Aksaray Valiliği'nin protokol listesine baktığımızda toplumun hemen her kesiminden isimlerin yer aldığını görüyoruz. Ancak protokolün ne işe yaradığını bilen de var, bilmeyen de...
Son yıllarda özellikle bazı meslek gruplarında dikkat çeken bir durum yaşanıyor. Birden fazla dernek kuruluyor ve her yeni oluşumun temel hedeflerinden biri protokol listesinde yer alabilmek oluyor.
Bunun en belirgin örneklerinden biri de gazetecilik mesleğinde karşımıza çıkıyor.
Bir gün Konya'dan değerli bir dostum aradı. Sohbet sırasında, "Başkan, sizin orada kaç tane basın kuruluşu var?" diye sordu. Saymaya başladım. Gazeteciler cemiyetleri, dernekler, platformlar derken sayının çift hanelere ulaştığını fark ettik.
O an dışarıdan nasıl göründüğümüzü daha net anladım.
Peki bu kadar çok cemiyet neyi çözüyor?
Basın mensubu bir arkadaşımızın derdi olduğunda hangi kapıyı çalacağı belli değil. Çok sayıda dernek var ama sorunlara ortak çözüm üretme konusunda aynı başarıyı görmek mümkün değil.
Üstelik her anlaşmazlık yeni bir cemiyetin kurulmasına zemin hazırlıyor.
Bir grup ayrılıyor, yeni bir dernek kuruyor, ardından protokolde temsil talep ediyor.
Sonuç ne oluyor?
Gazeteciler güçlenmek yerine parçalanıyor.
Aslında gazetecileri temsil edecek kişinin protokolde en görünür yerde olması gerekir. Çünkü o kişi yalnızca kendisini değil, meslektaşlarını temsil etmektedir.
Ancak çok sayıda dernek ve çok sayıda başkan ortaya çıkınca temsil gücü de zayıflıyor. Birinin yapamadığını diğerinden bekleyen, sorumluluğu birbirine atan bir yapı oluşuyor.
Bu nedenle protokolde yer almak tek başına bir amaç olmamalıdır.
Protokol, sadece bir listede isim yazdırmaktan ibaretse bunun mesleğe de topluma da ciddi bir katkısı yoktur. Asıl önemli olan temsil güçlüdür. Protokolün ciddiyetini düşürmeye kimsenin hakkı yok
Gazetecilik mesleğinde yapılması gereken; sürekli yeni dernekler kurmak değil, ortak bir çatı oluşturmaktır. Bir federasyon kurulabilir ve tüm meslek örgütleri bu yapı altında birleşebilir.
O dönem federasyonun başında kim varsa gazetecileri o temsil eder.
Valilikte, belediyede, resmi törenlerde ve toplantılarda mesleğin ortak sesi olur. Gazetecilerin taleplerini, sorunlarını ve beklentilerini ilgili makamlara iletir.
İşte o zaman protokolde bulunmanın bir anlamı olur.
Çünkü herkes bilir ki o koltukta oturan kişi şahsını değil, bir mesleği temsil etmektedir.
Bugün yaşadığımız sorun gazetecilikle sınırlı değildir. Birçok meslek grubunda benzer bir dağınıklık görülmektedir. Bu nedenle protokol listeleri hazırlanırken yalnızca sayı değil, temsil kabiliyeti ve kurumsal ciddiyet de dikkate alınmalıdır.
On bir dernekle temsil olmaz.
Temsil gücü birlikten doğar.
Aksi halde ortaya çıkan şey temsil değil, kaostur. Ve ne yazık ki bugün yaşadığımız tam olarak budur.
Yorumlar
Kalan Karakter: