Bir süredir Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni adım adım dolaşıyorum.
Darende Somuncu Baba Türbesi’nin ardından Malatya.
Malatya, tam bir şantiye gibi. Depremin etkileri hala sürüyor. Şehir adeta yeniden kuruluyor. Dağ taş şantiyeye dönüşmüş binlerce konutun inşası devam ediyor.
Diyarbakır, “Güneydoğu’nun İncisi”, ardından Mardin’deyiz.
Şanlıurfa'da Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Gürbulak'ı ziyaret ediyoruz. İbrahim Tatlıses Kültür Merkezi'ndeki ziyaretimiz sırasında Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Edibe Sözen, Genel Müdür Abdülkadir çay ve BİK Yönetim Kurulu Üyesi Bilecik Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ergün ile karşılaşıyoruz. Öğle yemeğini birlikte yiyerek BİK uygulamaları ile ilgili kısa bir sohbet imkanı buluyoruz.
Şanlıurfa Balıklıgöl ve ardından Kahramanmaraş…
TİGAD’ın düzenlediği , “Digital Medya ve İnternet Gazeteciliği Çalıştayı”na katılacağız.
İnternet Medyası’nın önemli isimleri konuşmacı. İlk oturumun başkanı Haberler Com ve Son Dakika Com Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Teymur. Konuşmacılar, Haberler Com ve Son Dakika Com Genel Yayın Müdürü Avukat Bedia Teymur, bir zamanlar “Dinamit” adlı programı ile milyonları ekranlara kilitleyen usta gazeteci Latif Şimşek, TRT eski haber spikerlerinden, Diriliş Postası Gazetesi’nde yeni yapılanmanın öncüsü Genel Yayın Müdürü Ersoy Dede, Haber Global TV’den program yapımcısı Dilara Sayın ve Irak ve Suriye’de ki olayları bir kenara bırakıp çalıştaya katılmak için Mardin’e gelme fedakarlığını gösteren TİGAD Şırnak Temsilcisi sevgili dostum Halil Azizoğlu.
İkinci oturumda, yine ilginç konu ve konuklar var. Oturum başkanı TİGAD Genel Başkan Yardımcısı Ankara Medya Genel Yayın Müdürü Bayram Polat. Konuşmacılar, Oda TV Yazı İşleri Müdürü sevgili dostum Mustafa İlker Yücel, Hürriyet Gazetesi Yazarı Zeynep Bilgehan, AKİT TV Genel Yayın Müdürü Uğurcan Gökçe ve bir önceki çalıştayda TİGAD üyelerine ev sahipliği yapan Urfa Temsilcisi Mehmet Yetim.
110 Gazetecinin katıldığı çalıştayla ilgili arkadaşlarımızın ortak görüşü, “Verimli ve yararlı bir Çalıştay oldu” şeklindeydi.
Mardin’in tarihi ve turistik değerlerine düzenlenen gezi ise muhteşemdi. Dara Antik kenti, Dara Zindanı, Kasımiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Mardin Etnografya ve Arkeoloji Müzesi, Deyrulzafaran Kilisesi ve insanın içinde kaybolduğu Mardin sokakları. Dar sokakların arasında dolaşırken, tarihin derinliklerine kadar iniyor, ”Dinler ve diller kenti Mardin”e hayran kalıyorsunuz.
Midyat ve Nusaybin. Suriye ile sıfır noktasında Kamışlı ile kucaklaşıyor, Midyat’ın tarihi sokaklarında “Telgari ve Kuyumcu” ustası sanatkarlarla tanışıyorsunuz.
BENİM SÜRYANİ BİR DOSTUM VAR
Midyat sonrası, Arkah- Üçköy’e gidiyoruz.
Arkah, bir Süryani köyü.
Türkçe adı ile ÜÇKÖY.
1915’li yıllarda yaşanan “Ermeni Techiri”ne paralel olarak, Süryani Toplumu da zorunlu göçe uğramış ve şiddet görmüş. Bu dönemde yaşanan olaylar, Türkiye’deki Süryani nüfusunun büyük ölçüde yok olmasına veya göç etmesine neden olmuş. Süryani toplumunu etkileyen bir diğer faktör, terör olayları. Süryaniler, bu yüzden topraklarından ayrılmak zorunda kalmışlar.
Arkah ve çevresindeki 3-5 köyün en büyük özelliği, nüfusun tamamının Süryani olması. Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, yasal bir düzenleme yapılır. Göç eden Süryanilere, “Türkiye’ye dönün” çağrısı yapılır. Türkiye’ye dönen tüm Süryanilere malları geri verilir ve tüm vatandaşlık hakları teminat altına alınır.
Türkiye’ye geri dönen Süryani vatandaşlarımız, Üçköy ve çevresinde Avrupa’da edindikleri mesleklerini bu yörede hayata geçirir. Bölge de onlarca “Pizza Restaurantları” açılır. Ve, yöre, gastronomi merkezi, “Pizza” merkezi haline gelir. İtalyan Pizzası unutulur, Üçköy Pizzaları dünyaya nam salar.
Morris Dal, Arkah/Üçköy’de Pizza Restoranı açan ilk isimlerden birisi.
8 yaşında Türkiye’den ayrılmış, Almanya’da büyümüş, Pizza ve Türk yemeklerinin sunulduğu restoranlarda çalışmış, yıllar sonra baba ocağına dönerek lüks bir “Pizza Restoran” açmış. "İZLA" adını, Mardin- Suriye sınırı boyunca uzanan sıra dağlardan almış.
