Boşandıktan sonrada aşk olur mu?

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

Geçtiğimiz gün internet gazetelerini gezerken bir haber gözüme takıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı fetva bölümüne bir hanım soru sormuş, “ biz boşandık ama çocuklarımız bunu anlamasın diye yine eski eşimle bir araya gelip birlikte yaşıyoruz. Ama kimse kimsenin yaşamına karışmıyor, bu şekilde yaşamak dinen caiz mi?” diye soruyor. Hâlbuki bunun doğru olmadığını bal gibi biliyorlar. Ama yaptıkları yanlışa kılıf bulmak için bir gerekçe arıyorlar. Madem yine beraber yaşayacaksın niçin ayrıldınız diye adama sormazlar mı?

      Böyle bir yaşamı muhafazakâr kimse yapsa, ne boynuzluluğunu nede deyüslüğünü koyarlar. Ha feminist kesimde bu şekilde yaşayan birçok insan biliyorum. Hatta bu durumda yaşayan insanlar ilimizde de var, ama onlar için bu yaşam mubah ve adı arkadaşlık. Hatta daha ileriye giderek adının aşkı tazeleme olduğunu bile söylerler.

       Diyanet İşleri Başkanlığı, bu soruya dizileri örnek göstererek cevap veriyor, "boşanma" sorununu mercek altına alarak topluma önemli uyarılarda bulundu. Diyanet, "Ayrılsak da beraberiz" gibi dizilere konu olan, boşandıktan sonra çiftlerin çeşitli sebeplerle aynı evde birlikte yaşamalarının da dinen uygun olmadığını bildirdi. Boşanma sürecinin sancılı geçtiğini aktaran Diyanet, eşlerin birbirleri için bu süreci kolaylaştırması gerektiğini vurguladı. 

      Konuyla ilgili Diyanet’in “Aile” dergisine açıklama yapan Diyanet İşleri Uzmanı Dr. Fatma Bayraktar, “Evliliğin devamı için olduğu kadar, boşanmanın da doğru ve usulüne uygun gerçekleşmesi dini bir gerekliliktir. Kuran'ı Kerim'de bu aşamada kişilik haklarına saygılı olunması ve boşanmanın düşmanlığa dönüştürülmemesi için uyarıda bulunulmaktadır. Evlilik hayatı içinde yaşanan iyi, kötü her şeyin mahremiyet bilinciyle korunması, ifşa edilmemesine dikkat edilmelidir” diye konuştu.

           Eğer sevgi ve saygı eşler arasında mevcutsa karı kocalıkta düzenli ise zaten boşanmaya gerek yok. Boşandı isen tekrar bir araya gelmenin dini kuralları vardır, bu işler çocuk oyuncağı değildir. Bodrum Gündemin isimli dergide Ali Kemalin “bir aşk hikâyesini” okudum. Eğer aşk ve sevgi bu şekilde ise zaten o ailenin yıkılması mümkün değil. Hoşuma gittiği için sizlerle de paylaşayım.

       “Doktor Eser, güzel ve tatlı bir nörolog. Doktor Ali Kemal de dalında son derece iyi bir doktor, halim selim, iyi kalpli, yürekli, çalışkan bir hekim. Tesadüf eseri tanışırlar. Her ikisi de daha önce evlenip boşanmışlar. Tanışır tanışmaz, ilk görüşte aşk denir ya işte öyle birbirlerine âşık olurlar ve evlenirler. Ancak bu mutlulukları bir virgül ile es yaşar.

         Doktor Eser meme kanseri olduğunu öğrenir! Eser, doktor olmanın getirdiği duruş ile güçlü bir kadındır. Ama kişisel özelliğinde; ayakları üzerinde duran, kendi kararlarını veren, biraz otoriter yapı barınmaktadır. Eser, Ali Kemal’in bu hastalık nedeniyle yaşanacaklardan dolayı yorulmasını istemez ve “ayrılalım” der. Ali Kemal’in cevabı “hemen evlenelim” olur.

        Bir erkek; doktor(hem de çok iyi bir doktor), kendi yoğun hayatı içerisinde ağır sorumlulukları ve iki çocuğuna yapması gereken babalığının yanı sıra meme kanserine yakalanan sevgilisinin sorumluluğunu da üstlenmek istiyorsa, o erkeğe adam gibi adam denir!

       Güzel Eser’in tedavi süreci çok zorlu ve yıpratıcıdır; metastaz yapan saldırgan bir türdür savaştıkları düşman. Geceler uykusuz, günler yaşananların gölgesi altında son derece acımasız. Kemiğe sıçrayan kanser, Eser’in uykularını çalar, Ali Kemal kendi uykularını Esere ödünç verir, iyileşmek kaydıyla! Eser sürecin neticesini bildiğinden “boşan benden” der. Ali Kemal asla kabul etmez, saçları ve kirpikleri dökülmüş Eser onun gözünde bir sanat eseridir. “o benim için her haliyle çok güzeldi” diyor Ali Kemal.

       Dönem arkadaşları olarak başsağlığı için gittiğimizde, Eserin fotoğraflarını, hikâyelerini bizlerle paylaşırken, gerçekten âşık bir erkeğin gözleri ile karşılaşmak muhteşem bir duyguydu! Acıdığı için ya da görev bilinci veya sorumluluklarını aksatmayan bir görev adamı edasıyla değil, âşık bir erkek kahramanlığında tüm yaşadıkları. Evet, Ali Kemal bir kahraman, bir aşk hikâyesinin başkahramanı.

        Eser ölmeden önce yapılacaklar listesi arasında, aşkını bulutlarda uçurmak var. Alplere gidiyorlar sevgili arkadaşım Alplerin en tepesine çıkıp Eseri kucağına alıyor “SENİ ŞİMDİ BULUTLARA UÇURUYORUM!” diyerek onu döndürüyor.

        Ali Kemal Eseri yitirdi ve şimdi soruyor “Neden mutluluklar kısa sürmek zorunda” diye. Bizlerin vereceği hiçbir cevap yok. Hayata kafa tutmak mümkün değil, yazgıyı değiştirmek de! Ama bildiğim ve kendisine de söylediğim bir şey var: hayat bize her an oyun oynayabilir, yaşadığımız her anın kıymetini bilerek ona sahip çıkmak lazım. Aşk ise çok ender karşımıza çıkan bir mucize, onun da kıymetini bilmek gerek ve asla aşktan vazgeçememeliyiz!

       Ali Kemal iyi ki Eseri tanımış, kısa da olsa iyi ki bu aşkı yaşamışlar. Yitireceğini bile bile aşk için onca zorluk yaşanır mı? Evet, yaşanır, o yüzden adına AŞK deniyor bu duygunun!

       Arkadaşım Ali Kemal; biliyor musun Eser çok şanslı bir kadın çünkü aşkı yaşamak ve yaşatmaktan korkmayan bir erkekle kısa da olsa birlikte olma şansı yaşamış bir kadın?

       Teşekkürler dostum, teşekkürler Ali Kemal “ aşk için” değdiğine bizi de inandırdığın için.

      Böyle sevgi ve aşk varsa siz onu zaten mezara taşırsınız boşanmanın lafı bile olmaz. Ayrılıp tekrar beraber yaşayıp din ve toplum dışı işler yapmayın.