Bir Süredir Kardeşi Kardeşe Tanıtma programı yapmaya çalışıyorum Aksaray Üniversitesinde davet Ettiğim Prof. Dr. Ali Kafkasyalı’dan ‘’İran Coğrafyasında Türk Kültür Değerleri’’ konulu konferansı dinleyince bütün bildiklerimizin ötesinde Türk varlığını duyduk ve sahipsizlik hissine kapıldım.
2026 yılına girerken çağdaş dediğimiz Dünyanın bazı coğrafyalarında acılar çığlıkla yaşanır, bazı yerlerde ise sessizlikle… Doğu Türkistan, bugün ne yazık ki ikinci gruba giriyor. Haritalarda adı olan ama vicdanlarda giderek silinmek istenen bir coğrafya. Oysa orada yaşananlar, yalnızca bir halkın değil, insanlığın sınavıdır.
Yıllardır milyonlarca Uygur Türkü, kendi vatanında kimliğinden, dilinden, inancından ve kültüründen vazgeçmeye zorlanıyor. “Eğitim merkezi” adı altında kurulan kamplar, gerçekte birer toplama alanına dönüşmüş durumda. Aileler parçalanıyor, çocuklar ana-babalarından koparılıyor, bir halk hafızasız bırakılmak isteniyor. Bu tabloyu tarif etmek için kullanılan kelimeler yetersiz kalıyor; çünkü yaşananlar sıradan bir baskı değil, sistematik bir yok etme politikasıdır.
Daha acı olan ise, bu büyük dramın dünyanın gözleri önünde yaşanmasıdır. Uluslararası kuruluşlar raporlar hazırlıyor, insan hakları savunucuları uyarılarda bulunuyor; ancak somut adımlar atılmadıkça bu raporlar yalnızca arşivleri dolduruyor. Ekonomik çıkarlar, siyasi dengeler ve stratejik hesaplar, insan onurunun önüne geçiriliyor. Böyle zamanlarda sessizlik, tarafsızlık değil; zalimin yanında saf tutmaktır.
Doğu Türkistan meselesi sadece bir “Türk” ya da “Müslüman” meselesi değildir. Bu, insan olmanın gerektirdiği vicdani bir duruştur. Bugün Doğu Türkistan’da yaşananlara göz yuman bir dünya, yarın başka bir coğrafyada benzer acıların yaşanmasına da zemin hazırlar. Zulüm coğrafya tanımaz; sessizlikle beslendikçe yayılır.
Ancak tarih bize şunu da öğretmiştir: Hiçbir baskı sonsuza kadar sürmez. Kimliğini, inancını ve kültürünü korumak için bedel ödeyen halkların direnci, en sert duvarları bile çatlatmıştır. Doğu Türkistan halkının sesi bugün kısılmak istense de, hakikat er ya da geç yolunu bulur.
Bizlere düşen görev açıktır. 2019 yılında Yeşil Doğa Derneği öncülüğünde Aksaray Milli İrade meydanında ASÜ’lü öğrenciler dahil 5000 kişiyle birlikte miting ayarında basın açıklaması yapmıştık ama yetmez Unutmamak, unutturmamak ve her platformda bu zulmü dile getirmek. Çünkü adalet, ancak hatırlayanların ve konuşanların omuzlarında yükselir. Doğu Türkistan, sessizliğe terk edilemeyecek kadar büyük bir insanlık meselesidir.
Ve unutulmamalıdır ki; zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün, hakikat ondan her zaman daha dirençlidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: