HACI AHMET ÜNLÜ

HACI AHMET ÜNLÜ

Müminler Mukaddes Kitabının Emrettiklerini Terk Etmemelidir

17 Eylül 2018 - 10:25

Bizleri tüm Rasûllerin ortak dini olan ve Allah’ın huzurunda ondan başka bir dinin kabul edilmeyeceği İslam’a hidayet eden Allah’a sonsuz hamd olsun. Salât ve selam, İslam dininin mihenk taşı ve son halkası olan Muhammed Mustafa’ya, onun pak ailesine ve ashabının üzerine olsun.

 


Kim iyilik yaparak kendini Allah`a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah`a varır.

Hayattaki en büyük nimet, îmandır sonra da îmanla yaşayıp îmân üzere son nefes emânetini teslim edebilme hakikatidir. Günümüz müslümanları bu gerçeği idrakten çok uzak yaşıyorlar. «İslâmî hayat» değil «yaşanan hayat» referans alınıyor. Hepimizin içinde yaşadığı hayatta; eskiden ruh dünyamıza yerleşmiş olan güzellikler ve yaşadığımız coğrafyanın kültürel birikimleri hariç, maalesef var olanların çoğu madde kültüründen ibarettir. Bunlar da neredeyse genlerimize varıncaya kadar rûhumuza öylesine girmiş ki, kısa bir sürede onlardan kurtulmak oldukça zor görünüyor.

 


Bugün günübirlik hayat yaşayan müslümanlar; ne üzücüdür ki, her yanlışın içerisine kolaylıkla düşebiliyorlar. Bunun yanı sıra mü’minler; hem yanlış yapıyor, hem hataya düşüyor akabinde de bunu umursamaz tavır sergiliyorlar. Aynı yanlışa aynıyla veya bir başka şekilde devam ediyorlar. Hâlbuki kul; beşerdir şaşabilir, yanlış yapılabilir, isteyerek zaten olmamalı. Müslümana yakışan, istemeden bir günah işlediğinde; dönüp tövbeye sarılmak, yüce Yaratıcı’dan af dilemek, duâ ve niyazlarla aynı hatayı bir daha işlememek için Hazret-i Allah -celle celâlühû-’dan yardım dilemektir. Ne yazık ki bu affettirme süreci yaşanmadığı için; o yanlışlar artarak ve katlanarak devam ediyor, neticede müslümanlar bir türlü iflâh olmuyor.

 


Oysaki Cenâb-ı Hak, bizi her an işleyebileceğimiz hatalara yönelik gaflete düşebileceğimiz endişesiyle uyarıyor:
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, akıllarımızı, gönüllerimizi haktan ayırma. Bize kendi katından rahmet ihsan eyle. Şüphesiz Sen, bol ihsan sahibisin.” (Âl-i İmrân, 8) demenin yolları mü’minlere mukaddes kitabımızda gösteriliyor.

 


Hiç şüphesiz müslüman, kendine yakışanları yapmalıdır. Mukaddes kitabının emrettiklerini terk etmemelidir. O, Kur’ân’ı terk ederse aziz ve şerefli Kur’ân da onu terk eder. Aynı zamanda müslüman, Peygamberi’nin sünnetlerine de uymalıdır ve onları yaşamalıdır. Hangi müslümana;
“–Peygamberimizi seviyor musun?” desek;
“–Bu nasıl soru? Elbette ki seviyorum. İnsan dîninin peygamberini sevmez mi?” diye bir de karşıdakini suçlarcasına soru yöneltir. Ancak bilinmelidir ki, kuru kuruya; «Seviyorum.» demek yetmez. O’nu seviyorsan devrin gerçeklerini değil Efendimiz -aleyhisselâm-’ın sünnetlerini hayatına koyacaksın güzel kardeşim. Sevginin göstergesi budur. 
Müslümanların birbirlerinin dertlerine ortak olmaları, sevinçlerini paylaşmaları, toplum olarak sağlıklı ve mutlu olmalarına vesile olacaktır.

 


Peygamber (sav ) efendimiz bir başka hadislerinde: “ cemaatte rahmet, tefrika da ise Allah’ın  azabı vardır.buyurmuştur.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
“Allah katında, kulun şöyle demesinden daha sevimli bir dua yoktur:
اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةً
«Allah’ım Ümmet-i Muhammed’ umûmi bir rahmet ile merhamet eyle!»” (Ali el-Müttakî,no: 3212, 3702)
Dua eder dua beklerim Abilerim ,Ablalarım,Kardeşlerim hacı ahmet ünlü kardeşiniz

narkotik banner'' width=

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar