Makale, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yerleşkesi'nin bulunduğu alanın tarihçesini özetleyerek başlıyor:
Fatih Sultan Mehmet dönemi: Alan, İstanbul'un fethinden hemen sonra Eski Saray'ın (Saray-ı Atîk) inşa edildiği yerdir. "Yüksek duvarlarla çevrili, bahçe içinde birçok köşkten meydana gelen Eski Saray, Osmanlı'nın ilk saray binasıdır" (s. 361).
1826 - II. Mahmud dönemi: Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının ardından Eski Saray, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'ye tahsis edilerek Dâire-i Umûr-ı Askeriyye (Askerî Emir Dairesi) olarak yeniden işlevlendirilir.
1826: Bâb-ı Seraskerî olarak bilinen yapılar, mimar Abdülhalim Efendi tarafından Barok üslupta inşa edilir.
1864-1866 - Sultan Abdülaziz dönemi: Dâire-i Umûr-ı Askeriyye yıktırılır, yerine kâgir bir bina yapılır. Fransız mimar Louis Bourgeois tarafından inşa edilen yapı, günümüzde İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Beyazıt Meydanı'na bakan anıtsal giriş kapısı (Taht Kapısı) ve iki yanındaki köşkler de Bourgeois tarafından inşa edilir. "Neo-Klasik-Endülüs-Mağrip etkileri görülen söz konusu kapı, eklektik ve oryantalist bir üsluba sahiptir" (s. 362).
1879: Seraskerlik teşkilatı Harbiye Nezareti'ne dönüştürülür.
1894 depremi: Zarar gören yapı, İtalyan mimar Raimondo D'Aronco tarafından onarılır.
1924: Cumhuriyet'in ilanından sonra bakanlıkların Ankara'ya taşınmasıyla birlikte yapı, İstanbul Dârülfünûnu'na tahsis edilir.
1933: Üniversite reformuyla birlikte İstanbul Üniversitesi adını alır.
Telgrafhane Binası'nın Yeri
Makale, telgrafhane binasının konumunu şöyle tarif ediyor:
"İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yerleşkesi içerisinde 618 ada, 19 parselde, Vezneciler Kapısı'ndan (Harem Kapısı) girince solda Rektörlük Binası'nın (Bâb-ı Seraskerî) kuzey batısında yer almaktaydı" (s. 364).
Tanzimat Devri tarihçisi Ziya Şakir'in (1883-1953) anlatımı da aktarılıyor:
"(...) sola dönüldüğünde sırasıyla, hastahane, mutfaklar, Bâb-ı Seraskerî telgrafhanesi, itfaiye alayının karargâhı ile bu alayın üçüncü ve dördüncü taburlarının koğuşları, arabalıkları ve ahırları bulunuyordu..." (s. 364-365).
Telgrafhanenin Tarihçesi ve Stratejik Önemi
Telgrafın Osmanlı'ya Girişi:
Makale, telgrafın Osmanlı'ya 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında girdiğini belirtiyor:
"İlk telgraf tesislerinin de yine askerî amaçlı olarak 1855'te kurulduğu bilinmektedir. Kırım Savaşı'nın devam ettiği bu sırada ilk sivil hatlar bizzat Osmanlı Devleti tarafından kurulmuş olup ilk telgraf hattı 15 Eylül 1855'te Varna-Şumnu-Rusçuk-Bükreş hattı olarak hizmete açılmıştır. Aynı yıl, İstanbul-Edirne-Şumnu hattı da hizmet vermeye başlamıştır" (s. 378).
Bâb-ı Seraskerî Telgrafhanesi'nin işlevi:
Makale, telgrafhanenin Osmanlı haberleşme ağı içindeki stratejik rolünü şöyle anlatıyor:
"1879'da Seraskerlik Dairesi'ne şifre ile gelen telgrafların şifreleri çözdürüldükten sonra dağıtımının yapıldığı, 'Mektupçuluk Şubesinde' 'Mektupçu' unvanıyla bir memuru ve bir de yardımcısı olduğunu ve '(...) doğrudan doğruya Serasker tarafından yazılacak tezakir, muharrerat, telgrafname ve emirnameleri yazmak, önemli ve gizli haberleşmeyi sağlamak Mektupçu'nun göreviydi. Dairelerden ya da Serasker tarafından yazılan şifreli telgrafnameleri şifrelemek ve şifreli gelen telgrafları çözmek bu şubenin göreviydi..." (s. 365).
I. Dünya Savaşı'ndaki rolü:
"Özellikle I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti'nin mücadele ettiği bütün cephelerde cephe komutanlıklarıyla İstanbul'daki Erkân-ı Harbiyye (Harbiye Nezareti) arasındaki emir ve durum raporları ve talimatlarının dönemin hızlı ve pratik haberleşme aracı olan telgrafla bildirildiği kaynaklardan öğrenilmektedir" (s. 365).
