ELİF İNAL

ELİF İNAL

MİNİK YÜREKLERE DOKUNAN ÖĞRETMENLER

24 Kasım 2020 - 10:41 - Güncelleme: 24 Kasım 2020 - 10:47

Yaş 21 bugüne kadar hiçbir zaman çocukluğuma geri dönmek istemedim. Hani hep derlerya insan büyüdükçe çocukluğunu özler diye ben hiç çocukluğuma geri dönmek istemedim tam aksine daha çok büyümek daha çok büyümek istedim. Ama çocukluğuma dair her şeyi unutacak kadar da nankör değilim. Çocukluğum değince aklıma ilk okul yıllarım gelir....

 

Ben bir köy okulunda eğitim gördüm. Hani derler ya: “ Hayattaki en iyi mucize küçükken iyi bir öğretmene rastlamakdır.” diye. Ben galiba çok iyi öğretmenlere rastladım. Çünkü eğer şu an ben öğretmenlik eğitimi alıyorsam hayatımda bana izler bırakan bir kaç öğretmenim sayesindedir. Çünkü öğretmenlik benim için küçükken hayalini kurduğum bir meslek değildi ama büyüyünce" evet bende benim öğretmenlerim gibi bir öğretmen olacağım, minik yüreklerde iz bırakacağım" diyerek seçtiğim bir meslekti öğretmenlik.

Çocukluğum deyince aklıma ilk okulum, öğretmenlerim gelir demiştim ya işte o okulum ve o

öğretmenlerin, anılarım.......

Her sabah sıcak soğuk demeden o kırmızı taşlı yolu koşarak giderdik öğretmenlerimizi karşılamak için. Cami'nin hemen yanında servisten inerlerdi ve inanın her sabah bizi görünce gözlerinin içi gülerdi hocalarımızın. O zamanlar anlamasam da şimdilerde çok iyi anlıyorum ve kendimi defalarca soruyorum acaba ben öğretmen olunca öğrencilerime bu kadar içten ve samimi olabilecek miyim ki diye ve inanın utanarak söylüyorum bu konuda kendime çok ta güvenemiyorum....

 

Sonra birlikte o kırmızı taşlı yolu yavaş yavaş konuşa konuşa yürürdük, bazen öğretmenlerimizin ilk işi sobayı yakmak olurdu sanki kendi yuvası gibi, kendi çocukları gibi..... Ve ben yine ara ara

düşünmekteyim acaba ben öğretmen olunca bunları yapabilir miyim diye.....

Kulakları çınlasın bir hocamız vardı ismi Yakup A. Her ögle vakti omuzuna havlusunu atar, ayağına terliklerini giyer okulun bahçesinde ki çeşmeden abdest almaya giderdi o sırada bizde sizin değiminizle seksek, bizim değimimizle happa oynardık , ip atlardık Yakup hoca ordan geçerken kesin bizim oyunumuza eşlik ederdi. Koskoca adamdı ama o seksek çizgilerinden atlarken bizimle birlikte çocuk oluverirdi. Ve ben bunları hatırladıkca hala düşünmekteyim acaba ben öğretmen olunca böyle olabilecek miyim????

 

Hocamız kaldırım kenarına oturuveriridi bizi üzgün gördü mü , neyin var diye sorardı orada oturan her kim ise, sonra bir de bizi güldürmek için bizim gibi köylü konuşturdu , hemen gülüverirdik tüm sıkıntılarımız o an biterdi. Yakup hocamızla izlediğimiz küçük köy okulunda sinama keyfimiz.... O zamana kadar Buz Devrinin çıkan bölümlerini izletmişti bize, ne kadar büyük birşeydi bizim için, bilgisayardan duvara yansıtıp tv den büyük bir şeyden film izlemek. Bizim güldüğümüz sahnelere hocamız da gülerdi, arada çaktırmadan bakıp mutlu olduğumuzu hissedip oda mutlu olurdu....

 

İşte böyle güzel kalpli bir hocaya denk gelmiştik Allah ondan razı olsun. Daha çok anılarımız vardı. Küçücük yüreğime kayıt edip saklayıp durduğum. Böyle bir kaç hocam sayesinde öğretmenlik mesleğini seçtim bende, bana verilen güzel emeğin karşılığını yine bir köy okulunda minik yüreklere dokunarak vermek adına. Ama ben bu yola çıkarken Atanmış bir öğretmen olmak için değil Adanmış bir öğretmen olmaya niyet ettim.....

İlk okul öğretmenim ve yüreğimde iz bırakan tüm öğretmenlerime......

İLAHİYATCI HANIM

DİKKAT: Yayınlanan Makale, Yorum ve Yazılardan yazarları Sorumludur ve Yazılar Yazan kişilerin görüş ve düşüncesidir. Haber sitemiz bu yazılardan dolayı Sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar