SIRA DIŞI BİR AKSARAYLI (3)

Doç. Dr. İBRAHİM BAYKAN
ABONE OL

Allah yeryüzüne çok değişik ve sıra dışı yapıda insanlar yolladı. Böyle olmasaydı insanların gerek duyuldukça kullanılan eşyadan bir farkı olmazdı. İşte ben de sıra dışı olanlardan birisiyim ve kendimi bildim bileli böyle yaşadım ve yaşıyorum.

Bunun altında yatan iki ana neden vardır:

Birincisi kalp ve dil birliği, ikincisi ise hayatım boyunca hep mağdurların yanında yer almış olmamdandır. Çok mağduriyetler yaşamış olmamın da bunda payı büyüktür. Toplumda bu halim kimilerince yadırgandı, kimilerince kınandı ve kimilerince de takdir gördü. Varsın olsun.

Bundan böyle köşemde arada bir bölümler halinde bu sıra dışılıklarımı yazacağım; yorumu ise sizlere bırakıyorum.

 

Alın size sıra dışılıklarım:

DOLMUŞTAN İNDİRİLİP KOVULDUM:

Ankara’da Dikmen-Kızılay hattı dolmuşunda gidiyoruz. Şoför aldığı paraları saydı ve geriye dönerek: “Beyler bir kişi parasını vermemiş” Dedi.

Yolculardan tık yok. Az gittik şoför tekrar yüksek bir sesle: “Beyler duymadınız mı bir kişi parasını vermemiş kardeşim; hakkımı helal etmiyorum” Dedi. Yolculardan yine tık yok.

Dayanamadım; yolculara dönerek: “Kardeşim kimse O parasını vermeyen versin; hepimiz zan altında kalıyoruz” Dedim.

Tam ben sözümü bitirdim ki; tüm minibüstekiler bana kötü, kötü baktı ve içlerinden birisi: “Yoksa O vermeyen sen misin?” Demez mi?

Bunun üzerine dolmuş; kazık gibi durdu ve şoför bana dönerek: “İn lan aşağıya.” İstersen inme en yakın acil serviste gözünü açarsın karşında yolculardan destek almış bir maganda dolmuşçu var.

 

BİR OTOBÜS DOLUSU VURDUMDUYMAZ:

Ayaktaki yolcularla birlikte yaklaşık Yetmiş kişi ANKARA-Kızılay-Eryaman hattında seyir halindeyiz.

Şehir içinde otobüs sürücüsü; otobüsü öyle hızlı kullanıyor ki; arada bir hacıyatmaz gibi birbirimizin üzerine yatıp kalkıyorduk. Zaten O hattın otobüs ve sürücülerin sicili oldukça kötüdür. Her hafta birisi kaza yapar hatta bazıları ölümcül kazalardır.

Yine bir sarsıntıdan sonra dayanamadım: “Kaptan biraz yavaşla bizleri ölüme mi götürüyorsun?” diye bağırdım. Peşimden birkaç kişi de beni tasdikler diye düşünürken yetmiş kişiden tık yok.

Bundan cesaret alan ve yanında dikildiğim muavin bana: “Ulan senden başka adam yok mu, sana ne?” Derken bir de omzuma okkalı bir yumruk attı ben de karşılığını verdim. Dar alanda iyi bir maç olmadı. Bir Allah’ın kulu da ne sözlü ne de fiili yanımda olmadı. Ben de durağıma gelip inerken sürücüye: “Kaptan; Allah seni dilediği gibi yapsın. Sen de bildiğin gibi git” Diyerek indim ve toplumdan yine tık yok.

Toplum yamuksa ben ne yapayım.

(Devam Edecek)