Sivas Kongresi (1919) sırasında:
"Sivas Kongresi toplandığı sıralarda ise kongreye bağlı bir yer, telgraf merkezi olarak seçilmiş ve bu noktadan Harbiye Nezareti Erkan-ı Harbiye Telgrafhanesi ile gizli haberleşmeler kurulmaya başlanmıştı" (s. 366).
Dönemin Harbiye Nezâreti Erkân-ı Harbiye Riyâseti telgrafhane memuru Hacı İshakoğlu Mahmut (Ezan) Hoca'nın hatıratından uzun bir alıntı yapılıyor. İstanbul'un işgali sırasında telgrafhanede tek başına kalan Mahmut Ezan Hoca, İtilaf askerleri tarafından dipçik darbeleriyle dövülerek üç gün hapis tutuluyor (s. 366).
Mimari Özellikler
Makale, telgrafhanenin mimarisini eski fotoğraflar, haritalar ve kazı verilerine dayanarak detaylıca anlatıyor.
Sultan II. Abdülhamid'in Amerikan Kongre Kütüphanesi'ne gönderdiği 1893 tarihli fotoğraf albümünden (Görsel 4):
"Dönemin saray fotoğrafçısı Abdullah Fereres'e ait bu fotoğrafın üzerinde Fransızca 'Seraskerat Telgraf Bürosu' altında ise Osmanlı Türkçesiyle 'Müceddeden inşa olunan Bâb-ı Vâlâ-yı Seraskerî Telgrafhanesi' yazısı yer almaktadır" (s. 367).
Yapının özellikleri (fotoğrafa göre):
- Tek katlı
- Kuzey-güney doğrultusunda uzanıyor
- Dikdörtgen planlı
- Üç yönden ahşap sütunlu bir revakla çevrili
- Üzeri kiremit kaplı kırma çatı
- Ahşap profilli sövelere sahip demir parmaklıklı dikdörtgen pencere açıklıkları
- Simetrik cephe, üçgen alınlıkla vurgulanan üçlü giriş düzenlemesi
- Ortadaki giriş ikili ve dörtlü sütun demetleriyle anıtsal karakterde
Alman Mavileri (1913-1914) haritasında (Görsel 7):
"Söz konusu yapı 'Posta ve Telgrafıhane' (Poste et Telegraphe) olarak belirtilmiştir. Yapının parsel üzerindeki oturumu belirlenmiştir ve ölçüleri okunabilir durumdadır. Yanında yangın pompaları (Pompes à Incendie) binası gösterilmektedir" (s. 371-372).
J. Pervititch Sigorta haritası (1935) (Görsel 8):
"Dikdörtgen planlı tek katlı yapının arka cephesi tuğla duvar, diğer üç cephesi ahşap olup önünde ahşap sütunlarla desteklenen ahşap bir veranda bulunmaktadır. Ön cephesinin ortasında üçgen alınlıklı bir çıkma yapan üç açıklıklı girişi yer almaktadır. Yüksekliği 4 metre olarak verilen yapının üzeri kırma çatı ile örtülüdür" (s. 372-373).
2023 Kazı Çalışmaları
Makale, 2023 yılında yapılan temel araştırma kazılarını detaylıca anlatıyor:
"İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20.09.2023 tarih ve 12253 sayılı kararıyla, alanda İstanbul Arkeoloji Müzesi denetiminde kazı yapılmasına izin verilmiştir" (s. 373).
Kazıda ortaya çıkarılanlar:
- Telgrafıhane binasına ait temel kalıntılarının büyük bir bölümü
- Bir sarnıç yapısı
- İstinat duvarının sınırında bir çeşme haznesi (olduğu düşünülen kalıntı)
Kazı sırasında, kampüse su taşıyan boru hattının yapım aşamasında temel izlerinin kısmen zarar gördüğü de tespit edilmiş (s. 374).
Restitüsyon Projeleri
Makale, kazı verileri ve görsel kaynaklar kullanılarak iki ayrı dönem için restitüsyon projeleri hazırlandığını belirtiyor:
"Birinci dönemde yapının özgün durumu çizilmiş, ikinci dönem restitüsyonu ise 'Alman Mavileri' olarak bilinen 1913-1914 tarihli İstanbul haritasında belirtilen ve sonraki döneme ait ek yapıların izlerini içermektedir" (s. 374).
Yapının ölçüleri: 10.68 x 40.69 metre.
Plan şeması: Dikdörtgen planlı, simetrik ve düzenli. Merkezde salon/koridor, iki yanda odalar. "Müdür odası, muhabere odası, tercüme odası, kalem odası" gibi işleve yönelik mekânlar orta alan etrafına yerleştirilmiş.
