FUAT TÜRKER

FUAT TÜRKER

'in Kaleminden...

Bayram Nasıl Bayram Olacak?

05 Eylül 2017 - 09:18

Geçtiğimiz hafta, müthiş bir zulüm yaşayan Arakan Müslümanlarının internete düşen görüntüleri ve Avrupa Rohingya Konseyi’nin, "Myanmar ordusu son 3 günde 3 bine yakın Arakanlı Müslümanı katletti” açıklaması ile irkildik. Neredeyse gerçekliğinden kuşkulanacak derecede ürkütücü fotoğraf ve videolar paylaşıldı. Bu zulüm, bu işkence tek bir hayvana yapılsa dünyayı ayağa kaldırması gerekirken, yine sesler kısıktı.

 

İngiltere'ye tam bağlı olan Myanmar Devlet Danışmanı Nobel barış ödüllü Aung San Suu Kyi, Arakan yanarken, çocuk yaşlı kadın masum binlerce Arakanlı katledilirken, aldığı eğitim(!) gereği Müslümanları suçladı. Lord Palmerston'un sözlerindeki gibi, “İngiltere"nin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır." Arakan’da Çin ve İngiltere’nin enerji hesapları yüzünden askeri bölgeler ilan ediliyor ve köyler yakılıyor, boşaltılıyor.

 

Bir milyonun üzerinde Arakanlı Müslüman, bugün tüm dünyanın gözleri önünde soykırıma maruz durumdayken Birleşmiş Milletler yine sadece kınama ile yetindi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın art arda yaptığı çağrıların ardından BM Genel Sekreterliği, Myanmar güvenlik güçlerinin uyguladığı "aşırılıktan" derin endişe duyduğunu belirterek, itidal çağrısında bulundu. Sanki ortada bir savaş varmış gibi. Savaş yok, soykırım var!

 

Fransız çocuklara günlerce ağlayanlar, Arakan'da 3 günde 3000 Müslümanın katledilmesini, köylerinin yakılıp göçe zorlanmasını, mülteci Arakan'lıların arkadan füzeyle vurulmasını, nehirde boğulan yüzlerce Arakan'lıyı, işkence edilerek öldürülen binlercesini katledilişini görmedi.

 

Ölüm ölümdür. Vicdanı kasılmamış, kalbi kurumamış herkes, her ölümde hassas olmalı. Sadece Fransa’da ya da bir başka ülkede öldürülen masumlara ya da örneğin Aylan bebeğe ağlayanların gözyaşları timsah gözyaşlarıdır.

 

Twitter’da günlerce Myanmar’daki zulümle alakalı açılan tag’ler altında yine ağlayan, slogan atan, beddua edenler, hatta boykota çağrı vardı. Sonuç?..

 

Biz anlamamakta ısrar ediyoruz; bugün en önemli sorunumuz parçalanmışlık. Müslüman ülkelerdeki mezhepler, cemaatler, tarikatlar ve kuruluşlar arasında olması gereken kaynaşma ve yardımlaşma, kısacası dayanışma yok.

 

Oysa Allah, Kur’an’da birlik olarak "birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi"(Saff Suresi, 4) yaşamamız gerektiğine dikkat çekiyor, Şura Suresi, 39. ayette Müslümanları, "haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlar" olarak tarif ediyor. Birlik olmamamız halinde ise “çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider” (Enfal Suresi, 46) buyurarak uyarıyor.

 

Bu ayet, günümüz dünyasında Müslümanların neden yeterince güçlü olmadıkları sorusunun da cevabı. Cevap; “birlik ruhu içerisinde olmamak”.  Oysa birlik olsak İslam ülkelerini kalkındırmak, zulüm görenlere yardım etmek ve onları korumak için gereken fikir mücadelesini yapmak, Kur’an ahlakını tüm dünyaya tebliğ etmek, İslam adına ortaya çıktığını iddia eden sapkın akımları engellemek mümkün olabilir.

 

Allah yolunda olan ve O’na teslim olmuş bir insan, yeryüzünde iyiliğin temsilcisidir. O halde zulme karşı tepkisiz kalamayız. Masum insanları katleden zalimlerin, gerçekte en büyük düşmanı olmalıyız.

 

Gerçek adalet, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan adaletle hükmetmek,  zulme asla rıza göstermemek ve mazlumun yanında olmaktır. Sahip olduğu Kur’an ahlakı ölçüsünde ön yargısız, tarafsız, dürüst, hoşgörülü, merhametli olan kişi, duygularının etkisinde kalmayacak, her durumda doğrudan yana olacak ve Nisa Suresi'nin 48. ayetindeki gibi, "insanlar arasında hükmedildiğinde adaletle hükmedilmesi" buyruğuna uygun adaletle hükmedecektir.

 

Masum insanların kanı akarken kimi zaman sadece izlemekle yetindiğimiz nice bayramlar yaşadık. Biz birlik olmadan gözyaşı dinmeyecek, acı bitmeyecek, zulüm durmayacak. Bunu artık anlamamız gerekiyor. Birlik olmadığımız için çözüldük, yılgınlaştık. Bir olmadan diri olamayız! Bir olmadan bayram yapamayız!   

           

Müslüman, Müslümana yanında olduğunu hissettirmeli. Ebu Leheb'in elleri kurumuştu, vicdanını kasıp zulme gözünü kapatan Müslümanların ise kalpleri… Dünya Müslümanları vicdanları dirildiği, Allah’ın ipine hep birlikte sarıldığı, akan kanlar dindiği ve yeryüzündeki yangın söndüğünde; ancak o zaman bayram “bayram” olacak.

 

Dünya işkenceyi, tecavüzü, vahşeti, soykırımı seyretmeye devam edecek görünüyor. Arakanlılar bize gelsin; açalım kapıları! Balkan savaşlarında bizi açlığa ve ölüme terk etmeyen kardeşlerimizi ölüm tarlalarında Nobel Barış Ödüllü lideri Ang San Su Çi ve diğer çakallara yem etmeyelim!.. Birlikte rahmet vardır. Allah bizi rahmetiyle sarsın, kalplerimizde merhamet kılsın. Acıyı, gözyaşını, zulmü bitirsin ve asıl bayramımıza kavuştursun. Bu bayram hayra vesile olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar