Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Dr. Alaaddin Tok’un Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi’nin Mart 2026 sayısında yayımlanan makalesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun enerji tarihine ışık tutuyor.
“Buhar Çağının İthal Yakıtı
Osmanlı İmparatorluğu’nda İngiliz Kömürü” başlıklı çalışma, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık sorununun yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.
Araştırmaya göre, 1828’de İngiliz gemisi Swift’in İzmir ve İstanbul’a gelişiyle başlayan buhar çağı, Britanya kömürünün Osmanlı topraklarına akışını hızlandırdı. 1838 Osmanlı-İngiliz Ticaret Muahedesi’nin ardından İngiliz kömürü ithalatı patlama yaşadı. 1890’lara gelindiğinde yıllık ithalat 500 bin tonu aşarken, bu miktar aynı dönemde Zonguldak’ta üretilen kömürün çok üzerindeydi.
ZONGULDAK KÖMÜRÜ UNUTULDU
Makalede yer alan verilere göre, özellikle 1890’lı yıllara gelindiğinde Osmanlı topraklarına giren İngiliz kömürü miktarı yıllık 500.000 tonu aşarak, yerli Zonguldak üretimini geride bıraktı. 1897 yılında bu rakam 554.000 tonla zirve yaparken, aynı dönemde Zonguldak havzasındaki yıllık üretim 200.000 tonun altında kalıyordu.
Galata’da Kömür Savaşları
Kömür ticaretinin kalbi, o dönemde Galata ve çevresinde atıyordu. 1900 yılında İstanbul’da faaliyet gösteren 20 büyük kömür tüccarından 18’i sadece İngiliz kömürü satarken, yerli kömür satanların sayısı yalnızca 2’de kaldı.
Foscolo & Mango, Gilchrist Walker & Co., Glamorgan Company gibi dev şirketler, başta Cardiff ve Newcastle olmak üzere Britanya’nın farklı bölgelerinden getirdikleri yüksek kaliteli yakıtları, Tersane-i Amire’den Şirket-i Hayriye’ye, demiryolu şirketlerinden devlet dairelerine kadar her yere pazarlıyordu.
Zonguldak’ın yerli üretimiyle yarışan “Cardiff” ve “Newcastle” kömürleri, Osmanlı Devleti’nin ulaşım ve savunma hattının can damarı haline geldi. Makalede belirtildiğine göre, Cardiff kömürü en kaliteli ve en pahalı ürün olarak öne çıkarken, Newcastle kömürü fiyat açısından ikinci sırada yer alıyordu. Her iki kömür türü de özellikle buhar makineleri için tercih ediliyordu.
Savaşın ve Hızın Yakıtı
İngiliz kömürü sadece gemileri değil, devletin gücünü de yürütüyordu. Kırım Savaşı ve Balkan Savaşları gibi kritik dönemlerde, yerli üretim yetersiz kalınca Osmanlı donanması acil olarak İngiliz kömürüne sarıldı. 1855 sonbaharında yaklaşık 40.000 ton İngiliz kömürü satın alınarak Karadeniz’deki sekiz liman kentine dağıtıldı. 1912’de ise Balkan Savaşı sırasında yaşanan yakıt kıtlığı, yabancı vapurların ve tüccarların depolarındaki kömürlere el konulmasına kadar varan radikal kararlar alınmasına yol açtı.
Hız Rekoru:
1870’lerin verilerine göre, bir buharlı gemi İngiliz kömürü sayesinde yelkenli gemilerin bir sefer yapabildiği sürede İngiltere ile İstanbul arasını tam dört ya da beş kez kat edebiliyordu. Bu durum ticari ürünlerin dolaşımını hızlandırdığı gibi, Osmanlı dış ticaret hacminin artışında da önemli rol oynadı.
Demir Ağlar
Üsküdar-İzmit Demiryolu Şirketi Ocak 1875’te 4.000 ton Newcastle kömürü alımı için sözleşme imzalarken, 1895 verilerine göre Aydın ve Kasaba hatlarında işleyen trenlerde yıllık 19.000 ton İngiliz kömürü yakılıyordu. Anadolu’nun meşesi artık yerini Galler’in kömürüne bırakmıştı.
Askeri Üretim:
Tophane, Tersane-i Amire ve Zeytinburnu Fabrika-i Hümayunu gibi devlet tesislerinde de ithal kömür kullanılıyordu. 1907’de donanma için 30.000 ton Cardiff kömürü alımı yapılırken, 1909’da bu miktar 40.000 tona çıkarıldı.