Süsleme detayları: Revak korkuluklarındaki ahşap profillerin uçları daireyle sonlanmakta ve içlerinde altıgen yıldız motifleri bulunmaktadır. Bu motifler, Rektörlük Binası'nın ikinci kat mermer korkuluklarındaki yıldızlı madalyonlarla benzerlik göstermektedir (s. 374-377).
Değerlendirme ve Karşılaştırmalar
Makale, Bâb-ı Seraskerî Telgrafhanesi'ni dönemin diğer telgrafıhane binalarıyla karşılaştırıyor:
Telgrafıane-i Âmire (İstanbul, 1854):
"İtalyan mimar Fossati tarafından inşa edilen bu yapı, Neoklasik üslupta, oldukça yalın bir cephe kuruluşuna sahip iki katlı küçük bir binadır" (s. 379-380).
Niş Telgrafhanesi (Sırbistan, 19. yüzyıl):
Tek katlı, dikdörtgen plan kurgusu bakımından Bâb-ı Seraskerî Telgrafhanesi ile benzerlik gösteriyor (s. 380-381).
Konya Posta ve Telgrafıhane binası (uygulanmayan proje):
Her iki yapıda da merkezde salon/koridor ve bu bölüme iki yandan açılan odalar yer alıyor (s. 381-382).
Mimar Louis Bourgeois ile bağlantı:
Makale, telgrafhanenin mimari detaylarının Rektörlük Binası (Seraskerlik binası) ile yakınlık gösterdiğini vurguluyor:
"Özellikle revaklar arasındaki ahşap korkuluklarındaki yıldızlı madalyonlar ile Rektörlük Binası'nın ikinci kat mermer korkulukları arasındaki benzerlik oldukça dikkat çekicidir. Sütunlarla desteklenen anıtsal üçlü giriş düzenlemesi bakımından ise yine Rektörlük Binası'nın üç açıklıklı girişi, Beyazıt Kapısı (Taht Kapısı) ve iki yanındaki köşk (Biniş ve Şehzadeler Dairesi) yapılarının revaklı giriş cepheleri de benzerdir" (s. 382).
Bu nedenle yapının, Bâb-ı Seraskerî ve ona bağlı yapılarla birlikte Fransız mimar Louis Bourgeois tarafından 1864-1866'da yeniden inşa edilmiş olmasının muhtemel olduğu belirtiliyor (s. 382).
Tescil ve Koruma Durumu
Kazı rölövesi ve restitüsyon projeleri ilgili kurul tarafından onaylanmış ve yapı tescillenerek koruma grubu II olarak belirlenmiştir:
"2863 sayılı Yasanın 6. maddesinde belirtilen nitelikleri taşıdığı görüldüğünden tescillenerek koruma grubu II olarak belirlenmiştir" (s. 384).
Sonuç
Makalenin sonuç bölümünde şu tespitler yer alıyor:
"Yazılı ve görsel kaynaklar ile temel araştırma kazısı verileri doğrultusunda hazırlanan mimari projeleri eşliğinde Bâb-ı Seraskerî Telgrafıhanesi tarihî ve mimari açıdan ilk kez bu çalışmada ele alınarak literatüre kazandırılmıştır" (s. 384).
Yapının ne zaman yıkıldığına dair:
"Zaman içinde işlevini kaybettiği için 1950'li yıllarda ortadan kalktığı düşünülmektedir" (s. 384).
Makalenin önemi şöyle özetleniyor:
"Bâb-ı Seraskerî Telgrafhanesine yönelik kazı ve belgeleme çalışmaları, Osmanlı'nın modernleşme sürecinde haberleşme altyapısının mekânsal yansımalarını anlamaya yönelik özgün bir örnek sunmaktadır. Elde edilen bulgular ve hazırlanan projeler, bu yapının tarihî değerini görünür kılmanın yanı sıra, kültürel mirasın korunmasına yönelik akademik ve uygulamalı çalışmalara da metodolojik açıdan önemli katkılar sağlamaktadır" (s. 384-385).
Makale Adı: İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yerleşkesinde Yok Olan Bir Kültürel Miras: Bâb-ı Seraskerî Telgrafhane Binası
İngilizce Adı: A Cultural Heritage that Did Not Survive to the Present Day in Istanbul University Beyazıt Campus: Bâb-ı Seraskerî Telegraph Building
Yazarlar:
- Cemil Akçay (Doç. Dr.) – İstanbul Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü
- N. Çiçek Akçıl Harmankaya (Doç. Dr.) – İstanbul Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü
- Neşe Karaçay (Dr.) – İstanbul Üniversitesi, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı
Yorumlar
Kalan Karakter: