıra şehirlilerin ve şehri-severlerin de sürece dâhil olması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Elbette Belediye ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gibi kurumlar bu konuda muvazzaftır. Bununla beraber tanıtımı sadece kurumlardan beklemek büyük bir yanılgıdır. Bu hususta, ülkemizde marka olan şehirlerin sadece kurumlarının çalışmaları ile mi marka olduğunu muhasebe etmek kâfidir. Nitekim kurum-birey-STK birlikteliği ve işbirliği sağlayan şehirlerin işi büyük oranda kolayladığını söyleyebiliriz.

            Aksaray 1989 yılında vilayet statüsüne yükselerek hakkı olan tarihî konumunu yeniden ihraz etmiştir. Aksaray gibi 14 yeni il bulunmaktadır. Söz konusu yeni vilayetlerin bazı ortak sorunları mevcuttur. Bunların başında ulusal düzeyde hâlâ il olarak tanınamamak gelmektedir. Ülkemizin halkı, söz konusu yeni vilayetleri ısrarla ayrıldıkları ille anmak eğilimindedir. Burada, millet hafızasını değiştirmenin gerçekten güç bir iş olduğu anlaşılmaktadır. Dediğimiz gibi mevzubahis sorun sadece Aksaray için câri değildir. Diğer taraftan şunu da belirtelim; bugün bir Aksaraylı da, bir Kilisli ile tanıştığında hâlâ Antep kelimesini zikretmekte ya da bir Yalovalı ile tanıştığında nerede, il mi, hangi vilayetten ayrıldı gibi soruları büyük oranda muhatabına yöneltmektedir.

            Aksaray yeniden il olabilmekle şüphesiz büyük bir iş başarmıştır. Bununla beraber şehrin tanınırlığının artması yolunda aynı başarıyı kat edemediği de sarihtir. Elbette her dönemde mezkûr hedef doğrultusunda resmî ya da sivil adımlar atılmıştır. Bununla beraber Aksaray’ın özellikle son 3-4 yılda tanıtıma ve marka çıkarmaya daha fazla mesai harcadığı ve netice aldığı da görülmektedir. Mevzubahis sürecin öncesine nazaran en bariz vasfı, ulusal vizyonun yakalanmış olmasıdır. Bu hususta şehir idarecilerinin, şehir tanıtım sürecine katkı sağlamak isteyen şehirli ya da şehri-severlerle istişare halinde olmaları ve hemen her fikre kıymet vermeleri de kayda değerdir. Nitekim mevcut şehir idarecilerinin bu övgüye değer karakteri, Aksaray’a kazanım olarak dönmektedir. Gerçekten Somuncu Baba Sinema Filmi’nin arkasında da gerek kurumlar arası işbirliği gerekse STK ve bireylerle yapılan istişareler yer almaktadır. Mezkûr film hamlesi, günümüzde çok az şehrin hayata geçirebildiği bir tanıtım başarısıdır. Bu yönüyle Aksaray kendi adına bir ilki başardığı gibi pek çok Anadolu şehrine de misal teşkil edecektir/etmeye başlamıştır.

            Aksaray’ın son 3-4 yılda kaydettiği en büyük somut ulusal tanıtım başarısı, Malaklı çoban köpeğinin ait olduğu şehrin adı ile ulusal tanınırlılığa erişmesi olmuştur. Asla küçümsenemeyecek olan bu başarı, bir şehrin kendine ait bir değeri sıfırdan zirveye taşımasına dair ülke çapında nadir görülen örneklerden biri olmuştur.

            Şehrin son 3-4 yılda sergilediği farklı tavrın altında yatan en önemli dinamiğin, şehrin bir ulusal medya vizyonu yakalaması olduğunu ifade etmiştik. Medya ile ulusala mal edilmeyen bir değerin şehre katkısının asgarî olduğunu işleyen şehir aydınları ile bu vizyon üzerine giden Belediye ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü gibi kurumlar ulusal medya argümanlarını şehre davet ederek şehrin değerlerinin ulusal boyutta bilinmesine vesile olmuşlardır. Öte yandan söz konusu hamlelerin dökme su nevinden kalmaması ve zikredilen vizyon doğrultusunda mütemâdî adımlar atılarak bir gelenek oluşturulması gerekmektedir. Nitekim böyle bir geleneğin oluşması için; şehir ve şehir dışındaki kurumlar, STK’lar ve şehirli/şehri-sever bireyler gibi dinamiklerinin birbirleriyle yarışırcasına değil yarışmak suretiyle gayret etmesi gerekmektedir.

Son Yazılar