Restoranda üretilen tüm ürünler Arkah’ta restoran çevresindeki bahçelerde üretiliyor. Hepsi organik.
“Geçtiğimiz yıl 300 kilo domates, onlarca kilo biber, üzün yetiştirdik. Burada yediğiniz tüm ürünler bu bölgenin. Süryani şaraplarını bu yöreye özgü üzümlerden üretiyoruz” diyor.
Ünü o kadar yayılmış ki, İstanbul’dan, Türkiye’nin dört bir yanından hatta yurt dışından insanlar pizza yemek için buraya akın eder hale gelmiş. Otobüsle, uçakla gelen gurupların biri geliyor, biri gidiyor.
Morris Dal’la tanışıyoruz. Uzun uzun, saatler süren sohbetimiz bizi birbirimize yakınlaştırıyor.
Artık, Süryani bir dostumuz var.
Hiç unutamayacağımız dostluğu, misafirperverliği ve sıcak kanlılığı ile anılarımızda baş köşeye oturuyor.
Morris Dal, çok kültürlü, topraklarından uzakta yaşamanın verdiği zorluklarla pişmiş, hayatı sonuna kadar yaşamış ve topraklarına geri döndüğü için sonsuz mutluluk içinde yaşamını sürdüren bir adam. Etkileyici ve büyüleyici bir kişilik.
Arkah’tan 8, daha çocuk yaşta ayrılmış. Türkiye’ye döndüğünde, birkaç kelime dışında Türkçe bilmiyor.
Türkçe öğrenmek için İstanbul’da “Türkçe” eğitim bile almış. Şimdi, benden bile düzgün, kurallarına uygun bir Türkçe dili kullanıyor, konuşuyor ve nerede ise Türkçe diksiyon dersi verecek kadar akıcı, net ve anlaşılır.
Arkah’ın Mezopotamya’ya bakan yamaçları üzerine kurulmuş “İzla Pizzeria”dayız. Sobanın hemen yanı başındaki masa da sohbet ediyoruz. Nefis pizzalarımızı yiyoruz.
Morris, “Pizza yemek için gelen ve uçağını kaçıran insanlar bile oldu. Pizza yemeden buradan gitmem” dediler ve bir sonraki gün başka bir uçakla buradan ayrıldılar” diyor, “İşte böylesine müşterilerimiz var.”
Süryanilerin, Türkiye’nin en büyük zenginliklerinden birisi olduğunu sık sık tekrarlıyor.
Tarihte yaşanan acı olayları, göçleri unutmuş, yeniden baba ocağına dönmenin ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın huzuru içinde.
Morris Dal, şimdi 65 yaşında.
Sempatik ve daima gülen yüzü ile bize Süryani tarihi hakkında bilgiler veriyor.
Morris Dal, benim Süryani dostum.
Arkadaşlığımız ve ilişkimiz devam edecek. İletişim bilgilerimizi paylaşıyoruz. Bize, Süryani Şarabı ve bölgeye özel üretilen kolonyalardan hediye ediyor.
*****
Süryaniler, Mezopotamya kökenli, İsa’nın dilini konuşan Hristiyanlığın en eski halklarından birisi.Türkiye’de özellikle Mardin, Midyat ve çevresinde binlerce yıldır yaşıyorlar. Süryaniler, kültürel ve dini ritüelleriyle Türkiye’nin zenginliği. 20. yüzyıldaki olaylar ve göçler sonucu nüfusları azalmış olsa da, günümüzde İstanbul ve bölgede yaşamlarına devam ediyorlar.
Süryaniler, Asur ve Arami kavimlerinin devamı olarak kabul edilir. Hristiyanlığı ilk kabul eden halklardan. MS 1. yüzyıldan itibaren inançlarını Antakya ve Urfa civarında yaymışlar. Osmanlı İmparatorluğu’nda özellikle Hakkari, Şırnak ve Mardin civarında yoğunlaşan Süryaniler, zaman zaman bölgesel çatışmalardan etkilenmişler.1915 yılında, Ermeni tehcirine paralel olarak Süryani toplumu
Şiddet ve zorunlu göç sürecinden geçmiş. Bu, Türkiye’deki Süryani nüfusunun büyük ölçüde yok olmasına veya göç etmesine neden olmuş. Cumhuriyet’in ilanından sonra da Süryaniler, sosyo-politik nedenler, bölgedeki çatışmalı ortamlar, PKK-Hizbullah çatışmaları gibi sebeplerle Avrupa’ya başta İsveç ve Almanya’ya kitlesel göçler vermiş. Günümüzde Türkiye’de yaklaşık 18.000-20.000 civarında Süryani yaşamakta, bunların büyük çoğunluğu İstanbul’da, bir kısmı ise Mardin ve çevresinde ikamet ediyor.
Mardin’deki Deyrulzafaran Manastırı ve Midyat’taki Mor Gabriel Manastırı gibi tarihi merkezler, Süryani Kadim Kilisesi’nin inanç ve eğitim faaliyetlerini sürdürdüğü önemli merkezler.
Morris Dal, “Mezopotamya medeniyetinin ilk yaratıcıları Süryanilerdir. Bu toprakların yaratıcısı Süryanilerdir” diyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: