Bayramın tadı kalmamış

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

Bir Ramazan Bayramını da böyle geride bıraktık. Geçen sene espri olsun diye Bayram bizim neyimize demiştim. Hakikaten bunu bayramda görmek mümkündü, çünkü Bayram artık Bayramlıktan çıkmış sıradana gönmüş. Hele birde yakın ve dostlar olmasa Bayramı hatırlayan olmayacak. Biz böyle bir Bayram yaşarken kurşunlar altında, gözyaşı içinde cenaze kılarak Bayram yaşayan Müslüman kardeşlerimiz ise Bayramı yaşayamadılar.

    Bu Bayram tatil uzun olunca artık insanlar Bayramlaşma yerine tatile koştuklarını E.90 dan geçen araçlardan anlıyoruz. Artık elimizde ve cebimizde telefon ve internet olunca Bayramlaşma artık kolaylaşmış. Genci yaşlısı artık bu alet vasıtası ile uzaktan Bayramlaşıyorlar. Bu Bayram biraz daha anladım ki, artık evde oturup gelen Bayramcıları misafir etme yaşımız gelmiş. Eskiden kapıyı çeker büyükleri ziyarete gider onlarla hasbıhal ederdim. Son iki yıldır evden dışarıya çıkamadım, hele bu sene iki sefer çıkabildim, oda çok kısa.

      Dışarı çıktığımda bile eve misafir gelmiş onlara yetişmeye çalıştım. Hani dedim ya akraba ve eş dost olmasa kapını çalan yok diye. Ben bu apartmana taşındığımda tüm komşuları büyüklü küçüklü gezerdim. Şimdi komşu komşuya bayramlaşmaya gitmiyor, çocuklar şeker toplamıyor. Komşuluklar bile artık sekteye uğramış kimse kimseyi tanımaz olmuş.

     Olsun ama ben bu bayramda yeterlice misafir ağırladım. Hatta kendime göre bir miktar para bozdurdum, çocuklara harçlık vereyim diye. İnanın düşündüğümün çok üstünde gelen çocuklar için tekrar para bozdurmak durumunda kaldım. Çocuklar artık eskisi gibi şeker ve çikolata almıyor, onlar için artık harçlık önemli. Ama bu beni ziyadesi ile memnun etmiştir.

     Ya bizim zamanımızda bırakın harçlığı kim ne tür şeker verdi diye onun hesabını yapardık. Fasulyeli şeker, leblebi şekeri, akide şekeri, sormuk şekeri, leblebi, üzüm ve kayısı verenler olurdu. Hala ben çocukluğumda kim ne verdiyse aklımda sayarım. Çikolata hiç olmazdı, rahmetlik babam öğretmen olduğu için kakaolu şeker dağıtırdı, bende ara sıra kendi evimize arkadaşlarla kalabalıkta kuyruğa girer şeker alırdım. O günden bugüne çok şey değişmiş, çocuklar artık şeker yerine harçlık bekliyor.

     Bu beni inanın çok mutlu etti, hadi birde kapını çalan olmasa ne olacak. Allah eş, dost ve yakınların sayısını eksik etmesin. İlk iki gün gündüz ve akşam misafirsiz kalmadım. Üçüncü günü olsun bazı yakın büyüklerime giderek bayramlaştım.

     Büyüklerime de artık telefon açıp fırsat bulursam geleceğimi söyledim. Sadece büyük ağabeylerime son gün gidebildim, kısa kısa ziyaretler. Asıl bu bayramların mimarı çocuklar, onlar bu adet ve dini geleneğimizi öğrenip devam ettirmeleri gerekir. Ama sanki onlara bunu yasaklamış gibi bir halimiz var.

     Birde Bayramın özlemini çeken gurbet ellerindeki hemşerilerimiz var. Vatanını, yakınlarını ve dostlarını özleyenler. Asıl Bayramın hasretini çekenler onlar olsa gerek.

     Şu terör denen lanet dolayısı ile ülkemizi bekleyen ve bizleri huzuru için çırpınan Asker ve Polislerimiz var. Çokları ailelerini, eşlerini ve çocuklarını bırakıp başka illere giderek terörle mücadele edenler var. Bayramı dağda ve görev başında kutlayanlar. Asıl bayram hasreti çeken o insanlara buradan selam olsun. Yüce Rabbim onları muhafaza etsin. Birde vatanından olmuş, ülkesinde savaş olan ve gözyaşı içinde Bayram geçiren Müslüman kardeşlerimiz var. Allah onların gözyaşlarını dindirsin ve huzura erdirsin.

     Evet, bir Bayram böyle gelip geçerken, bizler vatanımızın kıymetini bilip yaşayıp kucaklaşma yerine birbirimizden uzak durmayalım. Ama Bayramda savaş ve kan içinde kalıp Bayramı kutlayamayan din kardeşlerimiz zulüm içinde Bayramı kutlayamadılar. Cenab-ı Mevla’m onlara da barış ve huzur versin.