-
ERDOĞAN KAYA

ERDOĞAN KAYA


Ne oldum değil ne olacağına bakacaksın

20 Ocak 2019 - 10:02

       Bugün isminide bizden alan İstanbul Lalelide yaşanan bir kıssadan hisse anlatmak istiyorum. İnsan çok nankördür, sağlığında dünyayı ben yarattım zanneder ama, bazen ufacık bir sağlık sıkıntısı saltanatını yok eder. İnsanlara ve topluma tepeden bakanlar, kendisinden aşağıda olanlara tepeden bakanlar bu kıssayı lütfedip okusunlar.

    İstanbul'un Laleli semtini bilirsiniz. Laleli'de yine bu isimle anılan tarihi bir cami vardır. Bu semt ve cami hakkında anlatılan ilginç de bir öykü vardır.

      Laleli Camii'ni Sultan III. Mustafa yaptırmıştır. Sultan Mustafa bu camii yaptırırken; bu semtte Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrendi. Padişah bu zatla görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak istedi. Cami inşaatını denetlemeye geldiği bir gün, adamlarına Laleli Baba ile görüşmek istediğini bildirip davet ettirdi. Padişahın buyruğu hemen Laleli Baba'ya ulaştırıldı. O da hemen davete icabet etti.

     Uzun uzun sohbet ettiler. Padişah, Laleli Baba'nın sohbetinden çok memnun kaldı. İçinde bu zatla sık sık görüşme arzusu uyandı. Laleli'den ayrılacağı sırada, Laleli Baba'ya son bir soru sordu:

     Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba?

     Laleli Baba cevap verdi:

     Bu dünyada en güzel şey, yiyip içtikten sonra sıkıntısız bir şekilde def-i hacetini (büyük hace­tini) yapabilmektir.

     Hükümdar bu cevabı hiç beğenmedi. Laleli Baba gibi büyüleyici konuşmalarıyla herke­si etkileyen bir zata da bu cevabı pek yakıştıramadı. Hatta biraz kaba buldu.

      Padişah veda ederek maiyetiyle birlikte saraya döndü. Fakat bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalandı. Bir türlü büyük hace­tini yapamıyordu. Sarayın bütün ilgilileri ve hekimbaşı seferber oldular. Bilinen bütün tüm ilaç ve yöntemleri uyguladılar fakat fayda etmedi. Padişah kıvranıyordu... Maiyetten birinin aklına Laleli Baba geldi. O belki bu derde bir çare bulabilirdi? Zaten başka denenmedik bir yol da kalmamıştı.

      Padişaha danışılıp görüşü alındıktan sonra padişahın adamları hemen Laleli Baba'ya gidip saraya buyur ettiler. Padişah doğum sancısı çeken bir kadından çok daha büyük acılarla kıvranıyordu.

     Laleli Baba söyle sende var mıdır bu derdin bir çaresi? Aman beni kurtar!

     Laleli Baba:

     Ben sizi bu dertten kurtarırım kurtarmasına ama o kadar kolay değil. Karşılık olarak ne vereceksiniz?

     Padişah:

      Laleli'ye yaptırdığım o camii sana hediye edeyim.

     "Yetmez" dedi Laleli Baba. Hanlar, hamamlar... Hatta Sultan Mustafa, Laleli'yi tamamıyla ona vermeyi bile teklif etti. Laleli Baba bir türlü "Tamam", "Yeterli" demiyordu. En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı:

       Ben sizi bu dertten kurtarmasına kurtarırım ama karşılığında saltanatı (padişahlığı) isterim.

      Padişah kem küm etti ama sıkıntısı büyüktü. "Tamam" dedi. "Varsın saltanat senin olsun." Laleli Baba bir dua yaptı, padişahın sırtını sıvazladı. "Haydi git, kurtulacak­sın!" dedi. Gerçekten kısa sürede padişah sıkıntısından kurtuldu. Kurtuldu ama saltanat da elden gitmişti. Şifa bulmanın sevincini, saltanatın elden çıkmasının üzüntüsü gölgeliyordu. Laleli Baba, padişahın üzgün haline anlamlı anlamlı bakıp dedi ki:

     Bir saltanat ki bir def-i hacete değişiliyor... Öylesine ucuz bir saltanat bize gerek değil. Al yine senin olsun!...

YORUMLAR

  • 0 Yorum