İBRAHİM BAYKAN

İBRAHİM BAYKAN

'ın Kaleminden...

AKSARAYLI AKSARAYLIYI ÇEKEMEZ

23 Nisan 2019 - 13:04

Havasından mıdır? suyundan mıdır? Bilemem ama bildiğim tek şey varsa Aksaraylının, Aksaraylığı çekememesidir.

Bir yabancı bir de Aksaraylı aynı konuda ticaret yapsın. Aksaraylı tüketicilerin tercihi yabancıdan yanadır. Bunlardan Nevşehirli ve Kayserili esnaflar başta gelir.

Şimdilerde nasıldır bilemiyorum ama eskiden sosyal hayatta da böyleydi. Aksaray’a yabancı bir memur tayin olur; Aksaray’ın ileri gelen zengin aileleri okumamış ve evde kalmış kızlarını bunları çağırır kendi elleriyle evlendirirlerdi. Hatta bunlarla evlenen memurlar Dedem Korkut gibi boy boylayıp soy soylarlardı. Daha sonra emekli olurlar yine Aksaray’dan ayrılmazlardı.

Aksaraylının Aksaraylıya fesatlığı ve çekememezliği sadece Aksaray’da değil Aksaray dışında da kendisini göstermektedir.

Kendi yaşadığım bir örneği vermek isterim:

Ankara’da üniversite öğretim üyeliğim esnasında Üniversite-Devlet işbirliği projesi çerçevesinde ben de bir proje teklifi hazırladım. Projemi ilgili Devlet kurumuna sunduğumda bir bürokrat bana dürüst ve samimice; “Bak hocam dedi sen üniversite hocasısın bilemezsin bizde bu işler siyasi yürür” Senin yapacağın iş; şayet bu projeye destek almak istiyorsan konuya siyasi gireceksin dedi.

Be itiraz ettim: “Sizlerden şahsi bir şey istemiyorum ki; size de yararlı olacak bir proje desteği istiyorum.” Bu proje sizin kurumunuza da ayrıca bir prestij ve yarar sağlayacak dedim.

Adam: “Haklısın Hocam ama bu işler maalesef böyle yürüyor” Dedi. Bürokratı samimi bulduğum için sordum:  “Siyasilerden kimi göreceğim?” Aldığım yanıt beni hayli heyecanlandırdı ve sevindirdi. O sıralarda yeni kurulan hükümette görev almış ve O kurumun başına getirilmiş adı bende saklı bir siyasetçimizdi.  Birkaç gün sonra hem kendisini yeni görevinde tebrik etmek hem de projemi kendisine sunmak amaçlı bir randevu aldım.

Randevu günü gittim kendimi tanıttım. Kendisiyle epey yaş farkı olması nedeniyle benden ziyade aile büyüklerimi tanıdığını söyledi. Kısa bir hayırlı olsun muhabbetinden sonra esas konuya girdim projemin amacını özetledim. Bana ne olur dedi ne de olmaz dedi yani Aksaray tabiriyle mışırıklı bir şekilde bana: “Sen dosyayı sekretere bırak bakarız” Dedi ve beni birde sıkı, sıkı sarılıp öperek yolcu etti.

Aradan günler aylar, geçti hemşerimizden ve sekreterinden tık yok. Belki işleri yoğundur diye birkaç kez aradım ne bana dönen oldu ne de arayan. Sonradan öğrendim ki; destek verilen ve ilan edilen projelerin içerisinde benim projem yok.

Ben iş istemedim, başka yüzsüzlerin yaptığı gibi ne bir danışmanlık ne de bir yönetim kurulu üyeliği de istemedim. Sadece Üniversite – Devlet işbirliği çerçevesinde projeme destek istedim.

Aradan çok geçmedi aynı projemi aynı kurumda görevi devralan farklı bir ilin sorumlu siyasetçisine sundum. Şimdi hayatta değil nurlar içerisinde yatsın benim projemi dinledikten sonra bana: “Hocam seni tebrik ederim bu konu tam da bizim aradığımız bir araştırma idi dedi ve bürokratını odasına çağırdı” 

Beni tanıştırdı ve hemen gerekli çalışmanın yapılmasını ve bana her türlü desteğin verileceğini ve bu konuda da bürokratından projenin aşamalarında kendisine bilgi verilmesi talimatını verdi.

Bu proje sadece bu kuruma yararlı olmadı ülke çapında birçok yüksek lisans ve doktora tezlerine de kaynak oldu.

Bu çekememezlik medya ayağında da var. Yine adı bende saklı bir grubun ve bir internet sitesinde yazıyorum; yok efendim kendi reklamımı yapıyormuşum. Bre geri zekâlı benim reklama mı ihtiyacım var? Bu ne fesatlık, bu ne çekememezlik, bu ne terbiyesizlik; çalış sen de sapa keser değil, kesere sap ol.

Akrabalar arasında da durum değişmiyor. Çekememezlik ve fesatlık içlerine oturmuşla. Seni aramaz sormaz ama öküz altından buzağı arayan şapşallarımız da var içimizde. Hadi akraba bir yana da öz kardeş HAKKI yiyenleri Allah ıslah eylesin. Alın size bu da kul hakkı.

Bu tip şapşallar unutmasın ki; öyle lafla helalleşilmiyor. Bedelini ödemeden helalleşme olmaz. Önce kırdığın camın parasını ödeyecek sonra helaleşeceksin.

Hiç kimse kıvırmasın; rahmetli dedem yıllar önce boşuna dememiş. “Oğlum Aksaray’ın Yetmiş Bin evliyası varsa Seksen Bin de münafığı var bunların bir çoğu da akrabandır” Diye.

 

Sevgi ve Saygılarımla

DİKKAT: Yayınlanan Makale, Yorum ve Yazılardan yazarları Sorumludur ve Yazılar Yazan kişilerin görüş ve düşüncesidir. Haber sitemiz bu yazılardan dolayı Sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar