-
ERDOĞAN KAYA

ERDOĞAN KAYA


Kara hasret kaldık

06 Aralık 2016 - 10:19

        Bugün kış ve kara hasret kaldığımız ile ilgili bir yazıyı kaleme alacağım. Yalnız dünkü yazıma kısaca değinip geçeceğim.

       Dün Cemaatler elini maarif sistemden çeksin diye bir yazı yazmıştım. Yazımın başına da bu yazımdan dolayı eleştiri alacağımı sizlerle paylaşmıştım. Aynen dediğim gibi olduğunu söyleyebilirim. Yazımın altına yapılan yorum ve mesajların dışında beni telefonla arayanlar oldu. Biliyorum ki bunlar ayrıca bana tavırda alacaklar. Valla kimse kusura bakmasın, halkın ve kamuoyunun genel düşüncesi benim düşüncelerimin aynısı. Tepki dışında birçok tebrik aldığımı unutmasınlar.

      Müslüman maarif sistemi için para toplamaz, çünkü devlet bu işi zaten yapıyor. Okul ve yurt açan kimse bu işi kazanç elde etmek için yapmalı. Bu kurumlarda kuran talebesi okutuyor gibi algı oluşturup para toplamamalı.

       Servet Karatay hocama aynen katılıyorum, vakıflarda para toplanıyorsa bu para vakfın amacında kullanılmalı. Yoksa gelip gidene çorba ve çay için kullanılmamalı. Buraya gelenler içecekleri çay ve çorbanın parasını cebinden vermeli. Fakir fukara edebiyatı yapmanın bir mantığı olmasa gerek. Zaten fakir öğrencilerin elinden devlet tutuyor. Din öğretmesine karşı değilim din öğretilmeli. Ama maarif okulu adı altında değil, kuran kursları devlete ait zaten var. Cemaatler okul yerine kuran ve sünneti kapılarını açarak öğretmeli. Birde ben o yazımda belli bir cemaat ve kesimi kast etmedim yazım geneli ilgilendirmektedir.

      Bu konu ile ilgili daha farklı yazıyı kaleme almak istemiyorum. Kış deyince çocukluğum ve gençliğim aklıma geliyor. Sık sık kar yağmadı ve kış kurak geçiyor diyoruz ya. İnanın bende o karları ve yağışları özledim.

      Karda ve buzda oynamayı bırakın torunlarla kartopu oynayamıyoruz. En önemlisi kurak kışın bedelini sadece çiftçilerimiz ödemiyor. Hepimiz bundan etkileniyoruz. Çiftçinin durumu iyi olmazsa hepimiz bundan etkileniriz.

      Ekonomiden tutun hayatın gıda ihtiyaçları çiftimizin durumunun iyi olmasına bağlı. Gıdanın dışında hayatımızın ayrılmaz parçası ve devamı olan içme suyu yağışa bağlıdır. Yağışların olmaması içme suyu muhtaçlığı demektir.

       Yeni nesil gençler bilmez ama belli kuşağın insanları kar yağsa da topraktaki mikrop kırılsa derler. Gerçektende toprak ve doğadaki mikrobun temizlenmesinde karın büyük yararı vardır.

      Doğanın yeşilliği de kar ve yağışa bağlıdır. Yağış olmazsa doğadaki bitkilerde olmayınca hayvanların yaşaması zorlaşır. Hayvansal gıdalarda soframızı süslemezler. Aynen bunun gibi meyvelerin soframıza gelmesi için yağışa ihtiyacımız vardır.

       Son on yıldır ülke genelinde bir kuraklık mevcuttur. Karı göremediğimiz gibi yağışları göremez olduk.

      Bir hafta önce gece yağan kara baktım 15 dakika sonra kesildi. İnanın kar yağışını bile seyretmeyi özlemişiz. Yeni doğan çocuklar karla tanışamadı.

      Tabi her şeyin en iyisini yüce Rabbimiz bilir. Bizim gibi aciz kullarını darlıktan ve kuraklıktan kurtarır. Bu gidiş pek hayra alamet değildir. Bugün bu gidişle belkide çok yağış alan yerlerde akan o güzelim sulara da hasret kalacağız.

       Bunda biz günahkâr kullarının da suçu az değildir. Belki bir imtihan ve sınavdan geçiyoruz. Rabbim belki biz kullarını imtihan ediyordur. Benliğine ve kendilerine döner diye bizleri terbiye ediyordur.

      Yüce Rabbimiz bizleri açlık ve susuzlukla terbiye etmesin. Amin.

YORUMLAR

  • 0 Yorum