Siyasetçi milletin gönlüne girmeli

ERDOĞAN KAYA
ABONE OL

      Siyaset gönül alma, gönül yapma ve gönle girme sanatıdır. Bu sanatı her insan beceremez ve becermeye çalışsa da bazen becereceğini zanneden hevesliler de bir gün beceremediklerini görerek becermek için hırs yaparlar. Ama siyasetin mektebi yok, okulu yok. Her ne kadar okullarda ders olarak görsekte, bu iş bir beceri, yetenek ve kabiliyet işidir. Siyaset bazen çok diploma almak ve kariyer yapmakla da olmuyor. Bazen bir ilkokul mezunu yüksek tahsilliler den daha iyi siyaset yapabiliyor. Bunun örmek ve numunelerini geçmişte gördük.

      Siyasetçinin küsme, kin tutma, husumet, dışlama, tavır alma ve görmezlikten gelme gibi bir lüksü yoktur. Bu saydıklarım huyları olanlar hiç bir zaman başarılı olamazlar. Herkesin ayağına gitmek, kızsanız da bunu belli etmeden tokalaşmanız, anan ve baban nasıl demek zorundasınız

      Yoksa eğer bu insanların gönlüne giremezseniz, isterseniz ayağının altına altın döşeyin, kendinizi kabullendiremezsiniz. Vatandaşa tepeden bakmayacaksınız, ben bir koltuk elde ettim diye o koltukta ömür boyu kalacakmış havasına girmeyeceksiniz.

      Vatandaşı dinleyeceksin, telefonuna çıkacaksın, olumlu veya olumsuz bir problemi varsa dinleyeceksin. Gidip seçimden seçime değil zaman zaman fakir fukaranın sofrasına oturup onlarla dertleşecek siniz. Sayın Başkan Erdoğan'ı Erdoğan yapan bu saydıklarımdır.

      Bir gazeteci-Yazar olarak benim ayak basmadığım, ilçe, kasaba ve köy yoktur. Benim kadar Aksaray’ı bileni tanımam. Her köye en az on sefer gitmişimdir. Yazdığım kitap ve çalışmalar dolayısı ile her bölgede çayını içip çorbasını kaşıklayacağım üç beş dostum var.

       Hala geziyor dolaşıyor dostlarımı ziyaret ederim, vatandaşın dertlerini dinlerim sohbet ederim. Geçen iki gün önce Naci Karaköy ağabeyle en az 7 köy kasaba gezdik. Hatta bana bir ara dedi ki, “ her yerde tanıdıkların var sen bu köylümüsün?” bende her bölge ile akraba oldum ağabey dedim.

       Buradan bir yanlış anlama çıkarmayın, ben bir Gazeteci-Yazarım. Bir olay anlatmak için bunu yazdım. 2009 yılı Milletvekili seçimleri var, bir dostumu Milletvekili aday adayı yaptık. Tabi fırsat buldukça temayül oyu için dağ, dere ve tepe dolaşıyoruz.

        Yeterli gezebildiğimizi de düşünmüyorum ama Ağaçören ilçemize bağlı bir köyümüzde delege var. Arayı arayı bulduk, evinin önüne vardık. Telefon açıp aradım ve bana dedi ki, “ sen kimsin ben ahırdayım hayvan yemliyorum”dedi.

        Bende ahıra doğru ilerledim ve ahıra girdim selam verdim. Adamcağız beni görünce şaşırdı, “ ula sen şu gezen adam değilmisin?” dedi.

        Bende “ evet” dedim. Ne aradığımı sordu bende sen delege imişin senden oy istemeye geldim dedim. “Sen adaymısın yoksa” dedi. Bende arkadaş aday adayı, diye tanıştırdım. Bana dedi ki,

        “ bak oğlum önce ayranımızı için, Aksaray buraya 100 km. Mesafede gitmek istemiyordum ama seni severim ayağıma kadar gelmişiniz söz geleceğim” dedi. Temayül günü baktım bu amca ahırına varmamızın hatırına gelip oyunu kullandı.

      Deve dişi gibi aday adaylarının bazılarının aldıkları oyun iki katını bu hatırla alıp geçtik. Herkes aldığımız oya şaşırmıştı. Gönle girmek diye buna denir.

       Uzun lafın kısası milletin gönlüne giren siyasetçiye partili partisiz herkes oy verir. Mesele vatandaşın gönlüne girmek.