Büyükbaş hayvanın yaptığını yapamayan acizler

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

Yazımı dikkatlice okumanızı tavsiye ederim. Ancak konuya geçmeden karla ilgili bir kaç satır yazmam gerekir. Malumunuz ülkemiz genelinde olduğu gibi ilimizde de son 20 yılın en iyi karı yağdı. Tabi ben bu karı görünce inanın çocukluğumu yaşadım. Eskiden buna benzer ve hatta daha fazlası kar yağardı. Bunu yeni nesil gençler bilemez. Karla birlikte ulaşım ve yaşam aksadı, aksasın yeter ki rahmet yağsın. Rahmetin yağmaması nedeni ile zaman zaman sıkıntılar yaşadık. Rahmet demek bolluk ve bereket demektir, bu herkese yansır.

Karla birlikte Sayın valimizi tebrik ediyorum, sabaha kadar devam eden karda gece gündüz ekiplerle beraber ve Özel idare genel sekreteri ile ekiplerine destek oldular. Yolcuları ağırlayarak misafir ettiler ve barındırdılar tebrikler sayın valim.

Aynı şekil eleştiriyor diye bize tavır alsalar da doğruyu yazarız. Belediye Başkanı Evren Dinçer de ilimizin merkezinde sürekli ekibi ile beraber olup şehrin yollarının açılmasına destek olmuştur. Sabahın erkeninde misafirlere çorba ikramında bulunmuşlardır, tebrikler.

Gelelim asıl konumuza, üç beş gündür gündemi meşgul eden güya gazeteci Sedef Kabaş’ın Tele 1 programında Sayın Cumhurbaşkanımıza sarf ettiği o çirkin sözler. Tabi sonucunda ise demir parmaklıkları boyladı. Neydi o sözleri:
Kabaş "Çok meşhur bir söz vardır. Taçlanan baş akıllanır diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Büyükbaş hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz. O saray ahır olur" 
Bu sözleri ile Cumhurbaşkanlığı sarayını ahir olarak tanımlarken, Cumhurbaşkanımızı da büyük baş hayvan olarak ifade ediyor. Hangi görüş ve düşünceden olursa olsun, milletin seçtiği bir Cumhurbaşkanını sevmeseniz de, nefret de etseniz ve düşünceleriniz tamamen ters olsa da ona hakaret etmeye kimsenin hakkı yoktur.

Gazeteci değil allame cihanda olsanız bu hakkı size kimse vermez. Bükemediğin bileği öperken saygı duymasını da bilmelisiniz. Milletin ekseriyetinin oyu ile seçilen bir Cumhurbaşkanına ve başka birine hakaret etme hakkınız yoktur.

İcraatlarını ve çalışmalarını beğenmeyebilirsiniz. Bu konuda eleştirebilirsiniz, eğriyse doğruları gösterebilirsiniz, ama hakaret edemezsiniz. Kendinize göre hakaret edip aşağılamaya çalışıp ben sizi oraya layık görmedim yiyemezsiniz, çünkü millet görmüştür.

Büyük baş hayvan diye tabir ettiğiniz o hayvanlara hiç sordun mu ne işe yar
parsın diye? Sorsaydın sana şunları söylerdi; “ etimi yiyorsun, sütümü içiyorsun, dışkımı bile tarlanda kullanıp yararlanıyorsun, dolabını açtığında sucuğun benden, pastırman benden, peynirin benden, Tere yağın benden, köften benden, salam ve sosisin benden. Ayağına giydiğin ayakkabı benden ve pantolona taktığın kemerin benden ben olmasam ayağındaki pantolon tutmaz bir tarafın açık gezersin” dese ne cevap vereceksin?

Ardından hanımefendi sen ne işe yararsın dese ne cevap vereceksin. Etin yenmez, derin giyilmez, vücudun bir işe yaramaz. Küçük bir beynin var onuda doğru dürüst kullanamıyorsan nasıl benle yarış edip aşağılıyorsun, sen önce benim gibi işe yara dese ne yapacaksın? Sen bana yetişemeyecek kadar akılsız acizsin, önce kendini aşağıla demez mi?

Dolayısı ile bazen öyle yanlış yaparız ki, başkasına hakaret ederken mahlukatı ona örnek gösteririz, ama aslında mahlukat kadar akıllı değiliz ve üstelik o sözler ona hakaret olur. Önce kendimize bakmalıyız ve biz neyiz demeliyiz.
Milletin ekseriyetinin oy verdiği insanlara saygı duymalıyız. Saygı duymazsan birileri ve kanun sana saygı duymasını öğretir. Hazımsızlık keskin sirke misali küpüne zarar verdiği gibi, kendinize zarar verir.