Kömür Tozu ve Diplomasi
Ancak bu “kara elmas” ticareti her zaman sorunsuz ilerlemiyordu. Şehrin göbeğindeki kömür depolarının yarattığı kirlilik ve yangın tehlikesi, Osmanlı yönetimini sık sık harekete geçirdi.
1888 yılında Haliç kıyısındaki depoların şehir dışına taşınması gündeme geldi. Gerekçe, mahalle sakinlerinin kömür tozundan rahatsız olması ve yangın riskiydi. Ancak yabancı kömür tacirleri bu girişime sıcak bakmadı. İngiliz büyükelçiliği öncülüğünde harekete geçen yabancı temsilcilikler, planın ticaret anlaşmalarını ihlal edeceği gerekçesiyle karşı çıktı. Müzakereler yıllarca sürdü ve 1892’de Meclis-i Vükela, kömür depolarına müdahale edilmemesi yönünde karar aldı.
Gümrük vergileri de bir başka tartışma konusuydu. 1862’den itibaren yabancı vapur şirketleri tarafından kullanılan İngiliz kömürü gümrük vergisinden muaf tutuluyordu. Avusturya Lloyd, Fransız Messageries Maritimes ve Rus Vapur Şirketi bu muafiyetten yararlanan ilk şirketler oldu. Osmanlı yönetimi vergi muafiyetlerini kısıtlayarak hazine gelirlerini artırmak istese de, yabancı devletlerin diplomatik baskıları karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.
Yabancı şirketlerin sahip olduğu vergi muafiyetleri ve depo imtiyazları, enerji ticaretinde Osmanlı Devleti’nin elini kolunu bağlıyordu. 1891 yılında gümrük idaresi, vergi muafiyetleri nedeniyle devletin yılda 27.000 Osmanlı lirasından feragat ettiğini hesaplıyordu.
Cardiff’ten İstanbul’a Uzanan Enerji Koridoru
Makale, İngiliz kömürünün yalnızca İstanbul’da değil, imparatorluğun dört bir yanında tüketildiğini ortaya koyuyor. İzmir’e 1895 yılında 83.000 tonun üzerinde İngiliz kömürü girişi yapılırken, Selanik, Beyrut ve Trabzon da bu ticaretin önemli merkezleri arasında yer alıyordu.
Özellikle İstanbul’un Karadeniz ticaretindeki kilit konumu, limana olan navlun fiyatlarının diğer liman şehirlerine nazaran daha düşük olmasını sağlıyordu. Kömür getiren gemiler genellikle tahıl yüküyle döndükleri için, Karadeniz limanlarının navlun oranları Avrupa limanlarından bile daha düşük seyrediyordu.
Kömür fiyatları ise dönemin ekonomik dalgalanmalarından doğrudan etkileniyordu. Ekim 1872’de bir ton Cardiff kömürü İstanbul’da 51 şiline satılarak rekor kırarken, Fransa-Prusya Savaşı sonrası artan demir-çelik üretimi ve 1900’lerde hızla genişleyen buharlı gemicilik sektörü fiyatları yukarı çeken başlıca etkenlerdi.
“Yerli Kömür de Vardı”
Makalede Zonguldak kömür havzasının öneminin de altı çiziliyor. 1840’larda üretime başlayan havza, özellikle devletin kömür ihtiyaçlarını karşılamada kritik rol oynadı. 1880’lerden itibaren kısmi serbestîyle birlikte özel tüketicilere de açılan yerli kömür, 1896’da kurulan Ereğli Kömür Şirketi’nin modern teknolojileri sayesinde kalite ve üretim miktarını artırdı. 1900’lerin başında Zonguldak kömürü, fiyat avantajıyla yerli sanayide İngiliz kömürüne karşı üstünlük sağladı. Ancak araştırmaya göre, bu başarıya rağmen Doğu Akdeniz pazarının hâkimi 1910’lara kadar İngiliz kömürü olarak kaldı.
BİLGİ KUTUSU
|
Yıl |
İngiliz Kömürü İthalatı (Ortalama) |
|
1871-1885 |
285.000 ton |
|
1886-1899 |
445.000 ton |
|
1897 (zirve) |
554.000 ton |
|
1913 (savaş öncesi) |
460.000 ton |
*Kaynak: The National Archives (TNA), CUST 8/112-140*
KAYNAK: Tok, Alaaddin. “Buhar Çağının İthal Yakıtı: Osmanlı İmparatorluğu’nda İngiliz Kömürü”. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, cilt 13, sayı 35, Mart 2026, ss. 1-23.
Yorumlar
Kalan Karakter: