Aslında “Dünya Kadınlar Günü” diye bir gün yoktur, olması da mantıken sorunludur. Çünkü insanın kendi seçimiyle elde etmediği, sadece doğuştan sahip olduğu bir özellik üzerinden övünmesi anlamsızdır. Düşünün: Dünya Solaklar Günü veya Dünya Mavi Gözlüler Günü gibi, iradeyle kazanılmamış her özellik için bir gün ilan etseydik takvim dolup taşar, fakat bunun hiçbir anlamı kalmazdı. Bir sorunu sadece kadınlık ya da etnik köken gibi kimlikler üzerinden ele almak; arkadaki ekonomik güç dengelerini ve sömürü ilişkilerini görünmez kılar. Bu yüzden sorun da çözülemez.
Belirli bir alanda bedel ödeyen, dünyayı daha adil kılmak için emek harcayan insanlar, verdikleri o mücadeleyle anılmayı hak ederler. Ancak bir hak arayışını etkisizleştirmenin en kestirme yolu; onu içeriğinden koparmak ve sıradanlaştırmaktır. 8 Mart’ın “Emekçi Kadınlar Günü”nden sadece “Kadınlar Günü”ne dönüştürülmesi bu stratejinin en somut örneğidir. Bu bilinçli kelime oyunu ile kadının fabrikadaki mesaisi ve tarladaki çabası gizlenirken; ev içinde yirmi dört saat çalışan, çocuk ve yaşlı bakan milyonlarca kadının yaptığı iş de “çalışma” sayılmayarak iyice görünmez kılınmıştır. Böylece tarihsel bir hak arama direnişi, içi boşaltılarak sadece bir cinsiyet kutlaması haline getirilmiştir.
Oysa 8 Mart’ın kökeni sınıfsal bir direnişe dayanır. 19. yüzyılda ağır koşullarda çalışan kadın işçiler greve çıkmış, bu mücadelede hayatını kaybedenler olmuştur. Bu nedenle 1921’de günün adı açıkça “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul edildi. Birleşmiş Milletler’in 1977’deki ilanı ise günün emek ve sömürü ilişkileriyle bağlantısına değinmeden onu daha genel bir çerçevede tanımladı.
8 Mart’ı sadece "Dünya Kadınlar Günü" olarak adlandırdığınızda, aralarında uçurumlar olan iki farklı dünyayı aynıymış gibi gösterir ve safları karıştırırsınız. Örneğin; halkı sefalet içindeyken Avrupa’dan helikopterle özel siparişler getiren bir diktatör eşi ile aynı ülkede çocuklarını aç yatırmak zorunda kalan emekçi bir kadını aynı günün öznesi yaparsınız. Holding yönetim kurullarında oturup servetini dövizle katlayan bir iş kadını ile asgari ücretle, hiçbir güvencesi olmadan hayata tutunmaya çalışan bir işçiyi aynı kefeye koyarsınız. Lüks plazalarda binlerce kişinin işine son veren kadın yöneticilerle, o plazaların temizliğini yapan taşeron işçi kadınlar aynı safta değildir. Podyumlarda "kadın hakları" yazılı bin dolarlık tişörtlerle yürüyenlerle, o tişörtleri tozlu atölyelerde karın tokluğuna diken tekstil işçileri arasında bir çıkar birliği yoktur. Bu "kadın" etiketi altındaki eşitleme, ezen ile ezileni aynılaştırarak sömürülenlerin sesini kısar.
Sorunları çözmek için onları doğru adlandırmak gerekir. İçinde yaşadığımız düzen erkeklerin değil; gücün ve paranın egemen olduğu bir düzendir. Bu düzende kadınlar, çocuklar, yoksullar ve mülteciler, yani güçsüz bırakılan herkes ezilir. Hatta doğa, hayvanlar ve bitkiler de bu her şeyi paraya çevirmek isteyen acımasız düzenden payına düşeni alır. İşte 8 Mart; hem üretimde hem de evde yok sayılan tüm bu emeklerin ve direnişin adıdır. Gerçek mücadele kadın ile erkek arasında değil; emeği sömürülenler ile emeği sömürenler arasındadır. Bu kavga eşe, kardeşe ya da babaya karşı değil; emeği gasp eden adaletsiz düzene karşıdır. Hedef tahtasına cinsiyetleri değil sömürü sistemini koyduğunuzda, kimin ezen kimin ezilen olduğu daha net görülür. Ancak o zaman saflar belirginleşir ve mücadele gerçek gücünü kazanır.
Eşi, kızı ya da kız kardeşi ezilen bir toplumda, vicdan ve sağduyu sahibi bir erkeğin bu durumdan etkilenmemesi imkânsızdır. Çünkü kadın emeğinin sömürülmesi, sadece kadını değil, onunla aynı hayatı paylaşan erkeği de bu adaletsizliğin doğrudan mağduru haline getirir. Evde, fabrikada veya tarlada kadının üzerine yıkılan her haksız yük, o yaşam alanındaki ortak refahı ve huzuru aşağı çeker. Nitekim toplumun bir yarısının sömürüldüğü ve güvencesiz bırakıldığı bir düzende, diğer yarısının gerçek bir refaha ulaşması mümkün değildir; bu durum eninde sonunda tüm toplumu kuşatan yapısal bir sorun haline gelir.
Bu nedenle, tüm emekçi kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bu gün, onların günüdür.
Yorumlar
Kalan Karakter: