Afyon- Sandıklı kadınlarının takılarıyla devlete desteğine teşekkür: Hayriye Altını
II. Mahmud döneminde basılan bu özel altın para, sadece bir ödeme aracı değil; bir milletin fedakarlığının, kadınların dişinden tırnağından artırdığı takılarının ve devletine sahip çıkmasının somut bir hatırasıdır. Peki, bu nadide para neden basıldı, üzerindeki süslemeler ne anlatıyor ve bugün nerede?
Fahri SARRAFOĞLU (İstanbul Seyyahı)
Osmanlı İmparatorluğu’nun en buhranlı dönemlerinden birinde, savaş tazminatlarını ödeyemez durumda olan devlete en büyük desteği halk verdi. Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde kadınlar takılarını, erkekler ise kazançlarını bağışladı. Bunun üzerine Padişah II. Mahmud, bu fedakarlığı ölümsüzleştirmek için "Hayriye Altını" adı verilen özel bir para bastırdı. Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunan örnekler üzerinde yapılan araştırmalar, bu paranın sadece tarihsel değil, aynı zamanda sanatsal açıdan da ne kadar kıymetli olduğunu ortaya koyuyor.
SANDIKLI'NIN FEDAKARLIĞI –
- yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti, ağır savaşların ardından imzalanan Edirne Antlaşması (1829) ile Rusya'ya büyük bir savaş tazminatı ödemeyi taahhüt etmişti. Bu tazminat, devlet hazinesi için adeta bir felaketti.
İşte tam bu sırada Sandıklı halkı, vatanseverlik duygusuyla harekete geçti. Kadınlar takılarını "Sandıklı Sandığı" adı verilen bir fonda topladı; erkekler ve esnaf kazançlarını bu fona aktardı. Toplanan bu yardım, devletin borcunun büyük bir kısmını karşıladı. Bu fedakarlığı duyan Padişah II. Mahmud, "Devletine sahip çıkan bu halk unutulmamalı" diyerek Sandıklı halkının anısına özel bir altın para bastırılmasını emretti. Böylece "hayırlı, iyilik dolu" anlamlarına gelen Hayriye Altını doğdu.
BİR MİLLETİN ALTINDA YAZILI HATIRASI
Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen bu küçük altın para, aslında kocaman bir hikaye anlatır. O hikaye, sadece II. Mahmud'un veya Sandıklılıların değil, zor zamanda kenetlenmeyi bilen bir milletin ortak hikayesidir.
MERAKLISINA NOTLAR
- Piyasadaki Yeri ve Güveni: Hayriye Altınları, 1830 yılında piyasaya sürüldüğünde 20 kuruş değerindeydi. Halkın devlete olan güveni ve paranın içindeki altın miktarının doğruluğu sayesinde kısa sürede en çok tercih edilen yatırım ve birikim aracı haline gelmiştir. (Kaynak: Artuk, İ. & Artuk, C. - Osmanlı Sikkeleri Kataloğu).
- "Gazi" ve "Vaka-i Hayriye" İlişkisi: Bazı tarihçiler, paraya "Hayriye" isminin verilmesini sadece Sandıklı yardımlarına değil, aynı zamanda Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (Vaka-i Hayriye) sonrası devletin girdiği yeni ve "hayırlı" dönemle de ilişkilendirir. (Kaynak: Pamuk, Ş. - Osmanlı İmparatorluğu'nda Para Tarihi).
- Düğün Geleneklerindeki Yeri: Sandıklı kadınlarının bu asil davranışı, Anadolu'da uzun yıllar boyunca gelinlere takılan takıların "Hayriye Altını" olarak anılmasına ve bir sadakat sembolü olarak düğünlerde baş köşede yer almasına vesile olmuştur. (Kaynak: Şafak, G. - Osmanlı Dönemi Takı Sanatı ve Gelenekleri).
BİR MİLLETİN ALTINDA YAZILI HATIRASI
Hayriye Altını, basit bir altın para değildir. O, bir milletin en zor anında nasıl kenetlendiğinin, kadınların takılarıyla devletine nasıl sahip çıktığının, bir padişahın vefasının ve dönemin sanat anlayışının somut bir kanıtıdır.
Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, bir cam vitrinin içinde, 2 cm'den biraz büyük, üzerine delik açılmış, yazıları ve sümbülleri hâlâ okunabilen bu küçük altın, aslında kocaman bir hikaye anlatır. O hikaye, sadece II. Mahmud'un veya Sandıklılıların değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak hikayesidir.
Ve belki de şu an cebinizdeki bozuk paraya bir daha baktığınızda, "Acaba bu paranın da bir hikayesi var mı?" diye soracaksınız. Cevap: Evet, her paranın bir hikayesi vardır. Ama çok azının hikayesi, Hayriye Altını'nınki kadar güzeldir.
HAYRİYE ALTINI'NIN TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Fatma Şahin Gür ve Muhammet Görür'ün "Sultan II. Mahmud Dönemi Sikkelerinde Süsleme Programı" başlıklı çalışmasında incelenen örnekler, bu paranın teknik künyesini şöyle ortaya koyuyor:
|
Özellik |
Değer |
Açıklama |
|
Padişah |
II. Mahmud |
H.1223-1255 (M.1808-1839) |
|
Maden |
Altın |
873 binde ayar (%87,3 altın) |
|
Birim |
Hayriye Altını |
Çifte (3.50 gr), Tam (1.75 gr), Yarım (0.85 gr) |
|
Ağırlık |
1.75 gram |
Yaklaşık 17 kırat |
|
Çap |
21 mm |
Yaklaşık fındık büyüklüğünde |
|
Darp Yeri |
Kostantiniye |
İstanbul |
SANAT TARİHÇİSİNİN GÖZÜNDEN SÜSLEME PROGRAMI
Bu altın para, Barok ve Rokoko üslubunun Osmanlı sanatına yansıdığı minyatür bir sanat eseridir.
- Ön Yüz (Tura): Merkezde II. Mahmud'un tuğrası ve "Adli" mahlası yer alır. Etrafındaki kartuşlarda "Sultan-ü Selatin-i Zaman" (Zamanın Sultanlarının Sultanı) ifadesi okunur. Kartuşların boşluklarına yerleştirilen natüralist sümbül motifleri, paraya dönemin Batılılaşan sanat estetiğini taşır.
- Arka Yüz (Yazı): İstanbul'da darp edildiğini belirten ibare ve padişahın tahta çıkışının 23. yılını simgeleyen rakamlar bulunur.
İncelenen örneklerin üzerinde sonradan açılmış delikler olması, bu altınların halk tarafından sadece para olarak değil, birer "sadakat ve hatıra nişanesi" olarak kolye şeklinde taşındığını göstermektedir.
DİĞER SANAT ESERLERİYLE İLİŞKİSİ
Hayriye Altını üzerindeki sümbül motifleri ve dişli çerçeve tasarımı; Topkapı Sarayı çinilerinden Safranbolu Hamidiye Camii'ne, Gedikpaşa II. Mahmud Çeşmesi'nden Tophane Nusretiye Camii'ne kadar birçok mimari eserde karşımıza çıkar. Bu durum, II. Mahmud döneminde altın, taş ve çini gibi farklı malzemelerde ortak bir "Saray Üslubu"nun uygulandığını kanıtlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: