Maddeye Karşı Mücadele Sadece Operasyonla Değil, Toplumsal Sahiplenmeyle Kazanılır
Bugün gençliği tehdit eden en büyük tehlikelerden biri hiç şüphesiz madde bağımlılığıdır.
Bu mesele artık yalnızca birkaç gencin düştüğü yanlış bir yol değil; aileleri, mahalleleri, şehirleri ve geleceğimizi etkileyen toplumsal bir yaradır. İşte tam da bu noktada Murat Duru tarafından ortaya konulan irade dikkat çekmektedir.
Sayın Valimizin daha önce görev yaptığı yerlerde uyguladığı başarılı projeleri yeniden hayata geçirmek istemesi, bu konuya sıradan bir güvenlik meselesi olarak değil, sosyal bir seferberlik olarak baktığını göstermektedir.
Üniversitede yapılan lansman ve ardından okul aile birliklerinin de katıldığı ilk buluşma, işin ne kadar ciddi şekilde ele alındığını ortaya koymuştur.
Aslında bu mücadelede herkesin yapabileceği bir şey vardır. Kimisi eğitim verir, kimisi spor alanı açar, kimisi sanatla gençlere dokunur, kimisi de bir haberle farkındalık oluşturur.
Ben de kendi adıma radyomda yayınladığım “Bağımlı Olma, Özgür Ol” sloganlı kamu spotları ve müziklerle bu mücadeleye destek vermeye çalışıyorum.
Elimden gelen budur.
Çünkü mesele artık sadece devletin değil, hepimizin meselesidir.
Belediyelerin açtığı bilgihane eğitim merkezleri, spor alanları ve sosyal faaliyetler çocuklarımızın kötü alışkanlıklara yönelmesini engelleme adına çok kıymetlidir.
Emniyet güçlerinin ve narkotik ekiplerinin gece gündüz yaptığı operasyonları da görüyoruz. Uyuşturucu tacirlerine karşı ciddi bir mücadele veriliyor. Ancak kendimize dürüst bir soru sormalıyız:
Bu yeterli mi?
Maalesef hayır…
Çünkü bugün sadece satıcılarla mücadele etmiyoruz. Aynı zamanda bağımlılığın pençesine düşmüş gençlerimizi yeniden hayata döndürmek için de mücadele etmek zorundayız.
Acı olan gerçek şudur ki; bazı gençler maddeyi temin edebilmek için zamanla satıcı konumuna geçiyor.
Bu noktadan sonra mesele sadece güvenlik değil, tedavi ve rehabilitasyon meselesidir.
Bugün bölgemizde bağımlı gençleri uzun vadeli tedavi edecek, onları sosyal hayata yeniden kazandıracak kapsamlı merkezlerin eksikliği hissedilmektedir.
Kısa süreli müdahaleler ya da birkaç muayene ile bu sorun çözülemez.
Gençlerin spor yapabileceği, üretime katılabileceği, psikolojik destek alabileceği, umut bulabileceği yaşam alanlarına ihtiyaç vardır.
Bu konuda geçmişte önemli bir örnek oluşturulmuştu. Ahiler Kalkınma Ajansı destekleriyle ve Kırıkkale Valiliği öncülüğünde kurulan “Huzur Köy” projesi, bağımlılıkla mücadelede örnek bir model olmuştu.
Spor tesislerinden sosyal alanlara kadar gençlerin yeniden hayata bağlanabileceği çok yönlü bir yaşam merkezi oluşturulmuştu.
Biz de Yeşil Doğa Derneği olarak yıllardır bölgemizin kalkınması adına hazırladığımız “Orta Şehir” projesinde bunun daha kapsamlı halini savunuyoruz.
Aksaray, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir illerine hizmet verecek modern bir “Huzur Kasabası” kurulmasının artık zaruriyet haline geldiğini savunuyoruz
.
Çünkü mesele yalnızca uyuşturucunun önüne geçmek değil; madde bağımlılığına yakalanmış gençlerimizi yeniden topluma kazandırabilmektir.
Yapılacak en büyük yatırım da budur.
Bugün Sayın Vali Murat Duru’nun başlattığı bu hareketin en önemli tarafı, herkesi proje üretmeye mecbur bırakmasıdır.
Artık kimse “Ben ne yapabilirim?” deme lüksüne sahip değildir.
Her kurum kendi alanında mücadele üretmelidir.
Okullar eğitimle, belediyeler sosyal alanlarla, medya farkındalıkla, sivil toplum kuruluşları projelerle, aileler ise bilinçle bu mücadeleye dahil olmalıdır.
Ancak burada çok önemli bir başka gerçek daha vardır:
Bu mücadele kişilere bağlı kalmamalıdır.
Bugün Murat Duru vardır, yarın başka bir ile tayin olabilir. Eğer sistem kişilere bağlı kalırsa, gelen her yönetici farklı bir öncelik belirler ve geçmişte yapılan çalışmalar zamanla unutulur.
Geçmişte bunu çok gördük.
Kimisi ağaçlandırmaya önem verdi, kimisi kitaba, kimisi sanayiye… Ama devamlılık sağlanamadığı için birçok güzel çalışma yarım kaldı.
Oysa bağımlılıkla mücadele kısa vadeli değil, nesiller boyu sürecek köklü bir devlet politikası olmak zorundadır.
Bizler gönül ister ki her vali uzun yıllar görev yapsın ve kalıcı eserler bıraksın.
Fakat sistemin gerçeği farklıdır.
Bu nedenle yapılması gereken; projeleri kişilere değil, toplumsal sahiplenmeye dayandırmaktır.
Biz Yeşil Doğa Derneği olarak bu anlayışla çalışmalarımıza başladık.
Yaz aylarında okul bahçelerinin spor ve etkinlik alanlarına dönüştürülmesi için projeler hazırlıyoruz.
Geçen yıl pilot uygulamasını yaptığımız çalışmaları bu yıl daha fazla okulda hayata geçirmek istiyoruz.
Amacımız gençlerimizi mahalle baskısından, kötü çevrelerden ve tehlikeli alışkanlıklardan uzak tutarak kaliteli zaman geçirebilecekleri alanlar oluşturmaktır.
Çünkü bizim için en önemli mesele; memleketin geleceği olan çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyabilmektir.
Gerisi gerçekten teferruattır.
Yorumlar
Kalan Karakter: