Kamburluk

ABDULLAH GÜDENDEDE
ABONE OL

Her şey şu sözlerle başladı. Yavrucuğum dik dur kambur mu olmak istiyorsun! Kulağımızın aşina olduğu bu cümle zihnimize kazınmıştır. Gün olur devran döner aynı uyarıları büyüme çağındaki yavrularımız için söylemeye başlarız. Çoğu kez abartılıymış gibi gelse de bu uyarılar hiç de zannedildiği gibi değildir. İnsan kendine has yapısıyla öyle bir ahenk kurmuştur ki en ufak bir dış ya da iç müdahalede hemen hemen tüm vücudun baştan sona tekrar olarak pozisyon almasına sebep olur. Hastalıklardan kaynaklı bir durum olmadığı sürece tamamen kendi irademizle vücut ahengimizi bozarız. İşin başında zevkli bir oyun gibidir. Bu oyun devam ettikçe gelişmekte olan vücut bunu hayatın bir parçası olarak algılamaya ve kendini buna adapte etmeye başlar. Bu adaptasyondan memnun olmayan vücudumuzun diğer unsurları ağrı mekanizmasıyla uyarılara başlar.

Kambur olma korkusunu hayatının bir döneminde yaşamayan yoktur. Kambur olacağı uyarısını duymayan da pek yoktur. Aslında temelinde bir hastalık olmadan kambur olmak hiçte kolay değildir. Ama işin başında insanoğlu olunca zoru başarmak hiç imkânsız olmuyor. Tabi mizaç nasıl fıtri ise vücudun şekil bakımında kendine mahsus bir eğilimi vardır. Günlük yaşam aktivitelerimizde bunu tetikleyecektir. Sürekli anormal duruş ve hareketlerle zaman içinde kanıksanmış hale gelen bozukluklar oluşur. Kamburluk özellikle kişiye yandan bakıldığında sırttaki eğriliğin arttığı boyun bölgesi ve bel bölgesine ise bunu kompanse etmek için kendi eğriliklerini arttırdığı bir şekil bozukluğudur. Aslında çağımızın getirdiği sorunlardandır. Bilgisayar başında ve çalışma masalarında geçirilen zamanın artması tetikleyici faktörlerdendir. Masa başı çalışmalarda dikkat edilmesi gereken pozisyonlara gereken önem gösterilmiyor. Kamburluk, ergenlik döneminde psikolojik durumun postüre yansımasıyla omzun daha önde olduğu başın öne doğru sırt kısmının ise dışa doğru çıkartılması şeklinde oluşur. Düzenli egzersiz alışkanlığının olmaması, yeteri kadar sportif aktivitelere zaman ayrılmaması da bölge kaslarının zayıflaması ve kısalıkların gelişmesine sebep olacaktır. Bütün bunlar birleşince duruş bozukluğu başlamış oluyor.

 

            Herhangi bir travma ya da altta yatan bir hastalıktan dolayı gelişmeyen kamburlukta çözüm için yapılacak en güzel şey bir fizyoterapiste gitmektir. Özellikle görsel bir rahatsızlık olan bu hal estetik kaygılarla birlikte psikolojik olarak da kişiyi olumsuz etkilemektedir. Ergen dönemde isyankâr ruh halinin getirdiği bana kimse karışmasın iyi de olsa tavsiye ye kulak asmam tavrı sonrasında derin pişmanlık ve vaveylaya dönüşür. Sonraki süreci pişmanlık süreci kadar geciktirmemek gerekir. Vücut tarafından yapısal bir değişiklik haline getirilmeden uygun kas gruplarına yapılacak germe egzersizleri, belirli kas gruplarına yaptırılacak kuvvetlendirme egzersizleri, fizyoterapistin gerekli görmesi durumunda yapacağı diğer tedavi yöntemleriyle bu sorun aşılabilir. Şu bir gerçektir ki insan yaşamaya devam ettiği sürece sakınması gereken hareketler olacaktır. Bununla birlikte yatmadan oturmaya, ayakta durmadan yürümeye kadar her hal de doğruyu gözetmelidir.

Vücudumuzla alakalı şeylerde yaşımız ne olursa olsun dikkat etmeliyiz. Her yaşın kendine göre güzelliği ve problemleri vardır. Fiziksel olarak ta insan bedeni doğumundan ölümüne kadar korunmaya ve dikkat edilmeye muhtaçtır. Onu hoyratça kullanmamak gerekir. Bu ömrü bu beden başlatıp bu bedenle biteceğinizi hep aklınızın bir köşesinde tutun. Kamburluk için bana bir şey olmaz demek yerine işin başından dikkatli davranarak asla olmaması için gerekli aktiviteleri yapmak en güzel tedavidir.

 

Sağlıklı, mutlu ve ağrısız günler dileğimle…