2020 yılı sıkıntılı başladı

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

Bu satırları yazarken bir taraftan da Sabiha Gökçen Hava alanından pistten çıkan uçaktaki yolcuların kurtarılma anını izliyorum. 177 yolcunun bulunduğu uçakta Allah korumuş olmalı ki, yangın falan çıkmadan en azından yolcuların çoğunluğu kendisi uçağın açılan bölümlerinden çıkarken diğerlerini de arama kurtarma ekipleri yaralı olarak çıkardılar. İnşallah herhangi bir can kaybı olmadan hiç değilse bu kazayı can kaybı olmadan atlatırız.

Çarşamba günü İdlip de şehit olan askerimiz Kadir Yıldız kardeşimin yakınlarını tanırım, cenazesine katıldım. Namaz sonra şehitliğe giderek buradaki yaşanan acı ve paylaşımı sessizce izledim. Defin işleminden sonra şehitlikten ayrıldım ve televizyona geçtim. Bu sefer burada Van Bahçeşehir de yaşanan çığ düşmesi sonrası Sultanhanı ilçemizden Ramazan Süslü isimli bir askerimizin şehit olduğu haberini aldık.

Konuya döneceğim, ama gördüğüm ve yaşadıklarımıza göre 2020 yılı ülkemiz açısından hiç de iç açıcı gelmedi diyebiliriz. 2020 yılından çok şeyler beklerken sanki felaketler yılı olacak gibi. Depremle sarsıldık, ardından İdlip’de şehitlerimiz oldu. Hemen ardından Van’da çığ felaketi ile bir çok insanımız çığ altında kaldı. Kurtarmaya çalışılırken tekrar çığ düştü. Ardından Sabiha Gökçende bir uçak kazası meydana geldi.

Musibet ve belalar gelirken umuma gelir diyen dinimiz bunu derken gerçekten ülkemizde bir musibet mi yaşanıyor, yoksa bir ilahi ikaz ile karşı karşıyamıyız. Efendim bunu nereden çıkarıyorsun diye kimse bana kızmasın. Bu hadiselerden bir ders çıkarmalıyız.

Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım bir yazımda toplumun bozulması konusunu işlemiştim. Kimse kusura bakmasın aile yapılarımız ciddi bir şekilde son dönemlerde yara almaya başlamıştır. Fuhuş ve zina konusu sanki normalmiş gibi görülmeye başladı.

Edep, terbiye, çekinme ve utanma duygusu tamamen yok olmuş durumdadır. Tabi bazı istisnalar kaideyi bozmaz ama genel olarak ahlaki tarafımız dejenere olmuştur. Gayri meşru yaşam normal bir halmiş durumuna gelirse başımızdan felaketler eksik olmaz.

Neden örfümüzü, adetlerimizi, terbiyemizi, saygımızı ve namus meselelerimizi bu kadar alçaltarak yok etmeye yüz tutturduk? Bu söylediklerimi hepiniz biliyorsunuz ama dillendirip söylemekten çekiniyorsunuz. Nasıl bir Müslüman ve din anlayışına büründüğümüzün ne kadar farkındayız. İşimize nasıl gelirse dini Kuran emrine göre değil şahsımız nasıl yaşıyorsak ona göre yaşamıyormuyuz? Çocuklarımıza söz geçirebiliyor, terbiye verebiliyormuyuz?

Beyler din ve itikat meselesinde özümüzden koptuk. Bunca yanlışlarımıza rağmen en iyi Müslüman ülke biziz diyerek kedimizi avutmaya çalıştık. Çıkalım sokağa bakalım biz nasın en iyi Müslüman bir ülke bizmişiz görelim. Kendimizi aldatmaya gerek yok, kabir kapısına kendimizi hazırlayalım. Şu yalan yanlış yaşayışımızla kendimizi aldatmayalım.

Ülke birliği vatan ve memleket konusunda çok iyi ve samimiyiz. Ama dini konuda zayıf olduğumuzu söyleyebilirim. Mesele sadece namaz kılmakla hallolmuyor. Çarşamba günü Kadir Yıldız askerimizin cenazesine şöyle bir baktım duygulanıp üzülmemek elde değil.

Cenaze namazı bir miting alanından farklıydı. Cenazeye katılamayan hanımlar ise Şehitliğe akın ettiler. Ulu cami önünden fazla kalabalık mezarlıkta vardı. Artık yaşlandıkça duygusallaşmışız, gözlerimizin yaşına hakim olamadık.

İnanın camiden şehitliğe kadar insanlar yaya olarak yürürken, yol boyuna çıkan erkeği kadını şehidini uğurladı. Şehitliğin çevresini de kadın erkek doldurmuştu. İşte şehidine ve vatanına sahip çıkmak buna derler demekten kendimi alamadım.

Vatan konusundaki birlik ve beraberliğimiz Rabbım bozdurmasın. Şu son günlerde gelen felaketlerde bizi uyandırıp aslımıza ve özümüze döndürürken Allah yeni musibetlerden ülkemizi korusun. Bol dua edelim ülkemiz son dönemlerde sıkıntılarda Allah dualarımızı kabul etsin.