Bazen bir şehir, yöneticisinin vizyonu kadar büyür. Bazen de bir yöneticinin vicdanı kadar derinleşir. Kayseri'de son dönemde yaşanan tabloyu doğru okumak isteyen herkesin görmesi gereken gerçek şudur: Bu şehirde sadece bir proje yürümüyor; bir irade inşa ediliyor.
Uyuşturucu batağına sürüklenmiş bir gencin annesinin feryadıyla başlayan süreç, klasik bir bürokratik refleksle geçiştirilebilirdi. "İlgileniyoruz" denir, dosya kapanır, hayatlar karanlığa terk edilirdi. Ama öyle olmadı. O çığlık duyuldu. Daha önemlisi, o çığlık sahiplenildi.
Gökmen Çiçek, meseleyi sadece bir güvenlik sorunu olarak okumadı. Olayı, sosyal çözülmenin alarmı olarak gördü. Çünkü bugün Türkiye'nin en büyük tehlikelerinden biri, suç yaşının dramatik biçimde düşmesidir. Henüz çocuk sayılacak yaşta gençlerin adliye koridorlarında dolaşması, sadece bireysel hatalarla açıklanamaz. Bu, sistemsel bir boşluğun göstergesidir.
İşte o boşluğu doldurmak için Erdemlerimizle Varız (ERVA) Projesi devreye alındı. Bugün 65 spor okulu ve 16 bin öğrenciye ulaşılmış durumda. Bu rakamlar basit bir faaliyet raporu değildir. Bu rakamlar, sokaktan çekilen 16 bin genç demektir. Bu rakamlar, bağımlılığa teslim edilmeyen 16 bin hayat demektir. Bu rakamlar, devletin "Ben buradayım" deme biçimidir.
Açık konuşalım: Çocuk yalnız kalırsa, onu sokak sahiplenir. Aidiyet boşluğu, en tehlikeli boşluktur. Genç bir zihin kendini değersiz hissettiğinde, onu ilk sahiplenen yapı genellikle karanlık çevreler olur. İşte tam burada spor devreye giriyor. Spor sadece fiziksel aktivite değildir; disiplin demektir, hedef demektir, mücadele demektir, aidiyet demektir. En önemlisi de bir çocuğa "Sen değerlisin" mesajını vermektir.
Gökmen Çiçek'in yaklaşımı tam olarak budur. O, gençliği potansiyel suçlu olarak değil, potansiyel değer olarak görüyor. Bu bakış açısı sıradan değildir. Bu bakış açısı, yönetim anlayışının merkezine insanı koyan bir perspektiftir. Çünkü devlet dediğimiz yapı sadece ceza kesen bir mekanizma değildir; aynı zamanda el uzatan bir şefkat makamıdır.
Kayseri'de hayırseverlerin de desteğiyle büyüyen bu model, devlet-millet dayanışmasının somut örneğidir. Kamu kaynaklarının gençliğe yöneltilmesi gerektiğini yıllardır savunuyoruz. Eğer tasarruf yapılacaksa spor salonlarından değil, gösterişten yapılsın. Eğer bütçe kısılacaksa gençliğin geleceğinden değil, lüks harcamalardan kısılsın. Çünkü gençliğe yapılan yatırım, bir harcama değil; ülkenin geleceğine atılan imzadır.
Bugün 16 bin öğrenci sporla buluşuyorsa, bu sadece sportif bir başarı değildir. Bu, sosyal bir dönüşümün başlangıcıdır. Bir çocuğun hayatı değiştiğinde, ailesi değişir. Aile değiştiğinde mahalle değişir. Mahalle değiştiğinde şehir değişir. Büyük dönüşümler, küçük ama kararlı adımlarla başlar.
Gökmen Çiçek'in en önemli farkı, sorunu seyretmek yerine müdahale etmesidir. Türkiye'de çoğu zaman yöneticiler sorunları konuşur, raporlar hazırlar, toplantılar yapar. Ancak sahaya inmek, risk almak, sorumluluk üstlenmek başka bir cesaret ister. Kayseri'de gördüğümüz tablo, tam olarak budur: Sahaya inen bir yönetim anlayışı.
Şunu da görmek gerekir: Suçla mücadele sadece emniyet tedbirleriyle yürütülemez. Önleyici sosyal politikalar üretmeden kalıcı sonuç almak mümkün değildir. ERVA modeli, önleyici yaklaşımın güçlü bir örneğidir. Çocukları suça karıştıktan sonra değil, suça sürüklenmeden önce kazanmayı hedefliyor.
Gençlerin dijital yalnızlık içinde büyüdüğü, mahalle kültürünün zayıfladığı, aile bağlarının eski gücünü kaybettiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu yalnızlık, en büyük risk alanıdır. "Çocukların yalnızlık hislerinde kendi kaderleriyle baş başa kalmamaları için bir şey yapmalıyız" anlayışı, işte bu çağın ihtiyacıdır.
Biz yıllardır kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını savunuyoruz. İsrafı eleştiriyoruz. Çifte standardı eleştiriyoruz. Ancak doğru yapılan işi de teslim etmeyi biliriz. Kayseri'de ortaya çıkan tablo, doğru bir yönetim refleksidir.
Bu modelin Türkiye geneline yayılması gerektiğini açıkça söylemek gerekir. Her ilde benzer spor okulları kurulmalı, her mahallede gençlerin tutunabileceği bir alan oluşturulmalıdır. Çünkü gençliği kaybeden bir millet, geleceğini kaybeder.
Gökmen Çiçek'i farklı kılan, bir annenin gözyaşını istatistik olarak görmemesidir. O gözyaşını bir sorumluluk olarak görmesidir. Yönetim dediğimiz şey, bazen bir çocuğun elinden tutmakla başlar.
Bugün Kayseri'de yükselen bu sosyal seferberlik, bir şehrin kaderine dokunuyor. Yarın daha da büyüyecektir. Yeter ki bu irade sürsün. Yeter ki gençliğe yatırım bir tercih değil, zorunluluk olarak görülsün.
Çünkü gerçek nettir: Çocuklara sahip çıkarsanız gelecek güçlenir. Çocukları yalnız bırakırsanız karanlık büyür.
Kayseri'de bugün büyüyen şey, sadece spor okulları değildir. Büyüyen şey, umuttur.
Kalın Sağlıcakla….
Yorumlar
Kalan Karakter: