-
ERDOĞAN KAYA

ERDOĞAN KAYA


Dünyayı görebilmek

29 Mart 2024 - 20:14

  Kime göre nasıl hareket edip, kimi memnun edeceğimizi bizde şaşırdık. “Bazı şeyler için artık sabrım yok! Ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ve üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için…
     
  Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.
     
   Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.
         
Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum.
     
  Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum.
     
  Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyorum. Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum. Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenmekte zorlanıyorum. Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok!”. Kim nasıl ve ne anlarsa anlasın umurumda değil.
       
Yetişme tarzınız farklı olur ama çok tanıdıkla anlaşıp sohbet edemezsiniz. Kendilerini beğenmediğini zan ederler ama yetişme tarzın farklı birbirinizi anlamakta güçlük çekersiniz. Hatta bazen oturup sohbet edecek kimse bulamazsınız, bu yetişme tarzınıza bağlıdır.
     
 Önemli olan ne biliyormusunuz. Beni anlayan arkadaşlarımla bir araya toplanıp sohbet edebiliyorsam. Birçok arkadaşım var demektir.
       
Faturalarımı ödeyebiliyorsam. Bir işim var demektir.
        Pantolonum biraz sıkıyorsa. Aç kalmıyorum demektir.
       Gölgem beni izliyorsa. Güneş ışığını görüyorum demektir.
     
 Otobüsten indiğim yerden iş yerime kadar yolu uzun buluyorsam. Yürüyebiliyorum demektir. Hükümet ve muhalefet hakkında eleştiri yapabiliyor ve bu eleştirileri başkalarından da duyuyorsam Konuşma özgürlüğümüz var demektir.
   
    Otobüs beklerken yanımdaki adam anahtarlarıyla oynuyor ve bu sesten rahatsız oluyorsam duyuyorum demektir. Camları silmem, çatıyı onarmam gerekiyorsa, Bir evim var demektir.
     
  Telefon faturam yüksek geliyorsa, Konuşabiliyorum demektir.
         Doğalgaz faturam yüklü geliyorsa, Isınıyorum demektir.
        Yığınla ütülenecek ve yıkanacak çamaşırım varsa, Yığınla giyeceğim var demektir.
       
 Akşamları kendimi yorgun hissedebiliyorsam ve bacaklarım ağrıyorsa, O gün üretici olmuşum demektir. Ve tüm bunların farkına varabiliyorsam mutluyum demektir.
       
  Ben hayatımdan mutluyum, ne siyasi beklentim var, nede başkaları bana saygı duysun gibi bir kompleksim var.
       
 Bir dakika sonrası ne olacağımızı bilemeyip başkalarını küçümsüyorsam işim bitti demektir. Çünkü herkesin kara toprağa götüreceği 4 metre beyaz kefen, kimse oturduğu yere göre gömülmüyor. Ben böyle ahmaklara çatıyorum, çünkü yarın kimse yüzlerine bakmayacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum