Darbe girişimi sonrası idarecilerimiz

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

15 Temmuz darbe girişimi Allahın izniyle atlatılmaya başladı. Nasıl atlatıldığını sorarsanız ülkemin halkı tarafsız taraflı sokaklara dökülerek, tankların önüne kendilerini atarak, darbecilere hayatlarını feda ederek ve 14 gündür sokaklardan ayrılmayarak darbecilere gerekli dersi verdiler. Peki, bu millete kim ne verdide sokaklara döküldüler ve hayatlarını ortaya koydular. Onlar ülke severlik ve vatanlarını müdafaa etmek için meydanlara çıktılar. Peki, meydanlara çıkan bu vatandaşlarımıza idareci ve seçilenler nasıl davranmalı?

      Bu milletin eli ve ayağı öpülmeli, hatta baş tacı yapılmalı. Bunu biraz açmak istersem konu dahada iyi anlaşılır diye düşünüyorum. Gerek bürokratlar ve gerekse seçimle gelenler artık bu milletin ayağına turap olmalılar.

      Eğer darbe başarılı olsaydı ne bürokratlar yerinde kalırdı ve ne de seçilmişler o koltuklarda oturmuş olacaklardı. Eğer o koltukları muhafaza edebiliyorlarsa bu milletin sayesinde ediyorlar, bunu kafalarına kazımalılar.

       Hatta bu idarecilerin nerede ise tamamı darbe başarılı olsaydı demir parmaklıklar arasında olacaklardı. Çoluk ve çocukları perli perişan ve sefil olacaklardı. Ha bu arada işadamlarımız ve zenginlerimizde bu darbeden nasibini alacaklardı.

       Fetö terör örgütüne himmet etmeyenlerin mal varlıklarına el konduğu gibi, banka hesapları dondurulacaktı. Dolayısı ile işadamlarımızda sanmasın ki, darbeden kendilerine bir şey olmayacağını zannetmesinler.

       Öyleyse alt kademenin üstünde görev yapan herkes vatandaşa minnet duymalı. Senin oyunla benim oyum bir mi diyenler şunu bilsinler ki oda bir kişi meydanları dolduran halk da bir kişi. Kendilerini yüksekte görmeden mahiyetinde çalışan işçi ve personeline adam gibi davransınlar. İnsanlara üçüncü sınıf muamelesi yapmasınlar.

      Onların sırtından para kazanırken, onlara insanca muamele etsinler. Onlar olmasaydı bugün ne işyerleri nede patronlukları kalacaktı. Çalışanlara iyi muamele yaparken, onlara da hak ettikleri evlerinin geçimini temin edecek yeterli ücretleri versinler.

       Gelelim şu idarecilerimize, dün kapınızda saatlerce bekletip toplantım var diye içeri almadığınız vatandaşların sayesinde şimdi orada oturuyorsunuz. Zengin ve paralı olanları odanızda saatlerce misafir ederken vatandaşa bugün git yarın gel demekten artık vazgeçin. Eğer demokrasi diyorsanız o zenginler değil bu vatandaşın sayesinde demokratsınız. Vatandaş olmasaydı nah o koltuklarda otururdunuz.

       Cumhuriyetten bu yana vatandaş yıllardır horlanmış ve adam gibi değer verilmemiştir. İşadamları böylede siyasetçilerimiz ve Belediye Başkanlarımız öyle değil mi? Milletin oyu ile gelen vatandaşları üçüncü sınıf vatandaş görmekten vazgeçin.

      Bir kasaba Belediye Başkanı bile vatandaşın oyu ile o makamlara gelmelerine rağmen küçücük bir kasabada bile kapıya koyduğu sekreter vasıtası ile vatandaşları saatlerce kapıda bekletmesin. Açın kardeşim kapılarınızı şu vatandaşlara artık.

      Gerek bürokraside, gerekse siyasilerimizde hiç ayırt etmeden insanlara tepeden bakanlar, kraldan fazla kendisini kral zannedenler şimdi orada oturuyorlarsa bu halkın sayesinde oturuyorlar. Ayakları yerlere bassın halk ile kucaklaşıp hatalardan dönmek fazilet diyerek hatalarından dönüp halkla kucaklayıp onlarla barışsın.

      Darbe girişimi sonrası herhalde bu vatandaşın gücünü görmüşünüzdür. Vatandaşı baş tacı yapın onların ellerini öpün. Köle gibi kapınızda onları bekletmeyin. Açın kapınızı vatandaş sizlere daha rahat ulaşabilsin.

      Milletvekillerinden tutunda bürokrasiye kadar vatandaş rahat bir şekilde size telefonla bile rahat ulaşsın. Bir iş adamı aradığında nasıl onların telefonuna anında çıkıyorsanız vatandaşında telefonuna çıkın kardeşim. İşiniz varsa sonra olsun onlara tekrar geri dönüp arayın. Gönlünü alıp mazeretinizi bildirin, başınız tavana değil önüne baksın.

     Boğazı kravatlılar ve cepleri paralılar sizi bu zalimlikten kurtarmadı mı? Ayağında soğuk kuyu ayakkabısı olan ve ayağındaki şalvarla Hatice bacılar sizlere destek çıktı. Cemaat cemiyet nedir, siyasilerin yanında yer kapmak için üç beş kişinin bir araya geldiği kuruluş Başkanlarına açtığınız kapıları benim vatandaşıma da açın.

       Aksaray da tarikat ve cemaat sayısını hesap etseniz meydandaki vatandaşın sayısının ellide biri değildir. Size bu vatandaş gerekli ve lazımdır, vatandaşın elini öpüp kapılarınızı açın. Kapılarınızı onlara sonuna kadar açın, onları sayılı insan yerine koyun. Sayın Erdoğan gibi kendinizi halka sevdirin.