-
ERDOĞAN KAYA

ERDOĞAN KAYA


Gözüme baka baka yalan söylüyor

30 Nisan 2018 - 07:38

     24 Haziran Milletvekili seçimleri su gibi akıp giderek yaklaşıyor. Aday adaylarını takip etmekten kafamız döndü. Hiç görmediğimiz ve tanımadığımız simaları da görmeye başladık. Keşke şu benim parti üyeleri adayları belirlesin düşüncem gerçek olsa sanırım 50 civarında seyreden aday adayı 10 geçmez. Çantasını eline takan da Aksaray’ın yolunu tutmaz. Dün beni aslında hiç sevmeyen ve hatta benden nefret eden bir aday adayı beni kucaklayıp çok sevdiğini söyledi. Gülesim geldi ama gülemedim, aslında adam benden nefret eder. Ben adaylar belli olana kadar kimseye taraf olmayacağım. Birde ben yazarsam bunun bir bedeli olur diyen birisi değilim. Ben insanı seversem bedelsiz severim.

Her ne ise insanlar sevmediği kişlere seni çok seviyorum diye yalan söylemesine gerek var mı? İnsanlar neden yalan söyler? Gelin bu gün buna göz atalım.

      Bu konu muhakkak ki en çok gündemi kurcalayan başı yoran bir soru halinde, neden insanlar yalan söyler? Beyninde bir mekanizmamı bozuktur yâda nedir insani buna sevk eden. En çok Sıkıştığında yalana bas vuranın sayısı hesap edilemez.

    Kendisine yalan söyleyerek alışkanlık haline gelen yalanı ilk duyduğumuz insanlar tabii ki anne babamızdır, yalan burada başlar. Daha çok çocuk yaslarda, bir yerlerde bir sekil annemizin yalanını çok bozmuşluğunuz mutlaka olmuştur hepinizin, anne niçin yalan söyledin denildiğinde ise alınan yanıt; “ bu yalan değildi evladım” öyle söylenmesi gerekiyordu. Çünkü çocuk alışır yavaş yavaş, onunla büyür hatta kendiside ayni oyununu oynamaya baslar, kim kimi kandırabilirse, ama peki niye?

      Eşini, dostunu, postunu inkâr eden yalana bas vuran insanların sayısı yüksek, en çok yalanı sevmediği birisine gönlü koş olsun diye “seni seviyorum” derken kullanır insanoğlu, neden? Hiç düşündünüz mü? Acaba sevmediği halde gönlü hoşnut olur mu, ya da benimle ilgili iyi düşünür mü hesapları yapılır.

      Arkadaşlık da. Dostluk da, evlilikte ve işte yalan girerse bu da hissedilirse sonu olmaz. Ama buna rağmen yalana devam eder insan. Eğer bir konuda bir insana olumsuz konuyu gönlünü hoşnut etmek için olacakmış gibi oyalamak yalan değil mi? Yalan olduğu kadar vebalde değilmidir? Siyasette bu tür yalanlar daha çok olur, aslında bu tür insanlarda çok sevilir, ümit verdiği için. Halbuki doğruyu direk söyleyen insan daha çok sevilmeli.

      Son zamanlar yaşanan afetler kadar çoğaldı yalan, yine son zamanlar hastalık halini aldı ki yalan çaresi yok tabide. Çaresi olmayan bir hastalığa yakalanırsa insan olacağı buydu. İnsanlar mı yalan olmuş. Yalan mı insan olmuş belli değil.

    Eşine, dostuna, ailesine, kardeşine, bacısına, iş arkadaşına, doktoruna, patronuna, öğretmenine, hocasına, hacısına, kim kaldı başka yani herkese yalan söylenir karşısına oturunca. Peki, o an insan kendisine asil yalan söylediği gerçeğini fark etmez mi? alışılageldiğinden bunu gerçekmiş gibi yapmaya devam mı eder? Evet, ise niçin?

      Çok basit bir soruydu bu, herkesin bildiği hepimizin yakından ilgilendiği, su an bile okurken omuz silktiği ben yalan konuşmam diyebilecek kadar cüretkâr davrandığı bir konu çok uzunca ele almaya gerek duymadım. Kendimize birazcık da olsa samimi olmayı deneyelim. Yalandan sıyrılmaya imkân yok ama azaltmaya çalısalım. Yalan söylemiyorum diyen kişilerine en büyük yalanı yalan söylemiyorum diyerek ortaya koymuş olduğunu bildiğimiz halde çaresizce öyle bakarız. Hiç mi yalan söylenmez, söylenir hayırla sonuçlanacak bazı konular için başkaları zarar değil yarar görecekse yalan söylenebilir. Ara bulmada söylenecek yalanlar gibi.

        Bir atasözü ile bitireyim yazımı. Yoksa bu yazı uzadıkça uzar.

     “Doğru ol, doğruyu söyle. Üzüntü getiren doğru, sevindiren yalandan iyidir.”

      “Yalanla iman bir arada bulunmaz.” Yada, daha doğru bir şekilde soru değiştirilecek olursa,

İnsanlar neden asil kendisine yalan söylerken, başkasını kandırıyorum sanır?

YORUMLAR

  • 0 Yorum