*Kırşehir
===========
Cuma’dan devam.
O zamanki yani 28 Şubat dönemi dernekler Kanunu’na göre anayasal hak olan başörtüsüne konan keyfi yasağı proteste etmek için oluşturulan zinciri oluşturanlara karşı Polis tarafından uygulanan aşırı güç kullanımına karşı yayınladığımız bildiriyi Mülki amire sunmam, onun kabul etmesinin ardından yayın organlarına göndermemiz gerekiyormuş.
Şayet Mülki amir ret ederse bu defada bu bildiriyi mahkemeye sunarak oradan izin alması gerekiyormuş.
28 ŞUBATIN O ZİFİRİ KARANLIK DÖNEMİNDE HANGİ MÜLKİ AMİR VE YARGI MENSUBU KONUYU KINAYAN BİLDİRİYİ BASIN YAYIN ORGANLARINA GÖNDERMEME İZİN VEREBİLECEKTİKİ GİDEYİM!
28 Şubatın hakim olduğu dönemde Mülki amirin bu bildiriye izin vermeyeceği, yargının da aynı yönde karar alacağı kesindi.
Bunu yani Mülki amir ile yargının buna izin vermeyeceği bildiğimden aslında prosedürü de bilmediğimden takip etmeden yapılanı tasvip etmediğimizi belirttiğimiz başkanı olduğum Aksaray Gazeteciler Cemiyeti olarak hazırladığımız aşırı güç kullanımını kınayan bildiriyi başkan olarak imzalayıp basın yayın organlarına göndermiştim.
Polisin yaptığını kınadığımız bildiriyi Aksaray’daki hiçbir basın-yayın organı yayınlamaya cesaret edemedi.
BİLDİRİYİ YAYINLAMAYA CESARET EDEMEYENLERİN İHBARIYLA GÖZALTINA ALINDIM
Bildiriyi gönderdiğim basın yayın organlarının hiçbirinde yayınlanmamasına, yani suç oluşmamasına rağmen dönemin idaresine olan yardakçılıkla kim olduğunu tespit edemediğim veya edemediklerim tarafından Polise yapılan ihbarın ardından işlenmeyen suç için Cuma Namazı sonrası Aksaray Ulu Camii önünde bizzat Güvenlik Şube Müdürü tarafından gözaltına alındım.
Mevcutlu olarak götürüldüğüm Emniyet Müdürlüğünde akıl izan almayan sorularla sıkıştırılmamdan sonra tamamlanan evrakımla adliyeye sevk edilirken şube müdürü tarafından polislere verilen talimatla durumumun aileme bildirilmesi istendi.
“MÜDÜRÜM TUTUKLANACAKMIKİ! AİLESİNE HABER VERİYORUZ?!!!”
Yaptığım Dernekler kanuna muhalefet olduğundan tutuklanma ihtimalim hiç olmadığından bunu bilen ve bu nedenle ara başlıkta belirttiğim müdürlerini talimatına şaşıran Polis memuru da “Müdürüm tutuklanacak mı ki ailesine haber verelim?” diye sorduğu soruyu müdür verdiği cevapta;
”Bu Faşist, Atatürk ve Laiklik düşmanı tutuklanmayacakta gezecek mi?” cevabıyla bana ve benim şahsımda dinimize ve dinimizin mensuplarına kin kustu.!!!
Hukuk o dönemde askeri garnizonlara çağrılarak kendilerine verilen brifinglerle genel olarak gugukla şada kurumun içindeki sağduyulu gerçek hukukçulara dosyamın düşmesiyle tutuklanmamı bekleyenlerin gayreti boşa çıktı.
Yani hevesleri kursaklarında kaldı.
Çıkartıldığım mahkemece dışarıdan yargılanmak üzere serbest bırakıldım.
Uzun zaman devam eden mahkemenin neticesinde ise dernekler kanuna muhalefetten bildiride başkan olarak benim ve bildiride imzası bulunan yönetim kurulu üyelerimizle birlikte her birimiz iki ’şer ay hapis cezasına çarptırıldık.
Cezamız önce paraya çevrildi, ardından ise tecil edildi.
Fakat davamız devam ederken üstümüzde sürekli olarak psikolojik bir baskı kuruldu.
Nasip olursa ve bu arada çök önemli bir gelişme olmaz ise Çarşamba günüde bu konudaki psikolojik baskılardan birisini sizinle paylaşarak bu dönemin hayasızca akınlarına karşı en pasif şekilde direnenlerden biri olmama rağmen yapılan baskı ve baskıcıların muhbirleri konusunda tarihe not düşeceğim.
Sadece anayasa ve yasaların kendilerine verdiği yaratılıştan gelen haklarını kullandıkları için saldırıya uğrayanlara yapılanı kınadığımız için bize yaşatılanın ve buna sebep olan muhbirlerin hak ettiği cezayı bulabilmesi için Çarşamba günkü yazımın takip edilmesi o dönemin demokrasimizin geleceği için soruşturulmasıyla mutlu istikbalimiz için konunun daime zinde tutulması dileğiyle. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Devamı Çarşamba’ya.
Yorumlar
Kalan Karakter: